Yabancılaşan İnsanlık

Yabancılaşma kavramının Sosyolojik, Ekonomik, Kültürel ve Psikolojik olarak tanımlanabilecek olan dört farklı boyutu vardır. Ancak bu boyutlar iç-içe geçmiş durumda, karmaşık ve girift bir ilişki içindedirler. Günümüzde tüm Batı dünyasında yabancılaşma olgusu hüküm sürüyor. Avrupa’da mülteciler geri çevriliyor ve sınırlarda türlü zorluklar çıkarılıyor. Amerika’da Meksika sınırına yüksek bir duvar örülüyor. Bu genel olgunun nedenleri üzerinde durmak isterim.

Charlie Chaplin / Modern Zamanlar 1936
Sosyolojik Yabancılaşma

Belli bir insan grubu kendi ülkelerini terk edip farklı bir ülkeye yerleşmeye gittiklerinde yerli halk tarafından yabancı muamelesi görürler ve sosyal baskılarla karşılaşırlar. Bu tepkinin nedeni genelde sanıldığı gibi yabancı düşmanlığı değildir. Altta yatan asıl neden ekonomiktir. İnsanlar yabancıların gelişiyle işlerini kaybedeceklerinden korkarlar. Demek ki, her türlü yabancılaşma duygusunun kökeninde ekonomik çıkarlar yatıyor. İnsan sosyal bir canlı türü olduğundan sosyal akımlardan etkilenir. Eğer bir toplumda liderler veya medya grupları yabancı akımına karşı çıkarlarsa, kısa sürede bu görüşün halk arasında da yaygınlaşıp güçlendiğini görürüz.

Amerika toplumu tümüyle göçmen Avrupalılardan oluşmuştur. Kendileri bir zamanlar bu yeni kıtaya göç edip geldiklerinden göçmen olmanın ne demek olduğunu bilmeleri ve yeni göçmenlere daha anlayışlı davranmaları beklenirken tam tersi oluyor. Kendileri bir zamanlar ülkeye gelmiş yabancı göçmenler olduklarını unutuyorlar ve yeni gelenlere kapılarını kapıyorlar. Eğer yeteri kadar geriye bakıp tarihin derinliklerine uzanacak olursak, görürüz ki “gerçekten yerli” denebilecek toplum çok az sayıdadır. Amerika yerli halkı olarak kabul edilen Kızılderili grupları dahi yeni kıtaya Bering kara köprüsü üzerinden binlerce yıl önce Asya’dan gelmişlerdir. 17. yüzyıldan itibaren kıtaya gelen Avrupalılar silah zoruyla yayıldılar ve Kızılderilileri “reservation” denen kıtanın çorak bölgelerde yaşamaya zorladılar.

Ekonomik Yabancılaşma

Sosyolojik yabancılaşma eyleminde toplumların silah gücü ve bu silah gücünü oluşturan ekonomik gelişmişlik boyutu önemli olmaktadır. Ekonomik gücü elinde bulunduranlar hem yabancılaşmakta hem de yabancılaştırmaktadırlar. Ekonomik güç sadece silah gücü değildir. Medya denen sesli ve yazılı iletişim araçları ile film endüstrisi de ekonomi ile yakından ilişkilidir. İfade özgürlüğünü savunan kapitalist toplumlarda medyanın etkisi ekonomik yabancılaşmaya büyük katkı sağlamaktadır.

Örneğin, Hollywood filmlerinin tarihsel değişimine bir göz atacak olursak, bu filmler önce Kızılderilileri, ardından Japonları, ardından Sovyetler Birliğini ve tüm Komünist rejimleri, nihayet Müslüman grupları zararlı ve düşman toplumlar olarak tanıtmış, filmleri seyredenlerin dünya görüşünü etkileyerek sosyal yabancılaşmaya katkıda bulunmuştur. Elbette ki bu yabancılaştırmanın kökeninde ekonomik çıkarlar ve ideolojik farklılıklar yatmaktadır.

Karl Marx (1818 – 1883) yabancılaşma kavramını işçi sınıfının emeğinden ve kendi üretiminden uzaklaşması olarak yorumlamıştır. Kapitalist toplumlarda işçi-işveren ayırımı ekonomik yabancılaşmaya ve farklı gelir düzeyleri farklı yaşam tarzlarına yol açmış, toplum içinde kültürel farklılıkların oluşmasına da neden olmuştur.

Kültürel Yabancılaşma

Ekonomik yabancılaşmanın bir diğer sonucu da kültürel yabancılaşmadır. Kültürü tanımlamak gerekirse, “belli bir coğrafyada yaşayan bir toplumun değer yargılarını oluşturan tüm maddi ve manevi üretimler” kültürü oluşturmaktadır. Kültürün önemli bir öğesi olan din de yabancılaşmaya neden olabilmektedir. Zira dini alet ederek yaratılan yabancılaşma toplumların değer yargılarını ve varsayımlarını şekillendirmektedir. Doğu ile Batı kültürü olarak tanımlanabilecek iki farklı dünya görüşünün temelindeki farkı oluşturan, Doğu kültüründe maneviyatın, Batı kültüründe ise maddiyatın daha ağır bastığıdır. Günümüzde artık Doğu-Batı kültür farkları büyük çapta kalkmış olsa da, inanç sistemi ile yaşam tarzı arasındaki ilişki devam etmekte ve giyim tarzına dahi yansımaktadır. Ülkemizde ve dünyada farklı giyim tarzına sahip insanlar, sırf dış görünüşlerinden dolayı yabancılaştırılmaktadırlar.

Psikolojik Yabancılaşma

Her türlü eylemin kaynağında insanın psikolojik yapısı yatar. Psikolojisi güçlü olan insan, hayali korkulara kapılmaz. Var olmayan tehditler düşünmez. Psikolojisi zayıf olan insan ise fobiler içinde yaşar ve olmadık düşmanlar hayal eder. Toplum psikolojisi ise belli sayıda insanın bir olayı tehdit olarak görmesi ile başlar ve bu tehdidi gerçek kabul edenler kritik bir sayıya ulaştığından tehdit hayal olmaktan çıkıp gerçek bir tehdit olarak algılanır. Önemli olan neyin gerçek neyin hayal olduğunu doğru ve sağlıklı bir şekilde saptayabilmek ve gereksiz korkulara kapılmamaktır.

Günümüzde, insanlığın bir bütün oluşturduğu genelde unutuluyor. Egolarının esiri olan insanlar, küçük hesaplar peşinde koşarak yabancılaşma olgusunu güçlendiriyor. İnsanlar şu grubun yararını veya bu milletin çıkarını düşünerek davranmanın savaşlara ve çıkar çatışmalarına neden olduğunu görmüyorlar ve toplum psikolojisinin aleti olmaya devam ediyorlar. Tüm insanlığın ortak yararını düşünerek davranmak ve kısa vadeli bencil davranışlardan kaçınmak insan olmanın önemli bir şartıdır. Zira her etkiye karşı zıt bir tepki vermek insanın değil, beşerin davranış şeklidir. Önemli olan beşer gibi her etkiye tepki vermek yerine, olaylara bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşmak ve hoşgörüyü kaybetmemektir.

Doç. Dr. Haluk Berkmen

Doç. Dr. Haluk Berkmen
Doç. Dr. Haluk Berkmenhttp://www.felsefehayat.net
1942'de İstanbul'da doğmuştur. 1966'da İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi, Fizik-Matematik Bölümünden mezun olmuş, 1970'de İsveç, Lund Üniversitesi, Teorik Fizik Kürsüsü-Nükleer ve Atom Enerjisi alanında doktora almıştır. 1970 - 1980 arası ODTÜ Fizik bölümünde öğretim üyeliği yapan Berkmen, 1979'da Yüksek Enerji Fiziği dalında doçent olmuştur. 1980 ile 2002 yılları arasında Viyanadaki Uluslararası Atom Enerjisi Ajansında çeşitli görevler yaptı ve 30 Eylül 2002'de Birleşmiş Milletler UAEA'dan emekli olup İstanbul'a dönmüştür. Yerli ve yabancı birçok dergide çeşitli konularda onlarca makale yayınlamıştır. Üniversite seviyesinde yayınlanmış Fizik ders kitabı bulunmaktadır. Yıllardır İlkin Türkçe, felsefe, sufizm, ezoterizm ve spiritüalizm konularında araştırmalar sürdürmekte olup değişik konularda konferanslar vermekte ve makaleler yayınlamaktadır.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Kaotika: “Önce “Göz” Vardı

Önce “göz” vardı. Sonra göz, töz’e ve söz’e dönüştü... “Sanki ağzını açıp tek bir söz söylese, etrafını saran boşluk dağılacak, içini kemiren hayaletler yok olacaktı....

Keşfe Keder

Yeniden keşfetmeyi hiç unutmadı Jerzy. Ona unutturamadılar. Çünkü her harekete geçmeden önce yeniden keşfetti. Bir sözden önce, bir keşiş saygısında ve bir dere akışında...

Sinemada Postmodern Karakterler

Hepimiz kimi zaman garip hissetmişizdir. Tehlikeli, saldırgan, karamsar, kindar... Bizi korkutan bunlar değil, asıl korkumuz bu duyguların ruhumuzu ele geçirmesi aslında. İşte bu düşüncelerin...

Hayat ve Bilim

Quid fas optare, quid asper Utile nummus habet, patriae charisque propinquis Quantum elagiri deceat, quem te Deus esse Jussit et humana qua parte locatus es...

Ruhsal Bir Odise

İzleyen bölümde Joad, “sıra dışı olmadığına inandığı” kendi “ruhani odisesi”ni anlatırken, “dini meselelere olan ilginin yeniden canlanması”nın nedenlerini yorumlamaktadır. Bize söylenenlere göre, dini meselelere olan...

Morfolojik Olarak Şiddetin Gramatik Ayrımları

Önce birtakım ansiklopedileri karıştırarak "şiddet" maddesinin karşısına yazdıkları rafadan yumurtaları bir bir okudum. Vay canınaydı! Ama bununla da yetinmeyip bazı temel eserlerin içinden şiddetin eserlerini çıkardım. İlginçtir,...

Alev Alatlı Taraf Kitap Söyleşisi

1- Beyaz Türk tanımının temeli nedir? Kim neye göre beyaz veya bu “beyaz”lık nerden geliyor? - Ne güzel bir soru! Önce, “siyah” ne ki, “beyaz”...

Hiç ile Onto-erotik Bir Dans

Sevgilimin, "Ruhun solucanlarla dolup taşan bir teknedir -senin. İstersem dilimle her birini çıkarır usuna serpiştiririm ve izlerim dehşetimin etkisinde gösterecekleri edimleri. Bu, haz verebilir...

İkilik

Ben ve Sen veya Ben ve O, insandaki ikiliğin en belirgin tanımıdır. Bana göre mi, sana göre mi, ona göre mi düşüncesi, insanın olumsuz...

Paranoyanın Haklılaştırılması

Paranoya, Yunanca'da aklını kaçırmayla (παράνοια) eşdeğer, şüphenin bilinçaltında sürekli canlı tutulduğu ve tazelendiği hastalığın adı. -wiki Ama bana göre paranoya, tecrübelerin ayakta tuttuğu sağlam bir...

Pişmanlığın Tekerrürü

istemezdim uyanmayı dehşet içinde yatağımda kime kıvrılsam sensizlik göğsümde beslediğim hayaletler korkunç bir iple bağlandı kaderime bir kara veba bendeki başka bir tür musibet: pişmanlığın tekerrürü sarıyor sefil yoksunluğumu içimde patlayan...

“Dünyalı” Devam Filmiyle Beyaz Perdeye Dönüyor

Film 2017'de vizyona girecek. Bilimkurgu sinemasının başarılı örneklerinden The Man From Earth'ün devam filmi The Man From Earth: Holocene ile sinemaseverlerin karşısında olacak. David Lee...

Saf Şiir: Bir Konferans İçin Notlar

Saf şiir, kısaca, dil ile bu dilin insanlar üzerinde yarattığı etki arasındaki o, biçimden biçime giren çeşitli ilişkiler üzerine yaptığımız öylesine önemli bir çalışmada...

Ölüm

Anlatılanlara göre; Hristiyan bir misyoner, dine davet etmek üzere İngiltere’de Saxon kralının sarayına gitmiş ve konuşmaya başlamış. Konuşurken sıra tam da ölüme ve ahirete...

Afiş

İstediğiniz ne zaferdi ne gözyaşı Ne hüzünlü org ne papazın son duası On bir yıl nedir ki on bir yıl Yaptığınız kullanmaktı silahlarınızı Ölüm gözünü kamaştırmaz partizanın Asıldı yüzleriniz...