Montaigne: “Özgürlüğe Öyle Düşkünüm ki”

Montaigne özgürlük felsefesi dendiğinde akla gelen en radikal, en tavizsiz ve en sarsıcı pasajlardan biri, eserin 3. Kitap, 13. Bölümünde yer alır. Rönesans hümanizminin kurucusu Michel de Montaigne, bu satırlarda sadece entelektüel bir özgürlükten bahsetmez; o, bedeninin, adımlarının ve iradesinin hiçbir coğrafi ya da yasal sınırla prangalanmasını kabul etmeyen fiziki ve ruhsal bir hürriyetin savunuculuğunu yapar.

Özgürlüğe öyle düşkünüm ki, koca Hindistan’ın bir köşesini bana yasak etseler, dünyanın tadı kaçar neredeyse. Hiçbir yerde saklı, eli kolu bağlı yaşamak da istemem; orada pineklemektense alır başımı, havası, toprağı bana açık bir yere giderim. Hey Allahım! Çekilir şey midir ülkenin bir bucağına çivilenip kalmak? Niceleri, yasalarımıza aykırılık ettiler diye kentlere, alanlara, herkesin gidip geldiği yollara uğramadan yaşayabiliyorlar. Benim hizmet ettiğim yasalar küçük parmağımı bile köle etmeye kalksalar, nereye olsa gider başka yasalar arardım. (Kitap 3, bölüm 13)

Cimrilik bütün insan deliliklerinin en gülüncüdür. (Kitap 1, bölüm 14)

Montaigne; Denemeler‘den

Montaigne’in özgürlük tanımı, mekânla ve sınırsızlıkla doğrudan ilişkilidir: “Özgürlüğe öyle düşkünüm ki, koca Hindistan’ın bir köşesini bana yasak etseler, neredeyse dünyanın tadı kaçar.” Düşünür için dünya, bölünemez ve parsellenemez bir bütündür. Bireyin hareket kabiliyetine getirilen en ufak bir kısıtlama, tüm yeryüzünün güzelliğini ve tadını yok etmeye yeter. Montaigne, bir yerde saklanarak, eli kolu bağlı ya da pinekeleyerek yaşamaktansa, havası, toprağı ve gökyüzü kendisine açık olan yeni ufuklara doğru başını alıp gitmeyi bir varoluş şartı olarak görür.

patika-yollar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.