her gecikmiş intihar bitmemiş bir sanat eseridir
ölümse aralıksız bir mecburiyettir
kederle izliyorum yoluma çıkan ruhları
her biri yalvarıyor sefilce
uçuşuyor kimsesiz hayaletler
bir insan ömrü mesafesinde
gözlerim kararır geceyle...
işgal ettiğim bu beden gereksiz bir sızı içinde
çarpık organların kusursuz cinayetleri
güneşten kaçan bir hayvanın vahşiliğinde
yıldızların ağıtlarını yazdım
yüzyılların üstüne
onursuz mevsimleri geride bırakarak
ortak oldum
kralların üzüntüsüne
kitaplar rüzgârın...
bir hiçi becerdim
kırmızı çizgili bir kazağı vardı
öylece yatıyordu
patates çuvalı gibi
ayakları kirli
gözleri kapaksız
iniltisiz ve acısız bir sevişme
sadece altımda yatıyordu
bir hiçi becerdim
sarı saçları mavi gözleri
ilk günkü...
bana bakma sen
ben sana bakarım
en güzel yerinde uyandırırım seni
ağız dolusu aşk türküleriyle yürürüz o ülkeye
kalbinin yanaklarından öperim defalarca
bırakmadan usanmadan senin olurum
buluttan bir yorgan gibi
örteriz...
kupkuru bir ağacım sen yokken
ne bir meyvem var ne de bir gölgem
yine de sarılıyorum bana bıraktığın cılız dallara
ve her gece kendi hayaletimden korkarak
tekrar tekrar...