bir hiçi becerdim
kırmızı çizgili bir kazağı vardı
öylece yatıyordu
patates çuvalı gibi
ayakları kirli
gözleri kapaksız
iniltisiz ve acısız bir sevişme
sadece altımda yatıyordu
bir hiçi becerdim
sarı saçları mavi gözleri
ilk günkü...
bana bakma sen
ben sana bakarım
en güzel yerinde uyandırırım seni
ağız dolusu aşk türküleriyle yürürüz o ülkeye
kalbinin yanaklarından öperim defalarca
bırakmadan usanmadan senin olurum
buluttan bir yorgan gibi
örteriz...
kupkuru bir ağacım sen yokken
ne bir meyvem var ne de bir gölgem
yine de sarılıyorum bana bıraktığın cılız dallara
ve her gece kendi hayaletimden korkarak
tekrar tekrar...
...
her öptüğümde rengi değişen havanın ardından
yolculuğum başlıyor
tüysüz ve dikenli bir tarla kuşu misali
aşkımın hasadı gökyüzüne sığmıyor
bana bir şey söyle içinde hiçbir şey olmasın
o kadar...
serserilerin bir kavanozdan çektiği
sakız kıvamındaki tırnak boyası kadar
kırmızı bir yok oluştur kader çelimsiz ve içten pazarlıklı
öldürecek veya yaşatacaktır seni
sakin bir karının sıcacık koynunda
şarapçı aylak...