...
her öptüğümde rengi değişen havanın ardından
yolculuğum başlıyor
tüysüz ve dikenli bir tarla kuşu misali
aşkımın hasadı gökyüzüne sığmıyor
bana bir şey söyle içinde hiçbir şey olmasın
o kadar...
kupkuru bir ağacım sen yokken
ne bir meyvem var ne de bir gölgem
yine de sarılıyorum bana bıraktığın cılız dallara
ve her gece kendi hayaletimden korkarak
tekrar tekrar...
bir hiçi becerdim
kırmızı çizgili bir kazağı vardı
öylece yatıyordu
patates çuvalı gibi
ayakları kirli
gözleri kapaksız
iniltisiz ve acısız bir sevişme
sadece altımda yatıyordu
bir hiçi becerdim
sarı saçları mavi gözleri
ilk günkü...
ateş
teninin o yatakta parlamasıdır
sonra kan kokusu
ellerinde aşk ilacıyla
yalnız bir adamı çağırır
öpücük
en ıslak kaçıştır
sonra gözlerin
içinde ayışığıyla
uslanmaz karanlığı yaratır
ruhlarımız
en akışkan haliyle
ölümü arzulayan
bedenlerimizi kıskanır
her yanımızı saran
saflığın kutsanmasıdır
henüz...
Felsefi şiir geleneğinde "gözler" sadece görme organı değil; ruhun dünyaya açılan kapısı ve hakikatin saklandığı dehlizdir. Bir Düşünce Platformu olarak, aşkı ve varoluşu bu...