parçalanmadan yaşamalı insan
küçük atomlara ayrılmadan mesela
korkmadan
ölmeden
dua etmeden örneğin
kül olmadan gri toprakta
parçalanmadan yaşamalı insan
karanlıktan korkmadan
insanlara değmeden usulca
yağmur gibi kaçak
parçalanmadan yaşamalı insan
içindekileri döke saça
zehir zemberek çığlık...
gecenin ağzından koparttığım lokmayla çiğniyorum yalnızlığı
yanına katık ediyorum yosma ve bir o kadar da dönek utangaçlığı
hokkabaz ruhumun bir numaralı belası
sevişken ölülerin yanından salına salına
geçerken...
ateş
teninin o yatakta parlamasıdır
sonra kan kokusu
ellerinde aşk ilacıyla
yalnız bir adamı çağırır
öpücük
en ıslak kaçıştır
sonra gözlerin
içinde ayışığıyla
uslanmaz karanlığı yaratır
ruhlarımız
en akışkan haliyle
ölümü arzulayan
bedenlerimizi kıskanır
her yanımızı saran
saflığın kutsanmasıdır
henüz...
esaslı bir mürit gibi dinliyorum ruhunun ince nağmelerini
söyle bana hangi nota sefil bedenlerimizi
daha iyi izah eder ki
boşuna değil kifayetsiz ve mesnetsiz düşüşlerim
görüyorum korkunç bir bahis...
ellerimiz aynıydı seninle
dokunamadıklarımızı ezberlerdik
ezberleyemediklerimiz de
hatırlamak isterdik
düzensizlik gibi yani
ya da öyle bir şey
ellerimiz aynıydı seninle
dokunamadıklarımızı ezberlerdik
ezberleyemediklerimiz de
hatırlamak isterdik
Can Murat Demir