“Önce “Göz” Vardı. Sonra Göz, Töz’e ve Söz’e Dönüştü…”

Önce “göz” vardı. Sonra göz, töz’e ve söz’e dönüştü…

“Sanki ağzını açıp tek bir söz söylese, etrafını saran boşluk dağılacak, içini kemiren hayaletler yok olacaktı. Belki de çocuk, vereceği tek yanıtla, yaralı hayvan yanını yalayacak, eksik kalmış insan hamurunu mayalayacaktı. Ölmemek için birbirleriyle konuşan tanrılar kadar kesintisiz konuşmaya can attı onunla. Nedense çıkmadı sesi. Çünkü bu yabanıl topraklarda sözün değil, gözün hükmü geçiyordu.”

İnsan olma serüveninin başlangıcından bu yana kolektif bilinçaltımızda yaşayan mitolojik öykülerin içeriğini değiştirsek, kendimizi ve dünyamızı da değiştirebilir miyiz?

İşte bu düş(ünce)den yola çıkarak yazıldı Kaotika…

Roman kahramanlarından Feri’nin, “Geri kalmış tanrıların geri kalmış öyküleri” olarak adlandırdığı mitleri modernleştirmek ve siber bilgi çağına uygun olarak yeniden yazmak için bir araya gelen beş kişinin absürt, fantastik, ironik ve sıra dışı hikâyelerini anlatıyor Kaotika.

Bu olağanüstü ‘Modern Mit Yazıcıları’ projesinin mimarı olan Senih Hoca’nın dediği gibi: “Nitekim gayemiz mitleri ortadan kaldırmak ya da unutturmak değildir. İstesek de başaramayız bunu. Çünkü onlar, insanoğlunun genetik hafızasına çoktan kazındı. Bu dünyada Homo Sapiens var olduğu müddetçe, mitler de var olmaya devam edecektir. O vakit yapmamız gereken şey gayet açık: Mitleri içerdiği vahşetten, barbarlıktan ayırmak. Savaşlardan, cinayetlerden, şiddetten, her türlü ayrımcılıktan, nefret içeren söylemlerden sıyırmak. Yani demem o ki, mitlerin içeriğini değiştirirsek, tarihin akışını da değiştirebiliriz.”

Söz konusu mitleri güncelleştirip yeniden yazan beş roman kahramanından:

Senih: Felsefeci, Feri: Masal Anlatıcı, Zeynel: Şair, Arda: Bilim İnsanı,
Orkun: Bilgisayar programcısı. Herkes kendi mesleğine ve bilgi birikimine uygun olarak mitleri yeniden tasarlıyor ve yazıyor. Şair şiir olarak, Feri masal formunda, Arda bilimsel verilerle, Orkun kodlayarak.

Ve Arda, birdenbire gelişen ama bir türlü karşılığını bulamadığı aşkını, içinden şöyle haykırıyor Orkun’a:
“Ah, birini sevmek demek, aynı zamanda dünyanın var olduğunu kabul etmek demekmiş! Ne müthiş bir boyun eğiş! Çok yüksekten düştüm ben, çok yüksekten uçtum ben. Ah Orkun, sen hiç düşmemişsin, o yüzden hiç büyümemişsin, ne güzel! Adam et beni. Dün gece dünyaya çırılçıplak düşen bu adamı koru, kolla. Gözetleyenim ol, esirgeyen ve bağışlayanım. Biliyorsun, kalbim avuçlarının içinde, hayatımsa o güzel dudaklarının içinde. Var et beni. Ol, de ki, olayım!”

Arka kapak yazısından:

“Önce sesiniz kısılacak, sonra çığlık çığlığa uyanacaksınız… Necla Akdeniz, özgün kurgusu ve diliyle, insan yaşamına kendi “kaotik” gökyüzünden baktırıyor bu kez. Karmaşası bol, merak dolu ama umutlu ve şüphesiz heyecanlı…” (Korkut Akın)

Necla Akdeniz Kimdir?

İstanbul Doğumlu. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunu. Uzun yıllar bilişim sektöründe üst düzey yöneticilik yaptı. Yılmadı, üstüne kendi şirketini kurdu. Nihayet 2013 yılında “Benden buraya kadar” diyerek, şirketi devretti, şehri terk etti, çocuklarını özgür bıraktı ve yollara düştü. Şimdi, yazıyor. İlk romanı, Gök Kuşaksız, 2018 Mart ayında Agora Kitaplığı’ndan çıktı.

Kaotika
Sayfa Sayısı: 244
Yayınevi: Agora Kitaplığı
Basım tarihi: Temmuz 2019
1. basım: Temmuz 2019
Fiyatı: 25 TL

 

 

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

“Muhyiddîn İbn Arabî ve Düşünce Dünyası”

İbn Arabî. İslam fikir ve ilim dünyasının en önemli şahsiyetlerinden biri kuşkusuz. Birçok ilmi hıfz etmiş, öğretmiş ve bu ilimlerin beşeriyete nüfuz etmesini sağlamak...

Yaratılışın İlk Zerresi‏

Onlar küreden süzülen kıvılcımlarla yeniden oluşarak bir çevre etrafında şekil kazanıyorlar. Siyah güllerden ve ağaçlardan oluşan bahçenin merkezinde bilinmeyen kendini saklayan yeşil nokta, toprak altındaki...

Biz Koşuyoruz

Annem ellerimden sımsıkı tutmuş, kalabalığın içinde hızlı adımlarla ilerliyoruz. O kalabalıkta, annem ona göre normal hızda sayılabilecek adımlar atarken, ben resmen koşuyorum. Eee benim...

Kemirgen

... sen kalkıp gittiğin zaman paydos zilinden sonra çocuk püskürten okul kapısı gibi özlemeler savuruyor üstüme aşk sen gidiyorsun ben bomboş kalıyorum içimde gezen yalnızlığın ayak seslerinin yankısı tırmalıyor bedenimi dışarı...

İnsan Aklı

Belki öteki varlıklarda görüldüğü gibi, insanlar için de doğal yasalar vardır; ama bizde kaybolup gitmiştir; çünkü şu mübarek insan aklı her yere karışıp düzen...

Kullanışlı Bir Felsefe: Spinozacılık

Bir Hayat Spinoza, çağdaş yorumcularından Antonio Negri'nin yazdığı gibi çağının bir "anomali"sidir. Üstelik, 17. yüzyıl Hollanda'sı gibi bir başka anomalinin içinde yaşamaktadır -- din savaşlarıyla...

Aydınlanmacılık, Barış, İnanç ve Özgürlük

Bu yazının amacı genel olarak dinler, özel olarak da tek tanrılı dinler adına yürütülen savaşların temellerini sorgulamaktır. Bunu yaparken ilkesel olarak dinler ile onlara...

Zamanın Keşişi Jerzy (Giriş)

Zamanın keşişi Jerzy, soylu bir dedenin torunudur. Hakkında destanlar düzülmüş dede, bütün erkek çocuklarını savaşta kaybeder. Onlarca çocuktan geriye, bir en büyük oğlu ve...

Varoluş, Tanrı, Aşk ve Sen

Saçmalık nedir bilir misin? Kendinle kaldığında tanrıyla konuşmaktır... İşte aşk bu kendi kendine konuşmanın en garip ve meşrulaştırılmış halidir... Onu saçmalıktan kurtaran şeyse sadece...