Derrida için gerçek gelecek yalnızca l’avenirdir. Çünkü ancak tahmin edilemez bir gelecekle karşılaştığımızda gerçek anlamda etik bir karar vermek zorunda kalırız. Eğer gelecek zaten planlanmış ve öngörülmüşse, orada sadece önceden belirlenmiş kuralları (algoritmaları) uygularız; burada özgür bir irade ya da ahlaki bir sorumluluk yoktur. Oysa l’avenir, bizi hiç hazır olmadığımız bir anda mutlak ötekiyle yüz yüze bıraktığında, onu misafir edip etmeyeceğimiz, ona kapımızı açıp açmayacağımız sorusu gerçek etiğin doğduğu andır. Bu anlamda l’avenir, adaletin, demokrasinin ve aşkın her an gerçekleşebileceği o açık kapıyı simgeler.
Genel olarak gelecek ve “l’avenir” denilen şeyi birbirinden ayrı tutmaya çalışırım. Gelecek… Yarın, sonra, gelecek yüzyıl gibi olacak olan şeylerdir. Tahmin edilebilir, öngörülebilir, planlı ve programlı bir gelecek vardır. Ancak tamamen beklenmedik şeylerin gerçekleştiği bir “l’avenir” diye bir gelecek vardır. Benim için gerçek gelecek budur. Tamamen tahmin edilemez. Varlığımın beklentisi dışında gerçekleşir bu ötekisi. Bilinen geleceğin ötesinde gerçek bir gelecek varsa… bu, geleceğini büsbütün kestiremeyeceğim ötekisinin gelişini ifade eden “l’avenir”dir.
Jacques Derrida’nın L’avenir de la kavramı, modern insanın her şeyi kontrol etme, sigortalama ve öngörme yanılsamasına indirilmiş felsefi bir darbedir. Hayat, planladığımız o rasyonel “yarınlar” (futur) akıp giderken, asıl can alıcı vuruşunu hiçbir zaman tahmin edemeyeceğimiz o “gelecek olan” (l’avenir) ile yapar. Gerçek bir varoluş, şimdiki zamanın sınırlarını kırarak, kendi beklentilerimizin ötesindeki mutlak ötekinin gelişine kapıyı her an aralık bırakabilmektir.
Jacques Derrida Belgeseli 2002
Çeviri: Ümid Gurbanov
Edit: Can Murat Demir




