Beden ve Dünya: Merleau-Ponty’nin Fenomenolojik Mirası

Beden ya da yersel ben, benim dünyaya atılımımı ve dünyaya dikilmemi mümkün kılar. Dünyayı algılamam için bir zemindir: tensel zemin. Asla rastgele oluşmuş bir et kombinasyonu değildir. Bedenli oluş bir ben olmasındadır. Beden, bir ben başlangıcıdır ve Merleau-Ponty’nin fenomenolojisinin merkezinde durur. Evet, beden dünyanın kendisidir. Öteki ile irtibatta olduğum ve ötekini sonsuzca kurduğum bir temeldir. Doğru bir tespitle, anlam ve dolayısıyla bir bağlam ekonomisi, anlamın dolaşımını sağlayan geçirgen bir mecra.

Beden, var olan ve var oluşan dünyanın teninden belirir.

Édouard Manet – The Monet Family in Their Garden at Argenteuil- 1874

Karşılaşma imkânı olarak beden, resimle (sanatla) buluştuğum ve ona bulaştığım, saçıldığım bir mekânsallık, sanat eseriyle kaynaştığım -ressam olan “öteki”nin- sezgisel ve algısal bağlamda musallat oluşunu kastediyorum (Merleau-Ponty, 2019). Merleau-Ponty, en yüce beden olarak doğayı belirler, böylece doğa, sanatın mimetik zincirlerinden kurtarıldığı bir dünyayı kurar: Merleau-Ponty mealen şöyle söyler: ‘Dünya bitmemiş bir sanat eseridir.’

Hareket hâlindeki beden. Beden, Ponty’ye (2019) göre ‘bir tür nöbetçidir’ ve sürekli tetiktedir, dolayısıyla hep buradadır. Beden hem etkilenen hem de etkileyendir (Merleau-Ponty’nin bilmecesi), o, ne bir nesne ne de bir öznedir, o sadece burada-vardır ve kendince durup-eyler. Beden dünyadır, dünyanın karşısında değil, onun gizil ve biricik muhatabı olarak vardır.

Merleau-Ponty resim sanatını felsefeyle kaynaştırmaya çalışmaktadır[1]. Ona göre modern resim ressamın bakışından “bedeninden” güç almaktadır. Bu durum, ressamın acil müdahalesinin iktidar edinme mücadelesinin gösterimidir. Modern resim (Cézanne, Klee, van Gogh) böylesi bir savaşımın içinden belirir. Merleau-Ponty modern resmin önceliğini böyle kavrar. Bu sebeple van Gogh mimetik bir faaliyet içinde değildir; tuvale kendi yaşantısını, bizatihi kendisini koyar. Bunu yaparken de algısal olana yönelik renk ve derinlik araçlarını kullanır. Renkler çok önemli bir konumdadır. Hatta Merleau-Ponty renkleri varoluş sorunsalının içine bırakır. Algıyı organize eden renkler dünyanın kurulumuyla yakından ilgilidir.

Dünya vücudun kumaşından yapılmıştır. (Merleau-Ponty,  2019, s.33)

Beden, ruhun kendini gördüğü, gerçekleştirdiği ve düşüncelere daldığı ve kendini doğurduğu uzaydır. Ruh bedene hiçbir zaman tam anlamıyla hâkim değildir; beden haylazlığını madde oluşuyla haizdir. Bu yüzden şu kullanımlara dikkat: “benim bedenim” ve “benim çağırdığım bedenim…” Birincisi yanlıştır; maddeye her daim sahip değiliz. Bu sebeple birinci sesleniş yanlış, ikincisi doğru bir söylemdir; çünkü beden her zaman ruhun elinin altında bulunmaz, haylazlık yapabilir. Bazen dizginlemek zordur.

Logos’un dolup taştığı -Merleau-Ponty’nin tabiriyle- “genleştiği” (2023) beden, varlığın ressam (elleri, gözleri vs.) tarafından yeniden kurulduğu bir dünyaya karşılık gelir.

Can Murat Demir

Kaynakça

Merleau-Ponty, M. (2019). Göz ve tin (A. Soysal, Çev.). Metis Yayınları.

Merleau-Ponty, M. (2023). Görünür ile görünmez (H. Güven, Çev.). Doğu Batı Yayınları.

 

[1] Ponty (2019), metni bilim eleştirisiyle başlatır. Özellikle şeylerin “bilimde ikamet edememesi” üzerine yoğunlaşır. (s.27)

başka yazılar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.