Aile ve dostluk, genellikle birbirinin alternatifi gibi görülse de Montaigne’e göre aralarında aşılması güç uçurumlar barındırır. Denemeler eserinde yazar, babalar ve çocuklar arasındaki ilişkinin dostluktan ziyade “saygı” üzerine kurulu olduğunu, dünyaların ayrılığının gerçek bir duygu alışverişine engel teşkil ettiğini savunur. Kan bağının kişileri otomatik olarak birbirine bağlamadığını, Aristippos’un radikal örnekleriyle dile getiren Montaigne, gerçek bir bağın ancak “seçme ve isteme özgürlüğü” ile mümkün olabileceğini vurgular. Ona göre, yasaların ve doğanın dayattığı zorunlu bağlar, insanın kendi iradesiyle kurduğu dostlukların sunduğu o eşsiz özgürlüğü asla ikame edemez.
Çocukların babalarına karşı duydukları, saygıdır daha çok. Duygu düşünce alışverişleriyle beslenen dostluk onlar arasında kurulamaz; dünyaları çok ayrıdır çünkü, üstelik doğal ödevleri de örseler bu dostluk. Babalar bütün gizli düşüncelerini çocuklarına açamazlar, yakışıksız bir sırdaşlık yaratmamak için; dostluğun baş görevlerinden biri olan uyarmalar, akıl vermeler de çocukların babalarına yapabilecekleri şeyler değildir. Kimi uluslarda çocukların babaları, kiminde de babaların çocukları öldürmeleri adetmiş, birbirlerine çıkarabildikleri zorlukları önlemek için, doğal olarak birinin varlığı ötekinin yıkımına bağlı olduğu için. Babalarla çocuklar arasındaki doğal bağları hor gören filozoflar da çıkmıştır Aristippos bunlardan biridir. Kendisinden çıkmış olan çocuklarını nasıl olup da sevmediği söylenince tükürmüş Aristippos ve demiş ki: Bu tükürük de benden çıktı; bitler, kurtlar da çıkıyor benden! Plutarkhos’un kardeşiyle barıştırmak istediği biri de şöyle der: Aynı delikten çıktık diye kardeşimin büyük önemi olamaz benim için…
Babayla oğul apayrı mizaçlarda olabilirler, kardeşler de öyle. Oğlum olur, akrabam olur, ama belalı, kötü, budala herifin biri de olabilir. Hem sonra, yasaların ve doğal zorunluluğun bize buyurduğu dostluklarda seçme ve isteme özgürlüğümüz azalıyor. Oysa bu özgürlük sevgi ve dostluk kadar bizim diyebileceğimiz başka hiçbir şey yaratamaz.
(Kitap 1, bölüm 28)
Her inanç kendini can pahasına benimsetecek kadar güçlü olabiliyor.
(Kitap 1, bölüm 14)
Montagine; Denemeler‘den…
Montaigne’in bu pasajda altını çizdiği en can alıcı nokta, dostluğun temel şartının “özgürlük” olmasıdır. Aile içine doğarız; bu bir seçme şansımızın olmadığı, yasalarla ve doğayla belirlenmiş bir “zorunluluktur.” Oysa dostluk, iki insanın tüm dünyevi bağlardan sıyrılıp sadece birbirlerini istedikleri için kurdukları bir köprüdür. Aile ve dostluk çatışmasında Montaigne, kan bağının bir insanı “iyi, dürüst ya da uyumlu” yapmaya yetmeyeceğini dürüstçe söyler. Birinin oğlumuz olması, onunla ruhsal bir ortaklık kurabileceğimiz anlamına gelmez. Gerçek sevgi, mecburiyetin bittiği yerde, seçme özgürlüğüyle başlar.




