Bir Kere Tutulmaya Gör

Kara felsefe, insan ruhunun en karanlık dehlizlerine, bastırılmış şiddetine ve delilikle dâhilik arasındaki o ince çizgiye odaklanır. Can Murat Demir’in bu metni, bir “akıl oyununun” ortasında, aşkın nasıl bir yıkıma ve kanlı bir mirasa dönüştüğünü çarpıcı bir görsellikle sunuyor. Bir Düşünce Platformu olarak, suçun estetiğini değil, suçun ardından gelen o ağır vicdanın ve “kırmızı sessizliğin” ontolojik yükünü inceliyoruz. Bu şiir, bir adamın kendi hafızasıyla girdiği savaşı, şarabın bastıramadığı iç ateşi ve yatağın altındaki o korkunç gerçekle yüzleşme anını konu alan bir kara felsefe analizidir.

Bir kere tutulmaya gör… Her lanet gün üzerine çöker.
Her kadın onu hatırlatır — ama yoktur.
Yok. Yok, hayır! Böyle olmamalı…
Silkinip atmalıyım üzerimden acının kanlı ellerini…
Yırtmalıyım hayatın bekâretini!

Soluklandı.
Duvara dayandı.
Sözleri, geceyi parçalayan bir bıçak gibiydi.

Hiç uyumamıştı. Sabahın donuk ışığında kendine gelememekteydi.
“Neden?” diye sordu kendi kendine, bir yankı gibi tekrar ederek.

— Neden?
— Acının yükünü artık taşıyamıyor muyum?
— Eskisi kadar güçlü müyüm?
— Hayır… değilim.

Midesi yanıyor, içi kavruluyordu.
Bir yudum şarapla bu ateşi bastırmak istedi. Olmadı.
Şarap, zehir gibi boğazını yaktı.
Belki de o zehirin adı geceydi.
Ama o zehir, yine de iyi gelmişti —
Çünkü acıyı diri tutuyordu.

Ellerine baktı. Kanlıydı. Kirliydi.
Ve duvarlara kazınmış o iki kelimeyi gördü:

“O buradaydı.”

İrkildi.
Sanki bu cümleyi yazan başkasıymış gibi duraksadı.
Hatırlamaya çalıştı, ama hafıza bulanıktı.
Şarabın etkisi hâlâ damarlarındaydı.
Sendeledi.

Aklına gelen ilk ismi fısıldadı:
— O… hayır! O olamaz!

Dili büyüdü, boğazına düğümlendi.
Heceleyerek tükürdü kinini ve korkusunu:

— O… O… O…
— A-ş-ı-k o-l-du-ğ-u-m k-a-d-ın… O buradaydı.

Peki kan?
Kime aitti?
Lanet olası, o kan kimin mirasıydı?

Düşündü. Başını dizlerine yasladı.
Ağırlık, bir yük değil, bir suç gibiydi artık.

Sonra ellerini yıkadı.
İlaçlarını aldı.
Ve yavaşça uykuya daldı.

Göz kapakları kapanırken son kez düşündü:
Bu, hayatın ona oynadığı bir oyundu.
Bir akıl oyunu.
Bir tuzak.

Yatağına döndü, yorganını çekti üzerine.
Oda sessizdi.
Ama o sessizlik… kırmızıydı.

Yatak ve adam, kızıl bir cümbüştü artık.
Ve kadın…
Yatağın altından, hareketsiz gözlerle bakmaktaydı duvarlara.

Can Murat Demir

başka yazılar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.