dağılmış zerreler haneler sessiz
viran bakışlar korkak gözler çaresiz
büyük gelir olmuş üzerimizde durmaz insanlık
yaşamak zor artık inandıklarından kaçarak
ödünç nefesler pay edilememiş
hiç kimse kendinden önce ölmemiş
sevgiye...
ateş
teninin o yatakta parlamasıdır
sonra kan kokusu
ellerinde aşk ilacıyla
yalnız bir adamı çağırır
öpücük
en ıslak kaçıştır
sonra gözlerin
içinde ayışığıyla
uslanmaz karanlığı yaratır
ruhlarımız
en akışkan haliyle
ölümü arzulayan
bedenlerimizi kıskanır
her yanımızı saran
saflığın kutsanmasıdır
henüz...
bana bakma sen
ben sana bakarım
en güzel yerinde uyandırırım seni
ağız dolusu aşk türküleriyle yürürüz o ülkeye
kalbinin yanaklarından öperim defalarca
bırakmadan usanmadan senin olurum
buluttan bir yorgan gibi
örteriz...
Felsefi şiir kategorimiz varoluşun en yalın ve en çıplak hallerini dizelerle keşfetmeye devam ediyor. Bir Düşünce Platformu olarak, modern çağın insanı sürüklediği ruhsal bölünmüşlüğe...
prenses
aklına eser
gelir gider
sever
ama asla küsmez
prenses
kurtarıcı meleğim
sinirlenir
sonunda bana döner
prenses
aklıma eser
saçları değer
sesi aşka davet eder
esmer teni
ruhumu sobeler
prenses
her yeri
her şeyi
benim olan tek ülke
prens yapar sefili
prenses
nefes alıp durur
köle...