kupkuru bir ağacım sen yokken
ne bir meyvem var ne de bir gölgem
yine de sarılıyorum bana bıraktığın cılız dallara
ve her gece kendi hayaletimden korkarak
tekrar tekrar...
serserilerin bir kavanozdan çektiği
sakız kıvamındaki tırnak boyası kadar
kırmızı bir yok oluştur kader çelimsiz ve içten pazarlıklı
öldürecek veya yaşatacaktır seni
sakin bir karının sıcacık koynunda
şarapçı aylak...
gecenin kahpe damarlarından çekiyorum esrarı
en kallavi acının uyduruk saatlerinde
orospuların kaşar kokulu iç çamaşırlarını
unutamıyorum cılız bir adamın şişman çığlıklarını
çocuk oluyorum
çünkü her sevişme oraya sığıyor
çünkü her...
bedenine sahip çık
o ruhunun diğer sahibi
her kapı kapansa da
onun zihni hep açık
elletme hiçbir yerini
bırak tek başına solsun tenin
kendiliğinden toprağa girsin saflığın şahidi
yaşasın erkeksiz ve...
gecenin ağzından koparttığım lokmayla çiğniyorum yalnızlığı
yanına katık ediyorum yosma ve bir o kadar da dönek utangaçlığı
hokkabaz ruhumun bir numaralı belası
sevişken ölülerin yanından salına salına
geçerken...