Değerler, Ahlak ve İnsan: Kimin Vicdanı Yönetiyor?

Bu yazı, insan, ahlak, değerler, vicdan, Tanrı ve güç ilişkisi ekseninde derin bir sorgulama sunmaktadır. “Kimin değerleriyle kötülük ya da iyilik yapılır?” sorusu üzerinden modern insanın toplumsal ve bireysel aczi, yozlaşmış ahlaki düzen ve güçlü-zayıf hiyerarşisi tartışılmaktadır.

Kimin Değerleri İnsanlığı Yönlendiriyor?

Yaşanılan dünyayı ve hayatı yönlendiren baskın değerler, Hristiyan öğretisinin türevleri ile şekillenmektedir. Bu değerler, insanı güçten düşüren, içgüdülerle yabancılaşmasına neden olan bir ahlaki sistem yaratmaktadır (günahlar, yasaklar, haramlar). Dünyada hareket biçimi bu değerlere göre mubah sayılır ve onların dışındaki yaşam reddedilir. Özetle, günümüz dünyasını yöneten “Hristiyanvari ahlaki değerler” olarak tanımlanabilir.

Değerleri Dayatan Kimdir?

Bu değerleri dayatanın kimliği belirsizdir. İnsan, tanrı, ruh veya hayal olabilir. Olası rütbeler arasında akıl hastası, filozof gibi sıfatlar yer alır. Maksat ise dünyayı değiştirmek veya yalnızca istemekten kaynaklanabilir. Sonuç olarak, bu sorunun cevabı belirsizlik ve agnostik varsayımlarla örülmüştür.

Vicdan ve Ahlak Yasaları

İnsan, kendi yarattığı değerlere göre bir köledir ve aynı değerlere göre cezasını çeker. Bu durum, kendi vücuduna ve ruhuna aykırı hareket eden, özgür olamayan ve kendini tanıyamayan bir insan tipini ortaya çıkarır.

Kötü vicdanın asıl kaynağı Tanrı kavramıdır. Yaşanılan çağda Tanrıya ihtiyaç azalmış, yerini İsa ve onun yarattığı illusyonist hayat almıştır. Tanrı, iyiliği kendi çerçevesinde belirleyen temel tözdür ve İsa ile retoriği, bu kavramın uzantılarıdır.

Vicdan ve iyilik, yaşanan yanılsama ve yadsımalar eşliğinde kendiliğinden oluşmuştur. İnsan, kendinden uzaklaşarak kendisine düşman kılınmış, uhrevi çıkarımlarla kandırılmış ve uyuşturulmuştur. Bu, eski insanın fosilleşip, yeni insanın yeniden yaratılması ironisini gözler önüne sermektedir.

İnsan arzuları ve topluluk duygusu arasındaki gerilim, ahlakın tanımı olarak görülebilir. Günümüz insanı, adını bile bilmediği değerlere tapınarak hayatını sürdürmektedir. Düzen, zayıfların elinde; güçlü ruhlar ise hayatın köhnemişliğini görüp bir ölü gibi dolaşmaktadır.

Düstur: Tanrının hükümdarlığı, aslında zayıfların hükümdarlığıdır.

Bu yazı, farkındalık ve güçlülerin dünyaya düşmanlığının ağıtı olarak değerlendirilebilir. İnsan, yalnızca özüne döndüğünde ve değerlerini sorguladığında özgürlüğüne kavuşmaktadır.

Can Murat Demir

başka yazılar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.