Uaral ve Sounds of Pain

Sounds of Pain, bir Uaral klasiği… Bu sabah işe gelene kadar dinlediğim uzun metrajlı bir şarkı. İnsanı karamsarlığın ötesinde kayboluşa, unutulmuşluğa hatta hiçliğe sürükleyen bir şarkı. Klasik gitarla İspanyol ezgileriyle yoğrulmuş bir melodik yapısı var, artı olarak vokaller “scream, brutal” denilecek kadar güçlü ve akıcı…

Uaral gerçekten de metal müzik camiasında farklı bir yere sahip, çok fazla görünmeyen popüler olma kaygısı gütmeyen bir grup. Gerek altyapısıyla gerekse şiirsel yoğunluğuyla diğer Doom Metal eşrafından çok farklı, vokaller acı dolu, melodiler ise teknolojik herhangi bir bir materyal barındırmıyor ve bu Uaral müziğini doğal kılıyor diyebilirim. 3. dünya ülkelerinden bu tarzda sağlam altyapılı ve istikrarlı grup sayısı az olsa da Ural Şili’ yi iyi temsil ediyor ve edecek de…

Hep uzaklara daldıran, düşündüren, yağmur sesine hasret bir tınısı var Uaral’ın. Ne diyeyim ki, bence dinlenesi bir grup ve biraz acıya meyilli karamsar bir ruhunuz varsa sizin için biçilmiş kaftan!

Uaral kategorisine ait bir kaç şarkı… Ayrıca ekşisözlükte bakın neler söylenmiş ve tabiki itü sözlükte de kendilerinden bayağı bahsedilmiş.

Diskografí:
Sounds of Pain (2005)
Lamentos a Poema Muerto (2007)
Demos y EP
Uaral (1997)
Laments (1998)
From the Agony to the Hopelessness (1998)
Acidal (2004)

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Aydınlanmacılık, Barış, İnanç ve Özgürlük

Bu yazının amacı genel olarak dinler, özel olarak da tek tanrılı dinler adına yürütülen savaşların temellerini sorgulamaktır. Bunu yaparken ilkesel olarak dinler ile onlara temel oluşturduğu iddia edilen inanç arasında bir ayırım yapılmasını öneriyorum. Dinler dünyevi meseleleri ve ilişkileri düzenlemek ile ilgili ahlaki, kültürel, estetik, toplumsal ve...

Şüphenin Peygamberi Descartes ve “Meditasyonlar”

Girizgah ‘Tasavvur etmek’ bir diğer adıyla ‘Düşünmek’, birtakım metafiziksel tehlikeler içerir. Düşünmeye adadığınız her zaman dilimi, hayatınızın gerçekliği ─ve en önemlisi─ varlığınızın anlamı üzerine gölge düşürüp onları şüpheye gark edebilir. Düşünmek daha doğrusu “derin düşünce hali” tehlikelidir. Düşüncenin sonsuzluğu ve muğlaklığı düşünen bireyi her daim ölüm ile karşı...

Uyuyan Güzel

Haziran bir gece yarısı Tenimde serin, gizemli ayışığı Altın kıyıları Nemli, baygın tütsüler yayan Dingin zirvelere Ezgiler eşliğinde akışan damlacıkları Usulca evrensel vadiye kanatlanan Ulaşılmaz, gizemli ayışığı... Eğiliyor biberiyeler mezarına, Zambaklar dalgalara Çürüyor suskun yıkıntılar Göğsüne sarıp gecenin sisini Çekiliyor sonsuz uykuya Lethe gibi, bak! Nehir, bile bile Uyukluyor yatağında Hiç uyanmayacakmış gibi Irene'in yazgılarıyla yattığı yerde Uyuyor tüm güzellikler! Ah, görkemli prenses! Gerçek olabilir...

Senin İçin Yazmak

senin için yazmak hayatımın içinden çıkılmaz girdabı bir o kadar da benim olan seni yazmak senin için yazmak acının içine dalan ruhumun kurtuluşu varlığın anlamsızlığı zehri boşaltmak zehri içime almak seni yazmak yokluğunla sevişirken saflığını aramak yazmak durmadan acıtmadan dokunmadan sığ sulardan derinlere atlamak boğulmak seni yazmak nefes almak sanki seni yaratmak seni yazmak izin verdiğin ölçüde sızlatmak yüreğini senin olmak öpüşmek sakladıklarında buluşmak bir tenhada neden diye sormamak garipliğe takılıp...

Kötülüğü Yazmak

Yazmak çok asık suratlı bir iştir. Bunu ispatlayamam. Çünkü yazarken aynaya bakabilen kişi sayısı çok azdır ya da hiç yoktur. Kendi mimiklerimize dikkat ettik mi hiç yazarken? Yazma anında yüzümüzün şekliyle ilgili kaç kişi düşünmüştür? Hiç kimse. Bu yüzden kötülük ve karamsar halimiz saklandı durdu tüm yazdıklarımızda. Hayatın...

Bıçağın Ucundaki Tanrı

Düşündü. Aklındakini uygulamaya koymanın tam zamanıydı. İçeri girmesi zor olmadı. Zaten evi avucunun içi gibi biliyordu. İlk iş olarak mutfağa yöneldi, mermer tezgahtaki kara ahşap saplı bıçağa uzandı. Sıkıca kavradı, çelikteki yansımasına bakarak mastürbasyon yaptı. Bunu girdiği her evde yapıyordu. Boşalması yaklaşık on saniye aldı. Yatak odasına...

Terketmek

Sonra farkına varıyordum bu bedenimin içinde hissettiğim ruh bana ait değildi. Nefes alıyordum, iyiydimzda. ama sonra bedenimin acılara yenik düştüğünü hissediyordum. Tamamlanmamış bir hikâyenin sonuna gelmek istemiyor ve kendi varlığımı reddediyordum. Psikolojimin bozulmasından korkan çevremdeki insanlar muhtemelen deli diye tanımlayacaklardı beni ya da bir şizofren ama hiçbir...

Beni Neden Aldattın?

Gölgesini kaybetmiş bir savaşçı gibiydi sanki. Yorgun, ümitsiz ve bir o kadar da yılgın... Kaybetmişti. Artık geri dönüş yoktu. Aşksız bir şair gibi çaresizdi. Soluksuz kaldığında bu acı daha da baskın hale geliyordu ama denemeliydi. Bu kez canını almalıydı. İlk kesiği şah damarına attı ama ner nedense çırpınan...

Kavramlara Değil de Onlara Can Veren Duygulara Bağlanmalıyız

Kırılgan ve Bir O Kadar Değerli Aslı; Aslında bana kırgın olduğunu hissedebiliyordum, ama buna hakkın olduğunu yani bana kırılacak kadar dostane bir ilişkimizin olduğunu da bilmek beni şımarttı sanırım. Dostlar birbirinden uzaklaşır, küser, belki bazen araya yıllar girer ama sonra aralarındaki ilişki kuvvetliyse dönüş muhtemeldir. Zira, böylesi bir...