Üç Paragrafta Türkiye Pedagojisi

Toplum felsefesi, bireyin içine doğduğu yapıların (aile, okul, devlet) ruh üzerindeki inşa sürecini ve bu sürecin yarattığı yabancılaşmayı sorgular. Bir Düşünce Platformu olarak, bazen rahatsız edici soruların en büyük farkındalıkları yarattığına inanıyoruz. H. İbrahim Türkdoğan, bu metninde anne-babaların çocuklarını kendi ideolojik dünyalarına hapsetmelerini “ruhani bir taciz” olarak tanımlayarak, modern toplumun köklerindeki iki yüzlülüğü sert bir dille eleştiriyor.

Bu yazı, çocukların saf ruhlarının kültürel ve dinsel kimliklerle nasıl törpülendiğini ve “toplum” denilen bu kolektif kabusun nasıl bizzat ebeveynler eliyle üretildiğini sorgulayan radikal bir toplum felsefesi örneğidir.

Çocuklarınızı her an taciz ettiğinizi biliyor muydunuz? Bu soru sizi delirtecektir, kolektif panik atakla soruyu soran karşısında, onu imha etme istenciyle, titreyeceksiniz. Sizi görüyorum! Çocuklarınızı kendi dünyanıza yönlendirmekle onların ruhunu teslim almış oluyorsunuz! Tırnakları kültürle törpülenmiş parmaklarınızı kasaptan aldığınız taze ete sokarken tattığınız yumuşaklığı anımsatır bu ruh! Ne kadar da narin ve ne kadar da arı: Saf et, saf ruh! O küçük bedenlerin büyük ruhlarını keyfinize göre şekillendirip biçimlendirmekten haz aldığınızı kabul etmeyecek kadar iki yüzlü ve korkak olduğunuzu biliyorum.

Biçimlendirip askere yolladığınız, imam ya da devlet onayıyla evlendirdiğiniz, polis, jandarma, hacı-hoca, memur, subay, solcu, sağcı vb. olmalarıyla gurur duyduğunuz, ulusal, dinsel, geleneksel, cinsel kimliklerle kuşatıp kendinizin oluşturduğu sokaklara saldığınız; sanki bu yaptıklarınız “bir şey” değilmiş gibi “başlarına bir şey gelince” ağlayıp sızlamalarınızla cezalandırdığınız; sızlamalarınızın onlara uyguladığınız eğitimin sizde yarattığı vicdan azabı olduğunu anlayamayarak, anlasanız da kabul edemeyerek suçladığınız insanlar evlatlarınızdır. Siz onları rollerle görevlendirdiniz, onlar da kendi evlatlarını ve böylece yarattığınız toplum adındaki kâbus sizin kendi eserinizdir. Sizler şiddetin yaratıcıları, uygulayıcıları ve mağdurlarısınız.

Sonra başlarınızdaki insanların sizlerin kopyası olduğunu memnuniyetle unutarak sokaklara dökülüp “çocuklarımıza yaşam hakkı, özgürlük ve ekmek istiyoruz” gibi yavan sözlerle bağırırken bu hakkınızı kendinizin öldürdüğünü göremeyecek kadar da körsünüz. “Tecavüzcüler ve tacizciler cezalandırılsın” gibi azgın yaygaralarınız ise kendi taciz ve tecavüzlerinizi yüzünüze çarpıyor. Aynı dinin, aynı dilin, aynı zihniyetin, aynı psikolojinin ve aynı terbiye ve aynı eğitimin ürünlerisiniz, her biriniz bir ötekinin aynasıdır.

H. İbrahim Türkdoğan

başka yazılar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.