James Joyce ve Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi Analizi

James Joyce, modern edebiyat dünyasında kalıpları yıkan tarzıyla bilinir ve yazarın Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi adlı başyapıtı, bireysel özgürlüğe yönelik en estetik saldırılardan biridir. Ünlü yazar kelimelerden yepyeni bir evren yaratmıştı ve bunu yapmasının tek bir nihai sebebi vardı: mutlak özgürlük. Bu amaç doğrultusunda sözcüklerin ritmine, müziğine ve gizli şarkısına aşık bir anlam tanrısı gibi hareket eden sanatçı; yarattığı kurmaca evrendeki tüm karakterlere, ama en çok da başkahramanı Stephen Dedalus’a kendi ruhundan parçalar üflemiştir.

Artık inanmadığım hiçbir şeye hizmet etmeyeceğim; buna ister yurdum, ister vatanım, ister kilisem densin. Kendimi, yaşamın ya da sanatın herhangi bir biçiminde, olabildiğince özgür ve eksiksiz bir biçimde ifade etmeye çalışacağım. Bunun için kendime kullanma hakkı tanıdığım tek savunma araçlarına başvuracağım: sessizlik, sürgün ve kurnazlık.” […] “Hoş geldin, ey yaşam! Deneyimin gerçekliğiyle milyonuncu kez yüzleşmeye ve ruhumun demirhanesinde halkımın henüz yaratılmamış vicdanını dövmeye gidiyorum.

James Joyce, A Portrait of the Artist as a Young Man (Penguin, 1992), 275–76.

patika-yollar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.