Tek, kendini atılmış hisseder önce. Sonra kendini atılmış düşünür – bu gücü Hiç’ten alır. Bu güç vardır zaten, bu güç varoluştur. Varoluş, Hiç’in bilincidir....
Ben, halklar ve insanlık ölünce doğarım
Sen ey çilekeş Alman halkım
Nedir acın, ıstırabın?
Canlanamayan bir düşüncenin acısıdır seninkisi.
Daha horoz ötmeden kaybolan hayaletin acısıdır.
Yine de kurtuluşun ve...
Anlamsızlığın çalkalanan düşüncelerinde hapsolmak,
sonsuz gecenin azap saçan örtüleri tarafından ezilmek.
Ormanın karanlık kıyısında çürüyen tek başına duran bir ağaç,
sonsuzluğa dikmiş gözlerini, son nefesini veriyor.
Bulanıklığın örtüleri...
BEN
Kendi’mi özlediğim anlarda gölgem olduğumu biliyorum.
Kendimi özlemek değil, kendimi tüketmektir ruhumun istemi.
Ben ruhumu yaşayarak ölüyorum her gün biraz daha ve bundan haz alıyorum, bazen...
İçimde taşıdığım varlık kırıntılarının ayak izlerini takip ederek tüm filozofça söylentilerin üstüne basıyorum, kendimi ve egomu hiçe sayarak karanlığın zehirli...
Bizim oralarda ve zamanımızda (yani babamın babasının babası zamanında) babadan oğula geçermiş acı: kısa günün karı, “kolay kazandım” diyebilirim, hiç...
Ludus
Başlarken başlangıcı kaybeden ve durmaksızın kendini tekrarlayan, kesintisiz bir devinimin sonu çağrıştıran fakat asla sonlanmayan ve sonlanamayan bir buradalık; buradasın...
Bay Hafıza’nın (Wylie Watson) gösterisini izleyen Richard Hannay (Robert Donat), salondaki kargaşadan kaçarken, çıkış kapısına Annabella (Lucie Mannheim) adlı genç...
Montaigne’in kendisi bir hukukçu olmasına rağmen, yerleşik yasaların insan ruhunu kavramaktaki yetersizliğini büyük bir açık yüreklilikle dile getirir:
İnsanların düşüncelerinin çoğu,...
Karanlık ufkun ardından güneşin altın şafağı doğmaktaydı...
Karanlıklarda var olan sevginin ölümsüzlüğü kaybettiği son zerresini aramaktaydı. Uzun ince acı dolu yollardı...
felsefehayat.net yazar kadrosunun başarıları bitmek bilmiyor. Bu kez Serdar Bayraktar ...Ve Siyahtı ile karşımızda... Yaklaşık 1 senedir yazar kadromuzda yer alan yazarın ilk...
Ne yaparsınız bu adamlara: yazılı olmayan lafı dinlemezler, kitaba geçmedikçe sözlere inanmazlar, gerçeğe sakallı olmadıkça kulak vermezler. Budalalıklar yazı kalıbına...
A) ÖZET
Dönüşüm, Franz Kafka’nın 1915’te yayımladığı öykü türündeki eseridir. Edebiyat dünyası tarafından kabul edilmiş bu eser, sadece edebi anlamda hayat...
Sigaraların birini söndürüp diğerini yakınca, zamanın çoğaldığı, uzadığı filan yok. Yazmam gereken makaleyi yazmak için sahip olduğum zamandan daha fazlası...
Merhaba,
Ben bendim biraz, kırılmadan önce.
Gökyüzü maviydi ve uçurtmam beyaz.
En büyük hayalimizdi sevda.
Merhaba,
Ben bendim biraz, senden önce.
Tanrı sadece vermişti gökyüzünü,
Ben boyadım...
akşamım, sabahım
günüm, günlerim var.
ve “O”
acıkan, doyan
ama acısı duyulan anlarım var.
ve “O”
yollarım, yolcularım
hallerinden memnun cam kenarındakiler,
arta kalan camda gördüklerim var.
ve “O”
uzak,...
Bazı yazarların üretimleri birbirini tamamlar ya da ikame edecek niteliktedir. Bu nitelik aslında daha çok sosyal bilimler alanında geçerlidir: yani...
gece ki, uyandığı uykusuyla kapımda,
beden uyusa ne çare?
görmeye yetenekli gözler,
Işığın karşısında yitirir lütfunu
açık dursalar ne çare?
duydukların ile şekil bulan sözler
yer...