Bedensiz Yürekler

Yazar ve düşünür Serdar Bayraktar, “Gönül Göçü” adını verdiği bu derinlikli ve tasavvufi eserde; insanın unuttuğu ezeli ismi, yetinememek hastalığını ve kalabalıklar içindeki o münzevi yalnızlığı kadim doğu tefekkürüyle ilmek ilmek işliyor.

neresindeyiz bu garip esintinin hangi savrulmuş köşesinde,
kimin ismiydi hiç unutmayıp aklımızda tuttuğumuz,
ne için neden saklar dururuz?
bu sözle başladı ilk nefesi…

ve yerleşik hayata geçilen ilk andan itibaren ile devam etti.
gönül göçü bir ruhaniyetle yol almaya başladı,
kabullenemezdi çaresiz bir pencereyi…

yeri geldiğinde bir rüzgardan farksız, yağmur kadar lekesiz
ve anın içinde değişen bir mevsim kadar güçlü…
bedenlerimiz her göze giremese de, haberdardır birbirlerinden.
bu yüzden duygu denilen o karmaşa, ne zaman değişip çeşitli halleriniz yaşatacağını
haberdar olduklarıyla belirler…

kim bilir?
başka iklimler, tenler, gözler, bambaşka sesler,
yurdu, toprağı ayrı hissedişler kim bilirlerle biter!

her terk ediş bir kavuşmadır aslında,
her yol alış çok da uzağa değildir yürekten.

isimlerini bildiğimiz renkler, onları taşıyan bedenler yüzünden aynı değillerdir çoğu zaman.
ve ne kötüdür ki,
görmek ya da görmemek başka başka sancıları saklar içinde…
gönül göçü, en çetrefilli yollardandır.
tekin değildir dört bir yan.
ve huzur çizginizden içeri gireceklerine dikkat edilmelidir, çünkü olamadıkları ve alamadıkları
yüzünden en kötü hep siz olacaksınız çaresiz!

kötülük, gerçek bir yoldur nazarlarında. içiniz titrerken baktığınız suretlere,
onlar insansız sanırlar sizi ve yalnızlığınız bile acıtır en çoğul hallerini.

yürüyüşünüz sizden başka bir anlamı asla barındırmaz içinde.
gören gözler, anladıklarıyla yetinip sormazlar bilinmesi gerekeni…

karıncanın nerede olduğu bilinir, eğilecek cesaretimiz yoksa anlayamayız bildiğimiz gerçeği.
hayat ve hayatlarımız ilk seslerinde kendi sıradanlığına mahcup olurken
yetinememek arzusu güçlü bir hastalıktır, başkalarına öylesine çıkardığınız seslerin içinde.

bu devran ki sorar hesabını tek bir taştan bile!…

gönül göçünde bir hayat!
yarın kadar yakın ve dünden bir o kadar uzak…
fazladan bir nefes, yoldaşı taşınamayacak acı sözler!
bu gerçek bir yürüyüştür,
hem bir merhaba hem de gerçek bir vedadır…
büyük yürüyüş ancak anlaşıldığında, hissedildiğinde yoldaşlar ve dostlar barındırır.

farkına varamayanlarsa mutlaka geride kalır!…

Serdar Bayraktar

ötekilerden

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.