Max Stirner ve Biricik’in Mutlak Egemenliği, insanın yüzyıllardır kölesi olduğu “halk”, “insanlık” ve “ulus” gibi kutsal hayaletlerin sonunu müjdeleyen sarsıcı bir uyanıştır. Stirner’in başyapıtı Biricik ve Mülkiyeti’nde dile getirdiği bu dizeler, kolektif acıların ve despotik hayallerin ancak ölümle (mezara taşınmakla) gerçek bir özgürlüğe alan açabileceğini savunur. Halklar ve idealler öldüğünde doğan o “gülen kalıtçı”, tüm zincirlerinden arınmış, kendisinin sahibi olan “Ben”dir. H. İbrahim Türkdoğan’ın çevirisiyle, insanlık aleminin gömüldüğü o noktada, mülkiyeti sadece kendisine ait olan bireyin doğuşuna tanıklık etmeye hazır mısınız?
Ben, halklar ve insanlık ölünce doğarım
Sen ey çilekeş Alman halkım
Nedir acın, ıstırabın?
Canlanamayan bir düşüncenin acısıdır seninkisi.
Daha horoz ötmeden kaybolan hayaletin acısıdır.
Yine de kurtuluşun ve mutluluğun hasretini çeker bu hayalet.
Kal selametle milyonların rüyası,
Çocuklarının binyıllık despotu, kal selametle!
Yarın seni mezara taşıyacaklar;
Ve çok yakında kardeşlerin,
Diğer halklar, ardından gelecek.
İşte o zaman insan alemi gömülmüş olacaktır.
Ve ben, kendimin sahibi ben,
Onun gülen kalıtçısıyım!
Max Stirner; Der Einzige und sein Eigentum, Reclam
Çeviri: H. İbrahim Türkdoğan,
Bu metin Der Einzige und sein Eigentum, Reclam adlı kitaptan alıntıdır.



