Derrida ve Geleceğin İki Yüzü: “Futur” ve “L’avenir”

Zamanı sadece akan bir nehir veya dijital bir ajanda olarak mı görüyoruz? Jacques Derrida, Batı dillerindeki “gelecek” kavramını ikiye bölerek bizi konfor alanımızdan çıkarır. Bu ayrım, sadece bir kelime oyunu değil; hayata, ötekine ve belirsizliğe karşı takındığımız etik tavrın haritasıdır:

Genel olarak gelecek ve “l’avenir” denilen şeyi birbirinden ayrı tutmaya çalışırım. Gelecek… Yarın, sonra, gelecek yüzyıl gibi olacak olan şeylerdir. Tahmin edilebilir, öngörülebilir planlı, programlı bir gelecek vardır. Ancak tamamen beklenmedik şeylerin gerçekleştiği “l’avenir” diye bir gelecek vardır. Benim için gerçek gelecek budur. Tamamen tahmin edilemez. Varlığımın beklentisi dışında gerçekleşir bu Ötekisi. Bilinen geleceğin ötesinde gerçek bir gelecek varsa… bu, geleceğini büsbütün kestiremeyeceğim, Ötekisinin gelişini ifade eden “l’avenir”dir.

Derrida’nın bu ayrımı, aslında bir “misafirperverlik” etiğidir. Planlanmış bir gelecek (futur), bizim kontrolümüz altındadır; oysa gerçek gelecek (l’avenir), kontrolümüzü yıkan bir “olay”dır. Fransızca “à venir” (gelecek olan/gelmekte olan) kökünden gelen bu terim, ufukta görünen bir nesne değil, kapımızı aniden çalan ve tüm planlarımızı altüst eden “Mutlak Öteki”dir. Derrida’ya göre etik, tam da bu tahmin edilemez olana, yani “gelmekte olana” (l’arrivant) kapıyı sonuna kadar açabilme cesaretidir. Gerçek bir gelecek, ancak hesaplanamaz olduğunda özgürleştiricidir.

Jacques Derrida Belgeseli 2002
Çeviri: Ümid Gurbanov
Edit: Can Murat Demir

başka yazılar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.