Jung, Joyce ve Ulysses bağlamı ve 1932 yılında Küsnacht-Zürih’te kaleme alınan o tarihi mektup, edebiyat tarihi ile analitik psikolojinin yollarının kesiştiği en görkemli anlardan biridir. Modern psikolojinin kurucu babalarından Carl Gustav Jung tarafından, 20. yüzyıl edebiyatını kökten sarsan devasa yapıt Ulysses’in yazarı James Joyce’a doğrudan gönderilen bu mektup, edebi bir başyapıtın psikoloji bilimi için nasıl bir laboratuvara dönüştüğünü kanıtlar. Bu tarihi doküman, yalnızca iki dehanın entelektüel karşılaşması değil; aynı zamanda edebiyattaki “bilinç akışı” tekniğinin insan psikolojisinin en derin katmanlarında yarattığı sarsıntının da en net tescilidir.
C. G. Jung’dan
[? Ağustos 1932]
Küsnacht-Zürih, Seestrasse 228
Sayın Efendim,
Ulysses‘iniz dünyaya öylesine sarsıcı bir psikolojik sorun sunmuştur ki, psikoloji alanında sözde bir otorite sayıldığım için bu konuda defalarca görüş bildirmeye çağrıldım.
Ulysses, son derece çetin bir ceviz olduğunu kanıtlamıştır; yalnızca zihnimi alışılmadık ölçüde zorlamakla kalmamış, aynı zamanda —bir bilim insanının bakış açısından söyleyecek olursam— oldukça sıra dışı düşünsel yolculuklara da çıkmaya zorlamıştır. Kitabınız bütünüyle bana sayısız güçlük yaşatmıştır; onu gerçekten kavrayabilmek için yaklaşık üç yıl boyunca üzerinde düşünüp durmuş bulunmaktaydım. Fakat size şunu söylemeliyim ki, hem şahsınıza hem de bu devasa yapıtınıza derin bir minnettarlık duymaktayım; çünkü ondan çok şey öğrenmiş bulunmaktayım.
[…] Son bölümde yer alan, durmaksızın akan kırk sayfa, gerçek anlamda psikolojik sezgilerin art arda sıralandığı olağanüstü bir dizidir. Sanırım şeytanın büyükannesi bir kadının gerçek psikolojisi hakkında bu denli çok şey bilmektedir. Ben ise bilmiyordum.
(LIII 253)





