Yazmak Avuntu Sözü

Çaresizlik şiiri, modern insanın anlam arayışında giderek daralan varlık alanını ve bu daralmanın yarattığı içsel sıkışmışlığı şiirsel bir yoğunluk içinde görünür kılmaktadır. Yağmur, şehir ve gece imgeleri etrafında kurulan bu metin, yalnızlığın bireysel bir duygu olmaktan çıkıp varoluşsal bir atmosfere dönüştüğü bir eşiği işaret etmektedir. Şiir, avuntu ile hakikat arasındaki kırılgan sınırda dolaşarak, dilin kendisini bir sığınak değil, bir çöküş alanı olarak yeniden düşünmeye açmaktadır.

çare yalın artık
yazmak avuntu sözü.
çok zamanların geçmemişlik hali…

unuttuğum bir çok şey var,
sesin değilmiş ancak!

umut kapılarında sen,
yıldızlı bir gecenin uykulu gözleri gibi.
serpilen ifadeler,
toplamakla bitmeyen hisleri.

bu günlerde yağmur kol geziyor,
şehir biçare tutsak!

kuşlar aynı gökyüzünde
mavilikten uzak, tekil çokluklarıyla…

sıralanmış yalnızlıklar
söyleyeni  meçhul, sözleri bilinen avuntularıyla.

elleri kadar bir kadın,
güzelliğin çıplak aynasında…

kuşku her yerde artık,
yok saklanacak zaman!

günahsız sandığınız gülüşler
sahipsiz bakışlarda yok olan.

patikalar yok gönül yolculuğunda
toprak tenle bir.

gece düştüğü denizde boğulur,
her sokak yolcusuyla bir.

yıldızlar yuva olur balık kokusuna,
insanın  çocuk olası gelir!
bir mani dolanır dilimde
savunmasız çığlıklarım belirir.

kanatsız bir yolculuktur, uçar adım.
gidilen mesafe düşlerden yarım.

korkular gitmeyen akılda ev sahibi
her misafir bulduğunun avuntusun da…

ayaz vurunca solmayan çiçekler gibi,
bisikletli çocukların yetişilmez hızıyla,
arşınlanır tabiat sesleri…

çare yalın artık,
yazmak avuntu sözü.
çok zamanların geçmemişlik hali…

cebimdeki son gecem,
saat zamandan uzak ilişmez gözlerime…

ve yağmurlar bile temizleyemez artık,
kirlettiğiniz sokaklarımızı…

Serdar Bayraktar

başka yazılar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.