Felsefi şiir dünyasında ayrılık, sadece bir kişinin gitmesi değil, tüm dünyanın anlam dizgelerinin çökmesidir. Bir Düşünce Platformu olarak, aşkın gidişiyle birlikte edebiyatın, sanatın ve ışığın nasıl birer birer söndüğünü anlatan bu tür “yokluk” metinlerini, bireyin dünyayı algılayış biçimindeki köklü değişimler olarak görüyoruz. Mine Saka, bu dizelerinde bir kaldırım taşı üzerindeki boy eşitleme çabasından yola çıkarak, sevginin fiziksel ve ruhsal boyutlarını bir felsefi şiir derinliğiyle harmanlıyor.
Sen gittiğinden beri,
Şarkı bitti,
Edebiyat bitti,
Güneş battı,
Zifiri karanlık buralar.
Sahi hiç düşündün mü?
Seni nasıl sevdiğimi.
Ne kadar çok geldiğimi,
Nasıl gittiğimi?
En çok akşamları sevdim seni,
Bir kaldırım taşı üzerinde,
Boyum boyuna yetişsin diye,
En çok orada öptüm.
En çok bir mahalle kaldırımında,
Akşam üzeri,
Sırf bir kelimen için sevdim seni,
Sönük bir akşam üzeri.
Mine Saka


