Çağımızın En Büyük Kaygısı: Neden Hâlâ Düşünmüyoruz?

Modern insan, her zamankinden daha fazla bilgiye sahip olmasına ve daha çok işlem yapmasına rağmen, Heidegger’e göre “hâlâ düşünmemektedir.” Bu bir eksiklik ilanı değil, varoluşsal bir durumdur. Peki, düşünmenin bizzat kendisinden gelen o ışık nerede gizli?

Düşünmenin ne demek olduğunu öğrenmeye çalışırken, düşünme üzerine düşünen refleksiyon içine düşerek kay­bolup gitmez miyiz? Fakat yine de, bu tehlikeye rağmen, yürüdüğümüz yolda sürekli düşüncemize bir ışık düşü­yor. Ancak bu ışık, ilkin refleksiyonun fenerleri vasıtasıyla düşünceye getirilmiş değil. Işık, düşüncenin bizzat kendisinden ve yalnızca ondan gelmektedir. Bir şeyin kendisinin bizzat kendisine ait ışığa taşınması bir muam­madır ve bu düşünmeye, tabii ki sadece hakikaten dü­şünme olduğu ve ısrarla aklı kötülemekten kendisini uzak tuttuğu sürece, uygun düşmektedir.

Düşünce, en kaygı verici olana muvafık olduğu tak­dirde düşünür. Kaygı uyandıran zamanımızda en kaygı verici olan kendini, bizim hala düşünmememizde göster­mektedir. Bu cümlenin ifade ettiği şey, öncelikle bir iddia olarak kalıyor. Bu iddia, şimdi üzerine eğileceğimiz bir ifade formuna sahiptir. İfadeyi öncelikle iki türlü muha­keme ediyoruz: İddianın neyi vurguladığını ve ifade ka­rakterini.

İddia şuydu: Kaygı uyandıran zamanımızda en kay­gı verici olan, bizim hala düşünmememizdir. Örneğin, ağır hasta olan birinin kaygı uyandırıcı du­rumu bizi tasalandırır. Emin olmayanı, karanlığı, tehdit eden şeyi, zulmeti ve genellikle aykırılığı kaygı verici bu­luruz. Kaygı verici olandan bahsettiğimizde, mutat ve ay­nı zamanda mahzurlu ve nihayet olumsuz bir şeyi kaste­deriz. Kaygı uyandıran bir zamandan ve hatta en kaygı uyandırıcı olandan bahseden bir ifadenin, bu mülahaza­ya uygun olarak öncelikle olumsuz bir vurgu üzerine ku­rulmuş olması gerekir. Bu ifade, çağın oldukça aykırı ve hiç ümit vermeyen çehresine işaret eden bir bakış sergile­mektedir. İfade, çağın kıymetsiz ve batıl olan ne varsa ta­lep eden nihilist tezahürlerine tutunmaktadır. O, bu teza­hürlerin kaynağını zorunlu olarak bir noksanlık ta, cümle­mize göre söylersek, düşüncenin mahrum kaldığı şeyde aramaktadır.

 

Martin Heidegger
Düşünmek Ne Demektir?
[1951/52 Kış Dönemi Ders Notları]
Paradigma Yayıncılık, Çev.: Rıdvan Şentürk

başka yazılar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.