Çağdaş felsefenin en radikal kırılma noktalarını inşa eden Jacques Derrida, sarsıcı metinlerinde mutlak ve saf kabul edilen kavramların altını oymayı her zaman başarmıştır. Derrida felsefesinde “Aşk”, “Öteki” ve “Sorumluluk” gibi kavramlar, bencilce bir yalıtılmışlık olarak görülen narsisizmle paradoksal bir ortaklık içinde var olur.
Tek bir narsisizm ve narsisizm dışı yoktur. Daha çok ya da daha az kapsamlı, bonkör, aşikar, geniş narsisizmler vardır. Narsizm-dışı dediğimiz şey genel niteliklidir; ancak hoş görülen ve ılımlı narsizmin ekonomik halidir. Ötekisi’nin Ötekisi olarak deneyimleyebileceğine daha açıktır. Ötekisiyle olan ilişkinin yeniden bölünmesinde narsistik bir hareket olmasaydı, bunun yok olup gideceğine inanıyorum. Daha işin başındayken yok olurdu. Ötekisi olan ilişkide, asimetrik, açık olası yeniden bölünme olmasa bile aşkın mümkün olabilmesi için kişinin kendi imajı içerisinde yeniden bölünme hareketinin sürdürülmesi gerekir. Sevgi narsistir.
(Derrida, “Points” 1992)





