Martin Heidegger, yalnızca yirminci yüzyıl felsefesinin değil, aynı zamanda modern Kıta Avrupası düşüncesinin de en belirleyici filozoflarından biri olarak kabul edilmektedir. Özellikle Heidegger’in başyapıtı olan Varlık ve Zaman, ontoloji, fenomenoloji ve varlık düşüncesi ekseninde çağdaş felsefenin yönünü değiştirmiştir. Michel Foucault, Jacques Derrida, Emmanuel Levinas, Maurice Merleau-Ponty ve Jean-Paul Sartre gibi birçok düşünür, doğrudan ya da dolaylı biçimde Heidegger’in düşüncesinden etkilenmiştir. Bu nedenle Heidegger’i anlamak, modern Kıta Avrupası felsefesinin düşünsel temellerini anlamak bakımından merkezi bir önem taşımaktadır.
Kıta Avrupası felsefesinin modern çehresini anlamak, onun kök saldığı en güçlü damarı, yani Martin Heidegger’i anlamaktan geçer. Öyle ki, yirminci yüzyılın etkili düşünürlerinden biri olan Michel Foucault, adeta bir entelektüel vasiyet niteliğinde, ölüm döşeğinde yazdıklarının tamamını Heidegger’e borçlu olduğunu itiraf etmiştir. Bu çarpıcı itiraf tekil bir örnek değildir; Heidegger, Levinas, Merleau-Ponty, Blanchot, Derrida, Habermas ve Sartre gibi yirminci yüzyıla yön veren birçok felsefeciyi derinden etkilemiştir. Bu bağlamda, Heidegger’in başyapıtı Varlık ve Zaman, söz konusu filozofların kendi özgün felsefelerine temel teşkil eden bir nirengi noktası olmuştur. Kıta Avrupası filozoflarının tamamına yakınının şu veya bu düzeyde Heideggeriyen olduğunu söylemek abartı olmayacaktır.
Peki, bu devasa etkinin arkasındaki düşünsel silsile nereden beslenir? Heidegger, tarihsel düzlemde Antik filozofların (Parmenides, Herakleitos, Anaksimandros) haricinde, özellikle Kierkegaard ve Nietzsche gibi filozofların omuzlarından yükselmiştir. Bu figürlerle (Kierkegaard ve Nietzsche) olan ortak paydası ise ‘felsefenin bittiğini’ bildirmeleri ve geleneksel, rasyonel sistem karşıtı bir düşünceyi benimsemeleridir. Bir anti-filozof olarak Heidegger —tıpkı kendisinden önceki bu öncüllerinde olduğu gibi— felsefenin bizatihi kendisine, onun varoluşsal çıkmazlarına odaklandığı için felsefe tarihinde apayrı ve ayrıcalıklı bir yere sahiptir.
Bu etki alanı, beraberinde derin entelektüel dönüşümleri ve çatışmaları da getirmiştir. Örneğin Jean-Paul Sartre’ın Varlık ve Hiçlik adlı kitabı, aslında Varlık ve Zaman’ın radikal bir yanlış yorumlanmasıdır; zira Sartre, özü itibarıyla büyük ölçüde Heideggeriyandır. Benzer şekilde Maurice Merleau-Ponty de Heidegger’e oldukça yakın bir pozisyondadır; ancak o, bu felsefede bir çeşitleme yapar ve kendi özgün farklılığı olarak ortaya “dil ve algı” bağlamını atar. Tüm bu felsefi eklemlenmelere rağmen Heidegger, Nietzsche, Leibniz ve Hegel’den sonra gelen büyük sistem filozofudur. Onun düşüncesi son derece robusttur ve felsefi apeli Batı metafiziğinin asırlardır kemikleşmiş kabullerinde derin bir yankı bulur.
Heidegger’in felsefi devrimi, nesneye ve insana bakışındaki kökten değişimde gizlidir. O, insanı dünyadan kopuk sıradan bir nesne olarak almamış, onun çevreleyen dünya ile olan türlü ilişkiselliklerini konu edinmiştir. Meşhur alet analizi bu durumu somutlaştırır: Örneğin, çekiç-olmaklık sadece çekiç ile ilgili bir durum değildir. Burada çekicin işlevsellik kazanabilmesi için onun dışında bir ahşap ve çivi de gerekir; işte bu ilişkisellik çekiç-olmaklığı kurar. Heidegger’in felsefi yöntemle yaptığı tam olarak budur: Varlığı yalıtılmış birer töz olarak değil, ilişkilerin bütünselliği içinde kavramak.
Bu bütünsellik, analitik geleneğin zirvesiyle de şaşırtıcı bir paralellik sunar. Ludwig Wittgenstein’daki dil düşüncesinin bir uzanımı olan “yaşam biçimi” (form of life) kavramı, Heidegger’deki “Dünya” (Varlık) kavramına denk düşer. Bu bağlamda Heidegger’de iç dünya ve dış dünya gibi Kartezyen bir ayrım yoktur; her şey bir bütün halinde, parçalanamaz bir biçimde “Varlık sahnesinde” meydana gelir. Ve işte trajedi buradadır: Batı düşüncesindeki neredeyse tüm filozoflarca bu kurucu bütünsellik ve ilişki ağı ihmal edilmiş, Varlığın kendisi felsefe tarihi boyunca unutulmuştur. Heidegger’in düşüncesi, bu büyük unutuşa karşı bir hatırlama çağrısıdır.
Can Murat Demir
Yararlanılan kaynak: Dreyfus, H. L. (2006). Heidegger: Being and Time lectures [Video]. University of California, Berkeley. YouTube. https://www.youtube.com/watch?v=oBHrRjntW90.




