Melankolik mektup, ayrılığın ardından kalan sessizlik, kırılma ve duygusal çözülmeyi ifade eden edebi bir yazım biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu metin, yıllar sonra yeniden yazılan bir sesleniş üzerinden, hatırlama ile unutma arasındaki gerilimi görünür kılmaktadır. Anlatı, sevgi ile öfke arasında gidip gelen bir duygusal yoğunlukla, kaybın ve bağın aynı anda sürdüğü bir iç monolog alanı kurmaktadır.
Yıllar sonra sana yazıyorum.
Sessizliğine, özgürlüğüne
Özgür sandığını tutsak bedenine.
Çok uzun süre zindanda kalışına,
Nefes alamayışına.
Yıllar sonra hâlâ sana yazıyorum.
Yaralarına, içine, ölenlerine
Saygıyla ama sevgisizce.
Yanında olamayanlara, asla olamayacaklara.
Kinim birikti hepsine,
Görüp sahip olamamalarına,
Sana..
Yıllar sonra yine sana yazıyorum.
Bildiğime, tanıdığıma, hatırladığıma
Dün gibi.
Bana düşmüyor, lakin sana yazıyorum.
Kalbinin kırıklığına tüm insanları mecbur edişine.
Perdesizliğine, güvensizliğine ve ses teline
Samimiyetsizliğine
Sevginin..
Yıllar sonra şimdi sana yazıyorum.
Hayatına, kaygına
Var olamayışına, kadere ve kedere.
Bugün son kez sana yazıyorum.
Sebepsizliğine, intikamına ve ahıma.
Şu an,
Son kez sana,
Bir Pazar akşamı
Melankolimle.
Mine Saka





