tanri-hiclik-felsefehayat

Tanrılık makamından kopma ve savaş

İnsan bu gayreti verirken, varlık alanına girip kendini ne kadar üstünleştirirse o derecede yokluğa yaklaşır. Formlar (varlık) alanında yürüyen insan, bütün etiketlerinden, gölgelerden ve koşullanmalardan kurtulur. Kendi karanlığıyla sevişen ruh cennetini kendi için yaratır. Cennet yokluktur, varlık ise şartlı cehennemdir.

Savaş hiçbir zaman fiziksel olmamıştır. Tarihsel arka plana baktığınızda mücadele hep metafizikseldir. Uçuşan fikirler, sallanan makamlar, uğuldayan yalanlar… İşte savaş bunlarladır. Bütün kıyımlar varlığa karşıdır. Var olan bütün geçmişin ve tarihsel fenomenlerin ilk basamağı “yaratmak”tır.

Kurtuluşun sistematiği şudur: İnsan kendisini en baştan yaratmalı! Bu kendini bilmez, düşük varlık formundan çıkmalı ve kabuklarından sıyrılmalıdır. Düşmanlıkla yoğrulan bu süreç, insanı bütün gereksiz yüklerinden kurataracaktır.

Muradına ermek mi, yoksa olmak mı?

İnsanı bu dünyadan ve her şeyden nasibini almalıdır. Buna gönüllü olmalıdır. Modern dünyanın sefaletini açıklamak son derece basittir, insan vazgeçmiştir ve kendisine kurtarıcı aramaktadır. Kurtarıcı arayan insan ölüdür, vardır ama ölüdür. Var oluşun sebebini sadece kurtarıcı arayarak teselli bulan insanın durumu içler acısıdır. Kurtarıcı arayan bir irade sefaletten başka bir şey değildir ve kendisine karşı sebepsiz bir hakaret içindedir.

Sonuç olarak, insan varoluşuna edilmiş en estetik küfür “olmak”tır. Olmak,  tanrının zihninden gelir ve insan ruhunu mahvetmiştir.

Kendini zehirlemekten vazgeç!

Her şey senin elinde, bu metni okurken sakın bana hiçbir şey anlamadığını söyleme. Sıyrıl anlamsız korkularından ve varlığın gereksiz yükünden, sana biçilen rolü yırt ve at, kendi çizdiğin kaderinden yola çık ve yok edici içgüdülerinle yeniden ör yokluğu. İşte o zaman sen “sen” olacaksın, bir başkası değil!

 

Can Murat Demir

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.