Alo Orası Tımarhane mi?

Alo Orası Tımarhane mi?

Bafra gibi bir yere tiyatro gelmiş kaçırır mıyız? Eşim eğitimci olduğu için biletlere ulaşmamız zor olmadı hatta sayesinde özel davetli olarak salona alındık diyebilirim. Eşime teşekkür ediyor ve sanata olan iştiraklerinden dolayı tebrik ediyorum. Kendisinin de belirtiği gibi “sayesinde sosyalleşme imkanı” buluyorum.

Alo Orası Tımarhane mi? Özel Tiyatro’nun, Beyat Çeliker ve Özyurt’a ithaf ettiği ve sahnelediği bir Nejat Uygur oyunu, yönetmeni Tülay Doğan, Nejat Ustanın senelerce turnelere çıktığı ve Anadoluyu karış karış dolaştığı bir oyun. Nejat Usta özel tiyatrolar içinde hemen hemen en fazla Anadolu’ya turne yapan ekiptir ve yazdığı oyunları paylaşmayan bir tiyatrocudur, bunun öyküsünü oyunun sonunda öğrencisi olan ve aynı zamanda baş karakterlerden Trabzonlu bir aşçıyı oynayan Ercüment Doğan’ dan bizzat dinledik. Kendisi oyun sonunda duygulu anlar yaşattı ve bütün emektar tiyatroculara ithafen küçük bir konuşma yaptı.

Oyunun konusu

Türk izleyicisinin daha önce sinemada izlediği Şener Şen ve Kemal Sunal ikilisinin yer aldığı bir Ertem Eğilmez filmi olan “Süt Kardeşler”in tiyatroya uyarlanmış hali: Alo Orası Tımarhane mi’de, bahriye askerleri arasında geçen komik durumlar işleniyor. Sinema filmi olarak da Türk izleyicisine komedinin tüm unsurlarını yaşatan 2 perdelik oyunda, kahkahanın da ardı arkası kesilmiyor. Özellikle Karadenizli karakterin yer aldığı sahneler gerçekten de sağlam bir komediydi.

Eleştiri

Bafralı seyircinin ne kadar bayağı bir seyirci profiline sahip olduğunu bir kez daha keşfettim diyebilirim. Oyun esnasında çocuklarıyla gelen seyirciler çok canımı sıktı, patlamış mısır yiyenler, gazoz içip şişe çevirenler, salonda koşuşturan tipler de cabası… Açıkçası Bafralı olarak bu tarz etkinliklerde utanıyorum. Diğer salonlarda örneğin İstanbul’da, salon girişlerine 6 yaşından küçük çocukların etkinliğe alınmayacağı ve etkinlik mekanına kamera, fotoğraf makinası, ses cihazı vb. alınmayacağı gibi uyarılar olmasına rağmen Bafralı seyirciler çocukları dahi oyuna getirmişti. Bu çok talihsiz bir durumdu. Her 10 dk.’da bir arkadaki çocukları susturan eşim oyunu izleyemedi bile.

Bir türlü şehirleşemeyen Bafra insanı bu köylü ve umursamaz tavrından ne zaman vazgeçecek merakla bekliyorum. Ayrıca sanata ve sanatçıya değil sadece gösterişe önem veren protokol ve yalakaları da bir fecaatti. Saçmasapan isim listelerini sanatçıların ellerine tutuşturan görevliler çok çirkindi.

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

4 YORUMLAR

  1. “Ayrıca sanata ve sanatçıya değil sadece gösterişe önem veren protokol ve yalakaları da bir fecaatti” Bu durumdan bende çok rahatsız oldum. Özellikle son bölümde kaymakam beyin! sahneye çıkıp fotoğraf çektirmesi hadi onu yaptın önce eşinin sonra kendisinin bir de kızının çıkması ayrı bir görgüsüzlüktü bence. Bafrayı kaymakam bey değil eşi yönetiyormuş demişlerdi de inanmazdım ama bu orada bariz ortaya çıktı. Tiyatro oyuncularının o isimleri okuması konusunda da oyuncuların rahatsızlığı yüzlerinden okunuyordu ve resim çekinirken ki rahatsız oldukları yüzlerinden belliydi. Benim tepkim şu şekilde oldu : OYUNDAN SONRA AYAKAKTA ALKIŞLADIM ÇÜNKÜ HAKETTİLER KAYMAKAM BEYİN SAHNEYE ÇIKMASINDA İSE SALONU TERKETTİM BUNDAN GURUR DUYDUM GEREKEN BUYDU BENCE

    • Aynen ben de öyle yaptım Mehmet Bey, protokol çıkınca işin rengi değişti ve kaymakamdan çok eşinin daha aktif oluşu dikkatimizi çekti, bu iyi mi kötü mü bilmiyorum, bu çok saçmaydı ve oyuna gölge düşürdü, buradaki amaç sanat olmalıydı, yoksa ki Bafra’yı yönetenlerin kaymakam ve emniyet müdürü olduğunu zaten herkes biliyor.

      Buradan oyuncuları tekrar tebrik ediyorum, ruhlarına sağlık

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikSon Ol!
Sonraki İçerikSen Yoksan Gülümsemem

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

İnsanın Hikâyesi

Ölümü bir düş olarak görmüştük. Kışlara ve karanlığa sığındık ama hep soğuktu. Geleceği çoktan başlayan bir hikâye'ye gidiyorduk. uzun yolculuklar birikmişti içimizde. Oturup bağıra bağıra ağladığımız fotoğraflar, yüzü asık duvarlar, duymayanlar, konuşmayanlar, yolculuklar ve yolculuklar... Ağıtlarını kaybeden anneler gözyaşlarını bulmaya çıktılar, dönmediler. Kimliklerini yakmaya gidenler oldu, dönemediler. Dönülmezdi artık...

Gece Buluşmaları: Öz

Söz: Söyle bana görünen ne? Nasıl yaşanır? Göz: Dinle! Dil ile yaşayamazsın. Kulaklar sağır. Sözlerin ehemmiyeti yok. Ve eller boş değil. Elden kan gelir. Bu ölümdür. Söz: Düğümü çözülmüş olanlar için her şeyi görmektir asıl ölmek. aymazlara dikkat et. Başıboş mutlulukları var. ağızları açık gürültülü ve kabalar Göz: Yumdum kendimi karanlığa içimde sorular, anlar ve sözlerim boşlukta yürüyorlar Söz: Büyük saçmalıklardan örülü bir kafestesin kafesin içi...

Behzat Ç. Ekranlara mı Dönüyor?

İddiaya göre, Behzat Ç. adlı dizi internet üzerinden, sansürsüz bir şekilde yayınlanacak. Türkiye'de televizyon tarihinde en çok konuşulan diziler arasında yer alan Behzat Ç.'nin yeniden yayınlanmaya başlayacağı iddia edildi. Ekşi Sözlük'te "behzat ç'nin yeni sezonda tekrar başlaması" başlığı altında dizinin senaristi Emrah Serbes'in de bulunduğu bir fotoğraf paylaşıldı. Başlıkta dizinin yeniden...

Küçük Günışığım

küçük günışığım sensiz ruhsuzum gölgem bile yok sokaklarda küçük günışığım aşkımın bekçisi varoluşum sensiz anlamsızım nefes alamam tenin yokken küçük günışığım hayatım ellerinde ben seninim o yataktayken gezinen dudaklarım dokunan ellerim cennetini ararken ben hep seni düşlerim küçük günışığım bırakma sakın sensizken kimsesiz bir hayaletim   Can Murat Demir

Boşluklardan

Boşluklar doldu rüyalarıma birer birer kaybettiğim her hayalimden sonra. Beni korkutan boşluklar. Kendimi kaybettiğim labirentler… Dolandıkça ve koştukça içinde düşüp kırdım dizlerimi korkumun boşluklarında. Rüyalarımı yitirdiğimi gördüm, Araf’taydım. Acı ve sevgi arasında denge kurmaya çalışan bir ip cambazının tedirginliğini taşıyordu yüzüm. Dengede durmaya çalıştıkça daha bir düştüğümü hissetim....

Felsefe ile Yeniden Yaratmalı

felsefe ile yeniden yaratmalı kendini insan karanlığın gözyaşları var ellerimizde gizlemek mümkün değil. çarmıha geriliyor kelimeler. karanlık üstüne bütün geceleri örtüyor sabahlara bir daha uyanmamak için. bir yorgana saklansa da düşlerimiz üşüyor. ellerimiz ve bedenimiz çok soğuk bu yalanlara. ruh bıktı olamamışlıklardan, yokluklardan bir elbise dikiyor beyin. ruh parçalanmış ve yorgun parçalanmış küçük renkli gemiler batıyor içimizde. aforizmalar iyileştirmiyor...

Nekromantik

Bir kadının işeme sahnesiyle başlıyor Necromantik... Ölü seviciliğinin hortladığı sıra dışı nadir yapımlardan gibi Bir kaza olur ama çok feci bir kazadır, her taraf ceset parçalarıyla doludur. İki insanın feci şekilde öldüğü bu kaza bazıları için çok iyi bir fırsattır. Ölü sevicileri için... Rob ve sevgilisi için... Necromantik,...

Felsefe Sefalettir, Filozof İse Onun Peygamberi

Bir yanılsama bir hayalin kindarlığından beslenir. Ne zaman ölüme yatmayı düşünür insan, işte o zaman, elleriyle büyüttüğü tanrılarını baştacı eder. Duasız kurtuluş. Selameti uman peygamber ise kuyruğuna basılmış bir günah gibi somurtur, asık suratlılığı antik nefretinden mirastır! O, çoktan unutulmuş olanların yanında mutlu bir rüyaya yatar ve tüm çalışmaları, hızı,...

Ben, Devlet ve Özgürlük

Ben kimim? İnsan nedir? Devlet nedir? "İnsan hiç kuşkusuz bir imkanlar çokluğudur, kendini inceleme, düşünme ve bilme kabiliyetidir. İnsanı kendini araştırma kabiliyeti olmaktan çıkarmak onu yok etmek, yok saymak veya hayvan kılmaktır.’’(1) Kendini inceleme kabiliyeti olarak insanı nasıl yok edebiliriz? Ona ne olduğunu söylemek ve söylenen şey...