Kökleşen Yanılmalar

Bir kişinin yanılması bütün halkın yanılmasına yol açar, bütün halkın yanılması da sonradan teklerin yanılmasına. Böylece yanlışlık elden ele geliştikçe gelişir, biçimden biçime girer; o kadar ki işin en uzağındaki tanık, en yakınındakinden daha çok şeyler bilir; olayı son öğrenen ilk öğrenenden daha inançlı olur. Bunda da şaşılacak bir şey yok; çünkü insan bir şeye inandı mı ona başkasını da inandırmayı bir borç sayar, kolay inandırmak için de anlattığına dilediği gibi çeki düzen vermekten, bir şeyler katmaktan çekinmez: Karşısındakinin karşı koyma gücünü kırmak, onun kafasının alabileceğini sandığı gibi konuşmak ister. (Kitap 2, bölüm 14)

Paranın saklanılması kazanılmasından daha zahmetli bir iştir. (Kitap 1, bölüm 14)

Montaigne; Denemeler‘den

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikÖzlem Damlaları
Sonraki İçerikEgo Nedir?

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Ucuz Kadınlar

bazen aklım beş karış havadadır ucuz kadınlar yatağımdadır bir elimde bir şişe şarap diğer elimde uzun winstonum sarhoş olmuşumdur ucuz hikayeler için düşün ki bütün kadehlerimi bu hikayelere kaldırmışım onlar için zehirler içmişim duman olmuşum kendimi kaybetmişim uyuşmuş nevrotik ilhamımla şarap kokulu kadınlara şiirler yazmışım sarışın kollar kızıl saçlar biriktirmişim bozuk paralar gibi sayfalarımda onca karanlık hikayeden kurtulmak için cehennemden sana gelmişim koynuna girmişim korkak...

Evet, Yazıyorum!

Pembe püsküllü avizenin, pembemsi ve mayhoş ışığında ne düşünebilir insan? Yaşadığı güzel şeyleri mi? Çektiği acıları mı? Peki ya Yann Tiersen dinlerken ne düşünebilirsin? Sıradan fakat yaradanlaşmış parmaklarıyla çaldığı piyanonun o sanat kokan tuşlarını mı? Sokakta olan gençlerin yaktığı ateşin verdiği sıcaklık bize kadar uzanır aslında.. Bir...

Kalemimden Kırık Kelimeler Düşünce

Bazen kendimizi kâğıda bir şeyler yazmak için borçlu hissederiz. Bu hissi en çokta kelimelerimizi kaybettiğimizde hissederiz. O an beyaz bir kâğıda gözlerimiz takılıp kalır. Yüreğimizde kalan kırık kelimelerimiz bizi alıp uzaklara götürür. Belki son yitirilişinizi belki de avucunuzun içinde eriyip giden son umudunuzu hatırlarsınız. Aslında kâğıda hep bir...

Adem, İlk Yaratılan Varlık Değildir

Celse: 130 ’Adem ile Havva hikayesi beşer anlayışının, özellikle bugünkü beşer anlayışının kolaylıkla benimseyemeyeceği bir vakıayı içine alır. Çünkü bir erkek varlıktan normal yolların dışında bir başka varlığın meydana gelmesi imkansızdır. Yani mukaddes kitaplarınızın Adem’den türeyen bir Havva hikayesi artık eskimiş bir realitenin sembolizmini ifade etmektedir. Kainatta daima...

Mistik Hakkında

Bir mistik ile oturup konuşmak cesaret ister. Çünkü mistik için, özel hayat gibi, ahlaki, düşünsel ya da duygusal denilen (kişisel) sınırlar yoktur. O, insanların geçilmemesi gereken duvarlar diye gördüğü sınırları görmez. Çünkü o, dedikodu yapmak veya dertleşmek için değil, hakikati, sebepleri, temel olanı bulmak için insanlarla konuşur. Mistik...

Bir Çatı Katı Filozofu: Cioran

Bir yalnız-gezer. Bir zihin esrarı. Bir çatı katı filozofu. Bir yaşam düşmanı. Şüpheyle kutsanmış bir reddedici. -Şişirilmiş bir ego. Giriş. Hayranlık uyandıran derin bir umursamazlıkla Cioran bir “kendi kendine bakmanın” abidesidir. Kendisinden yola çıkarak yine kendisine patlayan bir mistik gibi şeylerin içinde oradan oraya savrulur. Teolojik idealler ve serzenişlerin...

Boşlukta Gölgeler

gözler çaresiz açıldı, kimisine aydınlık kimisine karanlık. yine de adı yüzyıllardır uyanıştı… söz söylemek içindi tutulan nefesler, haykırışlara yetmedi! gün aydınlığında da, karanlığında da bir garip buğu kaplamıştı her yanı. dikkat edilmese de, fark ediliyordu gölgenin kanatları… gün aslında ilk andan beri griydi. etrafa çalınan renkler, yansımalar, ışıltılar gri… ve buğu bile gizleyemez görülmesi...

Çirkin Bir Ölüm

https://www.youtube.com/watch?v=YCl-0lu0vHM Kapıya doğru yürürken engel olamadığım bir heyecana kapılmaktan korkuyordum. Öngördüğüm gibi de oldu. İçimdeki endişe dağları olabildiğine yükselmiş, okyanusların dev dalgaları hapsolduğu bedenimden dışarı çıkmak istercesine dövüyordu bedenimi. Oysaki bir kaç dakika önce aynı hislerle lavabodaki aynanın önünde kendimi izlemiştim. Gözlerimdeki belirsizliğe ve yüzümden akan ciddiyete şahit...

Anladın mı?

Hicran destanını kendinden oku, Mecnundan duyupta rivayet etme, Aşkın leylâsını gördünse söyle, Söz temsili bulup hikâyet etme, Yüz bin leylâ doğar âlemde her gün, Senin aradığın zevk, safa, düğün. Tutacağın işi önden düşün; Daha ilk adımda nedamet etme. Sevdanın önünde pek güvenilmez, Tutuşursan eğer kolay sönülmez. Bu yolun hükmüdür geri dönülmez, Canına kıymazsan seyahat etme. İyi bak kabına olmasın...