Felsefi şiir kategorimiz varoluşun en yalın ve en çıplak hallerini dizelerle keşfetmeye devam ediyor. Bir Düşünce Platformu olarak, modern çağın insanı sürüklediği ruhsal bölünmüşlüğe karşı duran eserleri önemsiyoruz. Bu hafta, yazarımız Can Murat Demir’in Tanrı, toplum ve öz benlik arasındaki o ince çizgide yürüyen, “parçalanmadan” var olmanın imkânını sorgulayan etkileyici bir felsefi şiir çalışmasını paylaşıyoruz. Bu felsefi şiir, insanın atomlarına ayrılmadan, korkularına esir düşmeden ve “gri toprakta kül olmadan” yaşama arzusunu betimliyor. “Tanrı’ya bulaşmadan” ve “insanlara değmeden” sürdürülen bu hayali yolculuk, okuru kendi içindeki bütünlüğü korumaya davet eden bir başkaldırı niteliği taşıyor.
parçalanmadan yaşamalı insan
küçük atomlara ayrılmadan mesela
korkmadan
ölmeden
dua etmeden örneğin
kül olmadan gri toprakta
parçalanmadan yaşamalı insan
karanlıktan korkmadan
insanlara değmeden usulca
yağmur gibi kaçak
parçalanmadan yaşamalı insan
içindekileri döke saça
zehir zemberek çığlık çığlığa
dua etmeden örneğin
kül olmadan gri toprakta
insanlara değmeden
tanrıya bulaşmadan
parçalanmadan yaşamalı insan
yalansız çırılçıplak
sevdalanarak kimsesiz diyarlara
Can Murat Demir






