Evrenin gözbebeği olma arzusu, insanın her şeyi kendi kalıbına göre ölçme ve yargılama tutkusundan doğar. Montaigne, Denemeler eserinde bu kibri sarsmak için bizi kendimizin dışına çıkarır ve çarpıcı bir soru sorar: Eğer tanrıyı kendi şeklimizde hayal ediyorsak, bir kaz neden dünyadaki her şeyin kendisi için yaratıldığını düşünmesin? Ksenophanes’in o meşhur örneğiyle; insanın buğdayı kendisi için ekip biçtiğini sanan kazın mantığı ile bizim evreni kendimize hizmetkar sanma mantığımız arasındaki benzerlik ironiktir. Kendini bilmeyen ve yönetemeyen insanın bu narsistik körlüğü, aslında onun en zayıf ve en kötü durumudur.
Her varlık için en değerli, en yüksek varlık kendininkidir. Başka varlıkların değerlerini kendi varlığını temel alarak ölçer, ona göre yargılar verir. Bu temel ve ölçü olmadıkça hayal gücümüz iş göremez. Başka bir çıkış noktası da yaratamaz. Kendimizin dışına, ötesine gidemeyiz. Bu yüzden insanlar şöyle düşünmüşler: Varlıkların en güzeli insandır. O halde tanrı onun şeklindedir. Kimse erdemsiz mutlu olamaz, erdem de aklın dışında değildir; akılsa insandan başka varlıkta yoktur. O halde tanrı insan biçiminde olacak.
Ksenophanes bunu pek hoş anlatır; der ki: Eğer hayvanları da tanrılar icadediyorsa -ederler onları kendilerine benzetip, övünürler. Niçin, örneğin, bir kaz şöyle düşünmesin: Evrende her şey benim içindir. Toprak, üstünde yürümeye yarar; güneşin işi bana ışık tutmak, yıldızların işi yaşamım ve talihim üzerinde etkili olmaktır. Rüzğarlar, sular bana filan rahatlığı sağlar. Bu gökkubbe benim kadar hiç kimseyi kayırmaz.
Ben evrenin gözbebeğiyim. İnsanoğlu benim yiyeceğimi içeceğimi arayıp buluyor. Oturacağım yeri yapıyor. Bana hizmet ediyor. Buğdayı benim için ekip biçiyor. Gerçi beni kesip yiyor, ama bu işi kendi eşlerine de yapıyor. Ben de insanoğlunu öldüren, yiyen kurtları yiyorum.
“Bir kartal aynı şeyi daha büyük bir gururla söyleyebilir; evrenin en güzel, en soylu yeri olan göklerde istediği gibi uçabiliyor.” (Kitap 2, bölüm 13)
İnsanın en kötü durumu kendini bilmez ve yönetmez olduğu zamandır. (Kitap 2, bölüm 2)
Montaigne; Denemeler‘ den…
Montaigne’in bu pasajda yaptığı “kaz ve kartal” metaforu, modern bilimin (özellikle kopernik devriminin ve evrimin) yüzyıllar öncesinden edebiyata yansıması gibidir. Bizler dünyayı kendi ihtiyaçlarımıza göre şekillendirdiğimizde, dünyanın sadece bizim için var olduğu illüzyonuna kapılıyoruz. Oysa Montaigne’in dediği gibi; insanın en kötü durumu, kendi sınırlarını bilmemesidir. Evrenin gözbebeği olduğumuza inanmak konforlu olabilir, ancak gerçek bilgelik, koca bir ekosistemin sadece bir parçası olduğumuzu dürüstçe kabul etmekten geçer.





