Ölçü ve Denge: Montaigne ile Felsefenin ve İyiliğin Sınırı

Ölçü ve denge, insan eylemlerinin değerini belirleyen gizli bir terazidir. Montaigne, Denemeler eserinde insanın dokunduğu her şeyi bozma meylinden bahsederken, “iyi olma arzusunun” bile bir tutku haline gelerek bizi kötüye sürükleyebileceğini savunur. Hedefinden sapan bir okçu kadar, hedefi aşan okçunun da başarısız sayıldığını hatırlatan yazar, felsefede bile derinleşmenin bir sınırı olması gerektiğini vurgular. Ona göre, felsefenin fazlası bizi dünyadan koparır, doğal duygularımızı körletir ve toplumsal hayata uyumsuz birer yabancıya dönüştürür. Gerçek bilgelik, uslu olmanın bile bir haddi olduğunu bilmek ve saplantıların getirdiği o “ahmakça” ciddiyetten uzak durmaktır.

İnsan elinde ne illet var ki, dokunduğunu değiştiriyor kendiliğinden iyi ve güzel olan şeyleri bozuyor. İyi olmak arzusu bazen öyle azgın bir tutku oluyor ki, iyi olalım derken kötü oluyoruz. Bazıları der ki, iyinin aşırısı olmaz, çünkü aşırı oldu mu zaten iyi değil demektir. Sözcüklerle oynamak diyeceği gelir insanın buna.

Felsefenin böyle ince oyunları vardır. İnsan iyiyi severken de, doğru bir işi yaparken de pekala aşırılığa düşebilir. Tanrının dediği de budur: Gereğinden fazla uslu olmayın, uslu olmanın da bir haddi vardır.

Okunu hedeften öteye atan okçu, okunu hedefe ulaştırmayan okçudan daha başarılı sayılmaz. İnsanın gözü karanlıkta da iyi görmez, fazla ışıkta da. Platon’da Kallikles der ki, felsefenin fazlası zarardır. Felsefe bir kerteye kadar iyidir, hoştur yararlı olduğu kerteyi aşacak kadar derinlere gidersek çileden çıkar, kötüleşiriz; herkesin inandığı, uyduğu şeyleri küçümseriz; herkesle doğru dürüst konuşmaya, herkes gibi dünyadan zevk almaya düşman oluruz; kimseyi yönetemeyecek, başkalarına da kendimize de hayrımız dokunmayacak bir hale geliriz; boş yere şunun bunun sillesini yeriz.

Kallikles doğru söylüyor çünkü felsefenin fazlası bizim gerçek duygularımızı körletir gereksiz bir inceleme ile bizi doğanın güzel ve rahat yolundan çıkarır. (Kitap 2, bölüm 30)

Düşüncede saplantı ve azgınlık en açık ahmaklık belirtisidir. Canlılar arasında eşekten daha kendinden emin, daha vurdumduymaz, daha içine kapalı, daha ciddi, daha ağırbaşlı olanı var mıdır? (Kitap 3, bölüm 8)

Montaigne; Denemeler‘ den…

Montaigne’in bu pasajda dikkat çektiği “fazla ışığın da gözü kör etmesi” benzetmesi, entelektüel hayat için muazzam bir uyarıdır. Ölçü ve denge ilkesi terk edildiğinde, bizi geliştirmesini beklediğimiz felsefe, bizi hayata karşı beceriksiz ve kibirli kılar. Yazarın eşek örneğiyle hicvettiği o “kendinden emin ve ağırbaşlı” tutum, aslında bir bilgelik değil, esneklik ve merakın yok olduğu bir düşünce tıkanıklığıdır. Montaigne bize şunu fısıldar: Doğanın yolu rahat ve güzeldir; bu yolu gereksiz incelemelerle, derinlik sarhoşluklarıyla ve aşırı iyilik çabalarıyla karartmamak gerekir.

başka yazılar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.