Felsefi söyleşi ve düşünce yazıları kategorimizde bu kez, kelimelerin ötesine geçen, ruhun kayıp parçasını arayışını anlatan lirik bir anlatıya yer veriyoruz. Bir Düşünce Platformu olarak, sadece rasyonel akla değil, insanın varoluşsal sancılarına, sevginin ölümsüzlüğüne ve “ruh eşi” kavramının metafizik derinliklerine de kapı açıyoruz. Bu mistik metin; karanlık ufuklardan doğan altın şafağı, acı dolu yollarda yürüyen bir ruhun bütünleşme çabasını ve nihayetinde “bilinmeyen bir Yücelikle” hemhal oluşunu konu alıyor. Can Murat Demir ve Yeter Demir çiftine ithaf edilen bu eser, sevginin sadece bir duygu değil, hücrelerin ötesinde bir varoluş gerçekleştirme biçimi olduğunu kanıtlıyor. Ruhun kapanmaz çukurlarından sonsuzluğun hücrelerine uzanan bu felsefi söyleşi tadındaki anlatı, sizi sevginin en saf ve en “yüce” haliyle yüzleşmeye davet ediyor.
Karanlık ufkun ardından güneşin altın şafağı doğmaktaydı… Karanlıklarda var olan sevginin ölümsüzlüğü kaybettiği son zerresini aramaktaydı. Uzun, ince, acı dolu yollardı yürüdüğü, ağlayarak hıçkırarak ruh eşini aradığı çıkmaz yollardaydı. Onun yokluğu her gün eriyerek kabuslara karışmasını sağlıyordu; kaybettiği zerresi ruhunda kapanmaz çukurlar açmıştı. Gözlerinin her noktaya odaklanması, bazen yıllarca aynı nokta peşinden koşması onu yıldıramıyordu, kan ağlayan avuçları çıplak ayaklarının yaralarını kanla doyuruyordu. Son umutlarını düşünüyor ve bıkmadan onu hayal ediyordu, onu bulacaktı bir gün, bunu biliyordu. Yıldızların doğuşu onu her akşam derin bekleyişlere mecbur ediyordu; ruh eşinin sıcak bir yıldız gibi nefesini kestiğini hissediyordu. Yaklaşıyordu, yutkunamıyordu, sevinçten ağlıyordu, acıdan gülüyordu, hissizleştiğinden yürüyemiyordu.
Bu gece aynı gecelerden biriydi, ama o artık yürümüyordu. Sırtını yasladığı yaşlı bir ağacın özlem dolu canlılık kokusunu ciğerlerine çekiyordu, gözlerindeki yaş durmadan akıyor aynı anda gülüyordu. Avuçları içerisinde iki çift el daha vardı, avuçlarındaki elleri kendi elleri olarak hissedebiliyordu. Ruhunu tamamlayan ruh eşi onun yanındaydı. Sımsıkı bir sarılmanın ardından yarı hücrelerin bütünleşmesi onları sonsuzluğun sonu olmayan hücrelerinden yapmaktaydı. Onlar bilinmeyen bir Yücelikle bütünleştiler sonsuz sevginin varlığını gerçekleştirdiler…
Değerli kardeşim Can Murat ve onun ruh eşi olan Yeter Demir çiftine ithaf edilmiştir.
Ave Ate Maledictum






Değerli kardeşim bu senin özgürlüğünün, derin düşüncenin, onurunun sana olan hediyyesidir.
Nasıl bi cümleyle başlayıp teşekkür edeceğimi gerçekten bilemiyorum ….Sadece iyi ki Can(ım)ın kardeşisiniz ve iyi ki varsınız… Tekrar teşekkürler….
çok çok teşekkürler kardeşim, harikasın… farklılığını ve derinliğini hissettirdiğin için ayrıca minnettarım… iyi ki varsın!