Montaigne, dünya edebiyatının ve felsefesinin en köklü eserlerinden biri olan Denemeler kitabında, ruh ve bedenin birbirinden koparılamaz bir bütün olduğunu savunur. Montaigne felsefesine göre insan, sadece zihinsel bir varlık değil, bedeniyle evli ve onunla uyum içinde yaşaması gereken bir bütündür. Bu yazımızda, Montaigne tarafından kaleme alınan ve güzelliğin, bedenin ve ruhun eşsiz ortaklığını anlatan o sarsıcı pasajı inceliyoruz.
Güzellik, insanlar arasında, çok tutulan bir şeydir. Aramızda ilk anlaşma onunla başlar. İnsan ne kadar vahşi, ne kadar kötü yaratılışlı olursa olsun onun büyüsüne kapılmaktan kendini alamaz. Bedenin varlığımızdaki payı ve değeri büyüktür. Bu bakımdan onun yapısına ve düzenine verilen önem pek yerindedir.
İki temel taşımızı (ruh ve bedeni) birbirinden ayırmak, koparmak isteyenler yanılıyorlar tam tersine onları çiftleştirmek, birleştirmek gerek. Ruhtan istenecek şey bir köşeye çekilmek, kendi kendine düşünmek, bedeni hor görüp kendi başına bırakmak değil (Hoş, bunu ancak sahte bir çeşit maymunlukla yapabilir ya), ona bağlanmak, onu kucaklamak, sevmek, ona arkadaşlık ve kılavuzluk etmek, öğüt vermek, yanlış yola saptığı zaman geri çevirmek, kısacası onunla evlenmek, ona gerçekten bir koca olmaktır. Ta ki ikisinin hareketleri arasında başkalık ve karşıtlık değil, uygunluk ve benzerlik olsun.
…
Montaigne; Denemeler’den
Montaigne, insanı sadece soyut bir düşünceden ibaret görmez; ona göre hakiki bilgelik, ruhun bedene arkadaşlık ettiği ve bu iki temel taşın uyum içinde dans ettiği bir varoluş sanatıdır.



