Hocam Merhabalar ben Murat, Din Felsefesi ile ilgili olarak bu mail adresinden sizinle yazışmayı istiyorum, resmi mail üstünden felsefe yapmak bana göre yanlış… Dün gece yaklaşık 2 saat süren okumalarımdan sonra, makalelerinizden aklıma yer eden bazı sorular mevcut:

Mevlana’ya ait küçük bir alıntıyla başlayalım istiyorum;

“Yaratılışın nedeni aşktır.”

Hocam ben bu alıntıdan hareketle bir soruya ulaştım: Yaratılışın tözü aşk ise, Tanrı neye aşıktır?
Aşık olma deyimi biraz insan-vari oluyor belki ama bu söylemin arkasında tanrıyı arayınca, Mevlana’ya göre tanrı neye aşıktır sorusunu sormalıyız.
Bahsi geçen “aşk” dediğimiz itici güç tam olarak nedir? Muhteva olarak sıradan aşktan nasıl ayırt edebiliriz?
Bu tanrıyı prestij olarak sarsmaz mı?

Yazılarınızda başat olarak tanrıya göndermeleri farkediyorum, bir din felsefecisi olarak sizin felsefi tavrınızda bu durum normal gibi görünüyor, ancak felsefenin genel anlamda her kaygısında tanrıya referans vermesi sizce ne kadar doğru?

Felsefe, uhrevi bir uğraş alanı gibi görünse de bu dünyaya ait pratik bir alan. Bu da kafamı kurcalayan bir husus aslında, bence felsefe tamamen etiketlerden arındırılmış pür bir hale getirilmeli! Felsefenin edilgen değil, etken bir tavrı olmalı bana göre…

Özetle söylemem gerekirse, felsefenin ruhuna yani özgürlüğüne ters değil midir? Felsefe neden tanrılık makamıyla ilişkilendirilmek zorunda? Eğer bu nüans geçerliliğini yitirirse felsefenin Teolojiden farkı kalmıyor gibi geliyor bana hocam.

Felsefe, buradan hareketle tanrıyı arama sanatı mıdır?
Felsefe, gerçeği ararken ta en başta tanrıyı kabul edip diz çökerse ve onun varlığını olumlarsa sizce bu ne kadar adildir? Bu felsefeye haksızlık değil midir?
Diyalektiği düşündüğümüzde, ilerleme dediğimiz şey, bir kavramı ya da fikri hemen onaylayarak mı yoksa ilk başta yadsımayla mı mümkündür?

Felsefenin hareket alanı hakkında da bir sorum olacak hocam, nefret merkezli bir felsefeden yola çıkacak olursak,

Örneğin herhangi bir felsefi disiplini ya da ideolojiyi ortadan kaldırmak ya da onu bozguna uğratmak için felsefeyi bir araç olarak kullanamaz mıyız?

Bunun birçok örneğini tarihsel planda gördük, -Faşizmin, Materyalist Diyalektik felsefeyle savaşı buna en iyi örnek. Bu konuda ne düşündüğünüzü merak ediyorum. Kısaca Sokrates’in de dediği gibi: Felsefeyi göklerden yeryüzüne indirmenin vakti gelmedi mi?

Diğer sorular
Felsefe, bir din olarak tasarlanabilir mi? (En azından düşünülemez mi) Ahlaklı ya da vicdanlı bireyler yetiştirmede bir enstrüman olarak kullanılmaz mı?
Metafizik Aşk’a felsefenin bir türevidir diyebilir miyiz?

Kişisel vargı
Hocam dün gece farkettim ki felsefe ile uğraş verirken normalleşiyorum, hem ruh olarak hem de fiziken, bu sizce de fark edildi mi acaba? Felsefe, ruhun ilacı gibi geliyor bana. Ne dersiniz? Son olarak bana göre felsefe: Tutarsız bilgiler manzumesidir ve hiçliğin içine atılmış bir köprü gibidir.

Size birkaç tane yazımın adresini yolluyorum, düşüncelerinizi ve cevaplarınızı büyük bir sabırsızlıkla bekleyeceğim…
Hoşçakalın

Kaynakça:
Felsefe Yapmanın 3 Dinamiği, Akıl, Nefret, Aşk; Prof. Dr. Metin YASA
Mevlana’da Aşk ve İşlevi; Prof. Dr. Metin YASA

* Bu yazışmalara vesile olduğu için hocam Prof. Dr. Metin Yasa’ya teşekkürler

Can Murat Demir

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.