Merhaba Aslıcığım;

Mektubunu okudum, üzüldüm. Senin bu karamsarlığını keşke bir nebze olsun dindirebilbilseydim, keşke buna hakkım olsa, bu ümitsizlik kıskacında mahvolmanı, erimeni izlemek çok acı veriyor. Bu dönemden geçmek zorundasın ne yazık ki. Bu acıyı tek başına yaşamaman için elimden geldiğince yardımcı olmak istiyorum, umarım -en azından- bunu başarabilirim, yanında olduğumu bilmeni ve hissetmeni istiyorum.

Bizler böylesine sıra dışı bir varoluşa sahip olduğumuz için karanlığımız da o denli derin ve acımasız olmakta. Bunu görmelisin. Bizim üzerimizdeki bu acı yükü tıpkı bir ibadet gibi. İnsanların yerine geçip onların yerine vicdan yapabiliyoruz, sırf onların değişmeleri gerektiğini hissettirebilmek için kendimizden ödün veriyoruz, üzülüyoruz, belki bazen aşağılanıyoruz. Bu laneti omuzlarından atabilmen için tek bir reçete var: “YARATMAK” Enerjini ve tüm kötümserliğini kağıda notaya veya kelimelere yüklemelisin. Bunu yapmak zordur biliyorum ama şunu da itiraf edeyim ki en sıkıntılı anlarımda ürettiklerim hep çok beğenilmiştir (Hem benim tarafımdan hem de diğerleri tarafından). Sonuç; buhranlı dönemlerini yaratma eylemine kanalize etmezsen bu melankoli zamanla seni ya ruh hastası yapar ya da intihara sürükler.

Bu mektupları, “ruhunun rehabilite reçeteleri” olarak düşünmeni istiyorum. En azından sesine ses vererek, senin bu yılgınlığını hafifletmek istiyorum, aslında mektuplar konuşuyor biliyor musun? Onlar kendi aralarında bizim kelimelerimizle kendilerine bir dünya yaratmanın derdindeler. İşte bizim gücümüz de burada yatıyor, kaynak ta, sebepte biziz. Bu yüzden senden artık karamsarlık zikreden cümleler duymak istemiyorum. Bunu rica ediyorum, lütfen.

Sana bir diğer çözüm önerimden bahsetmeliyim; insanlardan uzak durmayı dene, onların küçük hesaplarını, sıradan çıkar kaygılarını görmezden gel.

Şimdilik hoşçakal, senden güzel haberler bekliyorum,

Can Murat Demir

CEVAP VER