Hayat ve Bilim

Quid fas optare, quid asper

Utile nummus habet, patriae charisque propinquis Quantum elagiri deceat, quem te Deus esse Jussit et humana qua parte locatus es in re, Quid sumus, aut quidnam victuri gignimur. (Perstus)

Neyi özlemeyiz? Neye yarar?

Bunca zahmetle kazanılan para? Nedir adaletin, insanların bizden beklediği? Tanrı ne olmamızı istemiş bizim? Neyiz? Neyin peşinde koşuyoruz? Bilmek ve bilmemek nedir? Öğrenimin amacı ne olmalıdır? Mertlik, tokgözlülük ve doğruluk nedir? İyiye özenmeyle açgözlülük, krala bağlılıkla kölelik, özgür yaşamakla keyfine göre yaşamak arasında ne farklar vardır? Ölümden, acıdan ve ayıptan ne zaman korkulmaz?

Et quo quemque modo fugiatque feratque laborem. (Horatius)
Dertlerden nasıl kurtulmalı dertlere nasıl katlanmalıyız.

İşte ona (öğrenciye) bunları söyleyeceğiz. Çünkü, insanın zihnine dolduracağımız ilk sözler onun ahlakını ve ruhunu yoğuracak, ona kendini tanımasını, iyi yaşamasını ve iyi ölmesini öğretecek olan sözler olmalıdır.

Bilimleri öğrenmeye, bizi kölelikten kurtaracak olan bilimlerden başlayalım. Nasıl her şeyin işe yarar bir tarafı varsa bütün bilimler de, şu veya bu şekilde, hayatımız için yararlı olabilirler ama biz, amacı doğrudan doğruya hayat olan bilimi seçelim. Hayatımızın bağlantılarını en doğru ve doğal sınırları içinde tutmasını bilseydik işimize yarar diye edindiğimiz bilgilerden çoğunun işimize yaramadığını görürdük. İşimize yarayan bilimlerin içinde bile atılması hayırlı gereksiz şişirmeler, derinlikler vardır. Sokrates’in istediği öğretimi yararlı bilgilere yöneltmek daha doğru olur.

Sapere aude.
Incipe: vivendi qui recte prorogat horam Rusticus expectat dum defluat amnis; at ille Labitur, et labetur in omne volibilis aevum. (Horatius)

Erdemli olmayı göze al; bu yola gir; İyi yaşamayı sonraya bırakan; yolunda bir ırmağa rastlayıp da akıp geçmesini bekleyen köylüye benzer; ırmak hiç durmadan akıp gidecektir.

Çocuklarımıza kendi dünyalarında önce sekizinci kat göklerdeki yıldızların ve devinimlerinin bilimini öğretmek büyük bir saflıktır. Anaksimenes, Pythagoras’a şunu yazmış. Gözlerimin önünde ölüm ve kölelik dururken yıldızların düzeniyle nasıl uğraşabilirim? (Çünkü o sırada İranlılar yurduna karşı savaşa hazırlanıyorlardı.) Herkesin şöyle düşünmesi gerekli: Bizi para tutkusu, mevki tutkusu, saygısızlık, geri kafalılık içimizde yıkarken gidip de dünyanın dönüşüyle mi uğraşacağım?

Çocuğa, daha akıllı ve daha iyi olmasına yarayacak şeyleri öğrettikten sonra mantığın, fiziğin, geometrinin ne olduğunu anlatırız. Böylece kafası işlemeye başladıktan sonra seçeceği bilimin kolayca hakkından gelebilir. (Kitap 1, bölüm 26)

Kadınların süs ve aylaklıklarının bizim alın terimiz ve emeğimizle beslenmesi gülünç ve haksız bir şeydir. (Kitap 3, bölüm 9)

Montaigne; Denemeler‘ den…

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikEdepsiz Ritmler
Sonraki İçerikBenim Partal Prensim: Şarlo

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Beyti Dost Celse: 8

İnansınlar..! Size gerçeklerin haberi veriliyor..! Onlara inanmayanlar var. İnandıkları zaman, yüzlerini yerden kaldıramayacaklar. İnanmayanlar, doğru olmayanlardır. Doğru olan hiçbir şeyden korkmaz. Çünkü DOĞRULARIN GÖZLE GÖRÜLMEZ ORDULARI VARDIR. Doğru yoldan ayrılan kötülüğe anahtar, doğru yolda giden kötülüğe kilit olur. Her insan, bir bir insanın kardeşidir. İnsanlar birbirinin kardeşidir....

Gece Buluşmaları: Öz

Söz: Söyle bana görünen ne? Nasıl yaşanır? Göz: Dinle! Dil ile yaşayamazsın. Kulaklar sağır. Sözlerin ehemmiyeti yok. Ve eller boş değil. Elden kan gelir. Bu ölümdür. Söz: Düğümü çözülmüş olanlar için her şeyi görmektir asıl ölmek. aymazlara dikkat et. Başıboş mutlulukları var. ağızları açık gürültülü ve kabalar Göz: Yumdum kendimi karanlığa içimde sorular, anlar ve sözlerim boşlukta yürüyorlar Söz: Büyük saçmalıklardan örülü bir kafestesin kafesin içi...

Yokluğun Tadı

Acılı ruh, didinmeye düşkün eskiden, Umut ki mahmuzu can katardı çabana, Artık sürücün olmaz! Utançsız yatsana Kocamış at, her engele takılıp giden. Katlan yürek; ağır uykuna dal şimdiden. Yenilmiş, bitkin ruh! Koca serseri, sana, Artık ne uğraşıdan tat var, ne sevgiden; Kalsın flüt iç çekişten, boru ezgiden! Zevkler, ilişmeyin bir küskün, bezmiş cana! Cânım ilkyazın kokusu...

Edebiyatta İntihar Üzerine Bir Söyleşi

Hüseyin Alemdar: Yaklaşık bir ay önce yine buradaydık aynı üçlü olarak. Bu gün intihar üzerine söyleşeceğiz. Hüseyin Peker`e, Soysal Ekinci`yi soracağız Lale Müldür`e, Nilgün Marmara`yı Ben de Özge Dirik intiharından söz edeceğim. İntihar ederdik kimimiz ölü kimimiz yaz... Dünya öyle bir dünya haline geldi ki yaşamın her anında intihar edecek zorluklara sürükleniyoruz. Hüseyin Peker:...

Çarmıhtaki Acı

isa kimsesiz bir çocuktu yusuf marangozun meryeminden doğma önceden müjdelendi doğumu kızıl venüsün şefkatli kucağında isa hayaller gören bir çocuktu beşiğinde konuşan tanrı çoban değil koyundu sürüsünü çakallara sattı isa acı çeken bir çocuktu hastaları iyileştiren bir mucize havariler aslında hiç yoktu aldatıldı magdalalı fahişe isa kendisini kandıran bir çocuktu hem petrusu hem şeytanı yaşamak için bir bahane uydurdu krallığındaki tanrı hep...

The Cell

Anılar, kabuslar ve hastalıklı bir zihin... Sizce bu sayılanlar bir cinayete sebep olabilir mi? The Cell bunu bize görsellliğiyle ve duygusal karanlığıyla ispatlamaya çalışıyor. Düşler, kabuslar ve bilinçaltının eşlik ettiği br psikojik gerilim örneği.. The Cell, Jennifer Lopez' in oyunculuk kariyerinde belki de bir dönüm noktası çünkü Lopez genelde...

Ucube ve Hayatın Güzelliği

Ucube... Hayatın en güzel anında gelip yanınıza oturur. İçten içe çirkin bir ucube... Ses tonu midenizi bulandırır. Nefesi leş gibi kokar. Hastalığını bulaştırmak ister size... En iyisi uzak durmaktır bu çirkin yaratıktan... Çünkü bir ucubenin aklından her şey geçebilir. O bu hayatta yaşayan en büyük güzellik düşmanıdır....

Kralın Hizmetkarları: Manevi Bir Dünyanın Hasleti

Onlar henüz doğrulmadı. Yeryüzü günaha gebeyken “Çocuklar” tek bir şeyi vazife edindi: İsimsiz olanın keşfi. Bu bir acının başlangıcıydı. “Babanın Çocukları” yeryüzünde henüz yoktular. Onlar ki nicedir sürgünde olanların kurtuluş müjdesini kalplerinde gizlerler. Işıkları semadan yansır, toprakları tek, bereketleri sonsuzdur. Kralları henüz taçsızdır. Karanlıktan beslenen ışığa ait oldukları...

Eski Metinlerden Acılar

Karanlığa aldanan bir şey barındırıyordu iradesinde. Belki de sürekli korkuyla dolaşan, asla mutluluğu tatmamış biriydi. Karamsarlığını çok iyi saklamış olan bu adam, orman yalnızlığına bürünmüş vücuduyla günaha ve şehvete açıktı. Tanrının imparatorluğunda kaybolan bir kızıl şeytan gibi yalnızdı. Tüm yaratılan doğruların yanında tüm tekliflere açık bir arzuyu taşıyordu....