Bir Cinnetin Filozofu: Artaud

Artaud, özgün ve estetik bir cinnetin ürünüdür. Felsefe yapmaz ama düşünceleri bir filozofunkinden tehlikelidir. Saldırganlığı ete ve bedene olan düşkünlüğünden kaynaklanır. Beden karşısında akıttığı onto-erotik salyalarını sanatçı görünümlü Tanrıdan başkası silemez.

Nihai -ürün olması onu oluşum sürecinin dışında tutamamıştır. Sesi ve tavrı ölümcül bir melodramın içinde yankılanır. Bu bir rol değil bir dıştalamadır; yanıltıcı bir işaret fişek gibidir, onun üzerimizde oynadığı küçük bir oyundur. Artaud kimliksiz ve renksizdir-söylemlerinin ayak izlerini takip ettiğinizde cehennemin ateşini hissedersiniz. Bir acı simsarının sefil ruhuna neyi yaftalayabilirsiniz ki? O sadece bedenini –bedenleri arar, bir vahşetin tiyatrosunu kurgular, oynar ve sonlandırır. Hayatı bedenlerin üzerinden kazanan bir şair: Artaud. –Acı ile iç çeken bir hokkabaz.

Bir anti-varlık/düzenbaz.

Bir uyaran/bir akıl hastası olarak insanlığa faydası bir sineğin bok üzerindeki rolü kadar yapmacıklıdır. Yapışkanlığı ve hamlığı buradan gelir. Şiiri pislik, felsefesi pür nefret kokar. O samimi olan kötülüğün sözcülüğünü cehennemin kapılarını tırmalayarak yapar. Artaud İsa’nın sol kaburgasına eş değerdir. Artaud bir işkencecinin en zorlu sınavı olabilir zira bilinçsiz olana acı çektiremezsin. Evet, bedenini uluyan her akıl hastası tanrısal özü çirkefe batmış bir düzlemde hissetmek, tatmak ister. Tipik bir beden mucidinin hareket tarzı. Akıbeti kestirilemeyen Artaud, ölüm ve varlıktan irkilmeyen bedbaht bir felsefe yapar. Yaptıkça sesi daha da yükselir ve ilahi olana sırnaşır-onu dürter.

Tükenmek nedir bilmeyen saldırı planlarının ardında bir “varlık” düşmanlığı yatar -sefil ve huzursuz. Artaud sinsi ve kirli bir beden taşır. Uzuvları bayattır ve kokar. Nefret kokar tüm delikleri. Ahlak ona göre bu ıslaklıkla baş etmekle mümkündür. Uzar gider/Pisliğin hiyerarşisi, -yazık. Asla alttaki üsttekine tecavüz etmez. Alttaki üsttekine küfürler eder ve onu alaşağı etmek için fırsat kollar. Arzularını yakar:

Saldırı planı

Her küfrü bir saldırı planına, her planı bir üretime gebedir. Onun sanatsal küfürlerinin toplamında şu telkin olabilir: Toplumsal olan hastalıklıdır/Artaud umutsuzdur: Dünyada acıda ya da umutsuzluktan başka duygu var mıydı tümcesi onun peygamberliğini müjdeler. Bu saatten sonra Artaud bir elçidir, -bir cinnet elçisi.

Mutlak olana ulaşma arzusu onu da zehirler ve zamanla bir hayalet haline gelir. Artaud intihara ve akıl hastalığına meyilli bir budala olarak tıp için bir faciadır. Bir psikiyatrik müdahalenin boşunalığını en estetik şekilde ispatlamıştır. Onun ağzından iyiniyetli bir temenni:

Anti-insan olarak beni kabullenin ve bağrınıza basın;  ben öz evladınızım.

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Tanrının Fısıldadıkları ve İnsan Ayetleri

Burada Tanrı konuşuyor! Tanrının haykırdığı BİR yerde senin ne önemin olabilir! (Ayet: 51) Daha mürekkebi kurumadan okunmalı bu ayetler. Bu ayetler ki insan için yazıldı ancak tarihin hiç bir döneminde insanlarca farkedilmediler. Ama söylenilen doğruydu. İlk yazılan her zaman ölümcüldü ve günaha gebeydi. Böyle bakıldığında aşağıdaki satırlar tanrının...

Felsefi Sözlük (2)

Ülke İyi bir vatansever olmamız için insanlığın geri kalanının düşmanı olmak zorunda olmamız üzücüdür. İyi yurttaş yaşlı Cato, bize bu husustaki düşüncesini Kartaca’nın yok edilmesi gerektiğini söyleyerek belirtir: ”Delenda est Carthago.” İyi bir vatansever olmak, kendi vatanımızın ticaretle zenginleşmesini ve silahlarla güçlü olmasını dilemektir ama insanoğlunun durumu şudur: kendi...

Dört Öğenin Yapısı

Sıkıdır, kaskatıdır anaözün öğeleri, Yumuşak yapıdadır toprak, su, yol, od, Boşlukla karışmıştır bunların tümü de. Yumuşak değildir kurucu ilkeler, yoksa Nereden çıkardı demir, kaskatı çakıllar, Hangi güç kurmuş bunları? Nerde, bilinmez. Olmasa kurucu öğeler yoksun kalırdı özünden Anavarlık, kopardı gerçek kaynağından. Sağlamdır, dayanıklıdır, yalındır kurucu öğeler, Nesnelerin gerçek kurucuları, bağlıdır hepsi Özgün bağlarıyla bağlanınca birbirine sımsıkı Birçok etkin...

Bin Birinci Gece

Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı! Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş... Aman karanlığı görmesin gözüm! Beyaz perdeleri, ger yavaş yavaş Sıla burcu burcu... ille ocağım!.. Çoluk çocuk hasretinde kucağım... Sana her şeyimi anlatacağım, Otur baş ucuma, sor yavaş yavaş. Güç bela bir bilet aldım gişeden; Yolculuk başladı Haydarpaşa’dan! Hancı n'olur, elindeki şişeden, Birkaç yudum daha ver yavaş yavaş! Ben o...

Yorgun Bir Adama

yorgun bir adam.. gözlerinin içinde hüzün ve biraz da acı... artık mecali kalmamıştı hayatla ve hayatın yansımalarıyla uğraşmaya.. yorgundu bu adam ölesiye yorgun... her şehirden izler vardı ruhunda, her acıdan biraz karamsarlık... ve çizgiler... derin mi derin çizgiler... her çizgide biraz daha yorgunluk, biraz daha şehir. hayatı darmadağındı ama bir o kadar da düzenli. yol...

Tuhaf Dergi, Ağustos Sayısıyla Bayilerde!

Türkiye’nin önde gelen edebiyatçı, müzisyen ve gazetecilerini bir araya getiren Tuhaf Dergi, ağustos sayısı ile bayilerdeki yerini aldı! Kapağında okurlarını, İngiliz edebiyatının en önemli yazarlarından George Orwell ile karşılayan Tuhaf Dergi’nin beşinci sayısında; yazarın oğlu Richard Blair Orwell, yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu ve müzisyen Hindi Zahra ile...

Totem ve Tabu

Tabu sözcüğü Polinezyaca bir sözcüktür, tam çevirisi güçtür; çünkü karşıladığı anlam bugün bizde kalmamıştır. Eski Romalılar zamanında böyle bir sözcük vardı: sacer sözcüğü Polinezyalıların tabusuna karşılıktı. Yunanlıların ägoV sözcüğü, İbranîlerin kodaush sözcüğü, Polinezyalıların ve Afrika'daki (Madagaskar), Kuzey ve Orta Asya'daki birçok budunun benzer sözcüklerle tabu deyimiyle karşıladıkları anlamda...

“İlahi Nizam ve Kainat” Hakkında

1959 yılında “Önder” adını verdiğimiz Büyük Vazife Planından gelen bu bilgiler, Bedri Ruhselman tarafından düzenlenmiş, o tarihten beri noter, banka kasalarında korunmuş, zamanı geldiği için 54 yıl sonra yayınlanmıştır. Türkiye Metapsişik Derneği (MTİAD 1950) kurucusu ve Türkiye’deki Neo-spiritüalizm çalışmaların öncüsü Dr. Bedri Ruhselman Bey’in editörlüğünü yaptığı (tebliğ yoluyla...

Etme

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için Bizi öyle harab öyle alt üst...