“Estetik ve Etik İlişkisi”

Estetik ve Etik İlişkisi,  Prof. Metin Yasa Hocam’ın bir kitabı. İşe gidip gelirken bitirdiğim küçük ebatlarda (120 sayfalık) bir metin. Elis Yayınlarından çıkmış. Sağolsun hocam bütün kitaplarını bana ulaştırır. Buradan kendisine ayrıca teşekkür ediyorum.

Gelelim kitabın içeriğine ve üslubuna;

Öncelikle kitap bana göre çok akademik bir dile sahip ancak bir yandan da aslında amacına uygun kaleme alınmış diyebilirim. Hocamla ettiğimiz sohbetlerden ve kitabın içeriğinden yola çıkarak kitabın amacını şöyle özetleyebilirim: Din felsefesi retorikli bir anlatımla, estetik ve etiğin neliğini ortaya koymak. Kitap bu açıdan disiplinler arası bir köprü kurmaktan öteye geçemiyor. Çünkü bana göre felsefi okumalarının amacı bu olmamalı, bu şahsi fikrim.. Kısaca (teolojik ve sanatsal anlamda) güzelliğin tanımlanmasında tanrı ve ahlakın ne kadar baskın olduğunu ispata girişen Metin Hocam bu kitabında tatsız ve sıkıcı bir felsefi dil kullanmış, ne etliye ne de sütlüye karışmadan kavramlar üzerinden gitmiştir.

etik-estetik

Kitap, gerek teoloji gerekse sanat felsefesi literatüründe bir takım kavramsal boşlukları doldururken daha çok İslam menşeili (Gazzali, İbn Hazm, Muhammed İkbal vs) referans kaynağı kullanmış, bu da kaynakça olarak zengin ama metnin nitelik olarak zayıf ve yetersiz kalmasına sebep olmuş gibi. Bu hususu hocamı akademik anlamda eleştirmek için değil, sadece tek yönlü olarak olayı ele aldığı için dile getirmek zorundayım. Daha fazla Nietzsche, biraz daha Schiller ve fazlaca Schopenhauer alıntıları metni daha eğlenceli ve zevkli hale getirebilirdi. Kaldı ki sanat felsefesi alanında bu 3 yazar çok ciddi bir külliyata sahip.

Metin Hocam bir ilahiyat -din felsefesi- profesörü bunu biliyorum ancak her türlü felsefi tartışmayı ve söylemi eninde sonunda Tanrıya ve onun ulu varlığına bağlanmasını anlayamıyorum. Bu çok kısır ve sıkıcı değil mi sizce de? Felsefi bir sorunsalın çözümüne ilişkin peşinen bir neticeye varılması kadar talihsiz bir durum olamaz bence. Felsefe bu değil, olmamalı, felsefe pozitif bir bilim dalı değil ki.

Bir diğer husus da şu; Kitabın sonunda bir sonuç var; Metin Hocam her şeyin nihai amacını var olmaya bağlıyor, var olmanın hiçlikten daha hayırlı olduğunu dile getiriyor ve var olan her şeyin güzel olduğundan hareketle Tanrının da güzel olduğunu ve evrenin onun sadece bir yansıması olduğunu ileri sürüyor. Dolayısıyla güzelliğin (Tanrının) kendinden parçacıklar dağıttığını, bu sırada da bunlara doğa, insan, gökyüzü, evren vs. gibi isimlerin takıldığını kanıtlamaya çalışıyor. Tam olarak neyden bahsettiğimi anlamanız açısından kitabın son cümlesini aynen alıntılıyorum;

Bu anlamda hangi açıdan bakılırsa bakılsın, güzel olan güzelliği, güzellik de güzel olanın nedenini öngörür . -Syf. 120

Estetik ve Etik ilişkisi din felsefesine ve teolojiye ilgi duyan bir felsefe sever için güzel bir rehber sunuyor. Kitap gündelik hayatın içinde pratik anlamda bir çözüm getiremiyor, fazlasıyla akademik ve klasik (Tanrının varlığı ve insan yaratılışı gibi) sorunlar üzerinde kafa yorup sonuca ulaşma gayretinde olan bir tavra sahip. Bu açıdan felsefi anlamda doyurucu olmaktan çok din felsefesi alanında bir referans olma özelliği taşıyor.

 

Can Murat Demir 

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Aşka Uyanmak

bana bakma sen ben sana bakarım en güzel yerinde uyandırırım seni ağız dolusu aşk türküleriyle yürürüz o ülkeye kalbinin yanaklarından öperim defalarca bırakmadan usanmadan senin olurum buluttan bir yorgan gibi örteriz üzerimize geceyi sen bakma bana ben bakarım sana ve uyandırırım seni aşkın en güzel yerinde Can Murat Demir

Bu Dünyanın En Hoş Şeyleri

En güzel şeylerini tanıdım bu dünyanın, Gençlik saatleri çoktan akıp geçmiştir. Nisan, Mayıs, Haziran ıraklara uçmuştur, Tükendim yeter gayri zevki yok yaşamanın. Hayatın çizgileri ne kadar değişiktir, Tıpkı yollar gibidir, dağların hudutlanan Bizim varlığımızı Tanrı'dır tamamlayan, Sonsuz lütûflariyle, huzuru, ahengiyle. Friedrich HÖLDERLİN

Kayıp Bilgeliğin Habercisi

Onun ardından bir şey daha geldi. Solgun ve renksiz elbiseli... Yanında eşsiz karanlığını da getirdi bana. Gri cübbesiyle ayakucumda havada asılı duruyordu sanki. Her şeyin durduğunu, şeffaflaştığını hissettim. Zaman ve mekandan azade edilen ruhumu öptüğünü görebiliyordum. Sanki tanıyor gibiydim. Umarsızca dokundu varoluşuma, gecenin karanlığında süzülen bir hayalet...

Saklımda

saçlarından dökülen ışıltıları topladım bir bir, heybemdedir hepsi. merhaba diyemediğim bir yansımanın adısın. şimdi ne desen hoşçakaldır, içimin en yakın yalnızlığında… sen yürüdün , arkanda bıraktığın fırtınadan habersiz. sayısız sokakların renklerinde, suretinle mutlu olunuyor kimsesiz. merhaba diyebilseydim eğer; duyulanların ve görülenlerin ötesinde sonsuza yayılımını anlatırdım gezegenimde. ve anlamaya çalıştığım etki alanın teninde dalgalanan ışıltılar, esmer bir akşam serinliğinde… baharların küskünlüğü anlaşılır, kokundan hele...

Dünyanın Çamurunda Parlayan Bir Kitap

''Neye inanacağınızı siz seçersiniz'' diyen bir yazardan insanlık tecrübesine dair sert, sarsıcı ve bangır bangır bir metin: İğrenç Adamlarla Kısa Görüşmeler... Yeni kuşak Amerikan edebiyatının en özgün ve benzersiz yazarlarından David Foster Wallace, dünya sancısının tüm izlerini sayfalara döküyor. Kendine özgü stili, ağırlıklı olarak kullandığı ve hiperaktif zihninin...

Karanlık Nedir, Ne değildir?

Bu yazımda karanlık kavramını irdelemek istiyorum. Nedir ne değildir sorusuna yoğunlaşarak kavramın sosyal medyadaki kullanımına ve az da olsa kavramın kokenine değinmek istiyorum. Son zamanlarda sosyal medyada depresif ruh haliyle süslenmiş sözde 'karanlık' paylaşımlara sıkça rastlıyoruz. Bu tür paylaşımlar gün geçtikçe daha da popülerleşiyor. Bense takip ettiğim ya da...

Popüler Kültürden Uzak Durun!

Popüler kültür (populus/halk), öz tanım olarak çağımızın revaşta olan alışkanlıklarının ve değerlerinin peşinde koşmaktır. Tüketim psikolojisi ile ilintili çalışan bu yozlaşma süreci "dönemsel hazcılıktan" beslenir. Kısaca popüler olan, "herkes gibi" düşünmek ve bu standart kaidelerle belirli bir zaman dilimi içinde yaşamını sürdürmeyi sembolize eder. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre ise...

Pesüs

Ben denizin kumları üzerinde durdum Bir heykel tadında olan ve bunu geçen Bir şekilde denizin kumları üzerinde durdum Durdum ki, şehrin son kalıntısı onu unutmak olsa gerek Diyordum. Ve bütün ayrıntılarından sıyrılmış bir düzlüğün Ayrı bir nesne gibi, daha sonra da Hiç görmediğim bir yaratık gibi üstüme gelmeye başladığı Bir şey olsa gerek Ben bunu...

Unutmak Ölmektir!

Değişmeyen nedir? İnsan mı? Doğa mı? Dünya mı? Zaman mı? Değişmeyen tek şey içimizdekiler; çağlardır içimizde sakladığımız asıl içgüdülerimiz. Yemek, içmek, seks yapmak, kıskanmak, öldürmek, yaratmak, korkmak, üzülmek, uyumak, inanmak vs. gibi şeyler. İnsanı insan yapan şeyler bunlar aslında. Ama unuttuk tüm yitirdiklerimizi ve duygularımızı, talihsizce üzerlerine kapıyı kapadık....