Açıkca anlaşılıyor ki, ‘varolan’ ifadesini kullanırken, tam olarak ne demek istediğimizi uzun zamandan beri biliyorsunuz ve hatta ona aşinasınız. Bir zamanlar biz de biliyorduk, ama artık tereddüte düşmüş durumdayız. Sofistler, Platon (1)

Mit: İnsan İçin İmal Edilmiş Bir “Panik Odası”

İnsan varoluşuna anlam verme iddiasıyla ortaya çıkmış tüm ilahi sistemlerin zemininde efsaneler (kıssalar-söylenceler-öykünmeler) vardır, bu ögeler gitgide edebi-ilahi bir destana (methiyeye) sonra da gerçek bir hikayeye dönüşüverirler. Yaşanmamış olanın ya da yaşanması muhtemel olanın “ölüm korkusuyla” beslenmesidir bu hal. Halbuki yaratıcı varlık, insandan ne bir öykü ne de bir ağıt bekler. Tüm kutsal kitaplar da yazıldığı gibi “O” sadece kendisinden kopartıp attığı insanın düştüğü yere (yani yukarıya) koşulsuz bağlanmasını (biat etmesini) emreder. Peki insan.. neye-nasıl inanır bu dünya da? Onun asıl korktuğu şey nedir? Çünkü “O” sadece “kendisi”ne inanır. Ama hangi kendilik? Ört bas ederek su yüzüne çıkmasını istemediği acziyeti mi yoksa özgür ve cesur bir dille haykırması gereken “ÖLÜMLÜYÜM” nidası mı? Bunlardan hangisi daha adil ve gerçek? Hangi seçenekte huzur ve kurtuluş mümkün? Psikomitoloji bu soruların cevapları üzerinde yoğunlaşıyor.

İnsan bu dünyada hep “yanılandır” çünkü “kendi” değildir, olamamıştır; yeryüzüne fırlatıldığından bu yana hep “kendi olmayanla” konuşur, onunla sevişir, onunla fısıldaşır, onu yüceltir, büyütür ve içselleştirir. İşte bu yanılsamanın ortasında kalan “İnsan” varoluşunun kısa bir tragedyasıdır “Psikomitoloji”

“Psikomitoloji” Nedir?

‘Psikomitoloji’, mitolojiyle psikolojinin, hep aynı materyali, farklı yorumlamalarla ele aldığı savından yola çıkar: Bir çatı kavram olarak, bireysel ve -masal, mit, destan gibi- kolektif metaforik öykülerin, psikodinamik kuram ve yöntemlerle okunması bilimidir: Mitlerde dış dünyanın nesnelerine ve olaylarına yansıtılan, insan zihninin gelişim ve eyleşim öyküsünü, gerisin geriye, içsel dünyaya doğru takip etmek, modern psikolojiyle buluşmaktır. (2)

“İnsan Aradalıklarda Yaşar”

Evet, bu doğru bir tespit, insan denilen şey geçmiş ve gelecek arasında sıkışmış, çaresizce debeleniyor. -Kapana kısılan kıstıran da yine kendisi- Bu nevrotik hal onun varoluşuna sızmış kronik bir hastalık. Kendisi ve çizilen kaderiyle sürekli savaş halinde olmanın verdiği sorunsalla insan hiçbir zaman kendisini gerçekleştiremedi; bunu sağlamak için de kendi kendine estetik görünen birtakım ontolojik yalanlar uydurma yoluna gitti. Prof. Saydam, “Psikomitoloji”nin ilk sayfalarında bu sorunun sanal ilacını öykülenmek” olarak adlandırıyor ve alt metinlerde bir psikoterapist titizliğiyle şu imalarda bulunuyor: Kısaca yorumlarsak: İnsan Araf’ta ikamet eder ve bu ikameti süresince acısını azaltmak için (illüzyonlar-söylenceler) mitler uydurur. Bu faaliyetlerin tümüne “ölüm korkusunu hafifletme çabaları” diyebiliriz.

İnsan Varoluşu Bir Yalnızlık Alanıdır

İnsan, bu dünyaya, kendi öyküsünü yazmak (ölümü ya da kaderi yenmek) için geldiğine inanır. Halbuki yazılan da yazan da eksiktir hep. Bu eksikliği de onu otomatik olarak “Araf”ta bırakır. Her bilme isteği bu eksikliğinden dolayı yarım yamalak kalacak ve hüsranla sonuçlanacaktır. Bu kısır döngü tragedyanın da başlangıcını oluşturmaktadır. Mitler özleri itibariyle aynı kaynaktan beslenmektedir: İnsan varoluşunun acıyla imtihanı. Bu paradoks öyle bir hayal kırıklığına gebedir ki insan artık hiç bir zaman kendisi gibi olamayacaktır. O bir yanılsama alanıdır artık. Ve bunu görmemek için de elinden geleni yapmaktadır. Kısaca İnsan beyhude bir uğraşı varoluş amacı haline getirmiştir.

Ölümün bir kara delik (içine alıp yok eden) olduğu fikrinden hareketle “insan ve ölümsüzlük” imkansızlığı da bu ölçüde oldukça manidar bir söylem olacaktır. Evet, ölüm kaçınılmazdır ve gelecektir. İnsan ise buna hazırlanması gereken tek varlıktır. Bu sona makul yani varoluşunu rahatlatacak şekilde hazırlandığı takdirde “İNSAN” dediğimiz varlık daha mutlu ve huzurlu olacaktır. Ölüm, bir imtihandan ziyade aslında bir kabulleniş şeklinde yaşanırsa dünya hayatı da daha makul bir hal alacaktır. Aksi durumda İnsan yeryüzündeki bir cehennemi andırıyor çünkü bazı gerçekleri (özellikle ölümü) kabullenmesi en zor varlık. Kendi cinneti, kendi davası ve arzuları var.

Ölüm ve Unutkanlık İksiri

Ölüm hakkında tüm medeniyetlerde ortak bir çekinge vardır, bu kesin bir şey. Antik Mısır, Yunan ve Anadolu da dahil. Yeniden doğuş fikri, cennet – cehennem mefhumu, ruhani kurtuluş vs. bunların hepsi aynı söylem içinde bir bilinçdışılık olarak adlandırılıyor, “Psikomitoloji” bu konuda devreye başka bir elemanı sokup bu ortak kaygılara karşıt olarak “unutkanlık” durumunu öne sürüyor. Kitaptan edindiğim izlenim ve kişisel kanaatime göre insan hayatını (psikolojisini) yöneten biricik duygu KORKU. Ve bu konu hakkında en göze çarpan “Mit” örnekleri kitapta oldukça geniş bir açıklamaya tabi tutulmuş: “Lethe Irmağı” ve “Enkidunun Uykusu”

Hem Önceki Hem Sonraki

Aslında her fikir yansızdır der Cioran ve şöyle devam eder: …ama insan onu canlandırır, alevlerini ve cinnetlerini ona yansıtır. (3) Cioran’ın öfkesi ideoloji ve doktrinlerin üzerinde bir şimşek gibi çakar. Filozofun bu çıkarımı “Mitler” içinde söylenebilir, biraz insan biraz tanrı, biraz öncekinden biraz da sonrakinden.. Bu durumda, normal olarak insan bir türlü kendisiyle yüzleşme fırsatı bulamaz. “Psikomitoloji” bu yüzden bir “aradalık” paranoyası üzerinden gitmeyi amaç edinmiş.

Ozan’ın işi gerçekte olmuş şeyleri değil, olabilecek olanları yazmak ve söylemektir. (4)

Çokca Psikanaliz, Biraz da Antropoloji

Yazarların tamamı psikolog ya da psikiyatr. Belki de bu yüzden “Hekimin Filozof Hali” (**)ne göre felsefe okuyucusuna biraz daha yavan bir metin gibi gelebilir. “Psikomitoloji” her ne kadar kolay okunsa da içerdiği mesleki konu ve onlara hakim olan jargon yüzünden bana biraz yavan geldi. Yazarlar içinde bir antropolog olan, sinema ve edebiyata olan katkılarıyla tanıdığımız farklı bir konukla karşı karşıyayız: Ercan Kesal. (Senarist, Yazar ve Oyuncu) Kesal, “Sinemanın Hikayesi, Hikayenin Sineması” başlığıyla, sinemanın insan varoluşu üzerindeki etkisini “unutma eylemi” üzerinden irdelemiş ve referanslarının tamamını Tarkovski’den almış. Bu sanatsal dokunuş okuyucu üzerinde hoş bir etki uyandırmak için paha biçilmez. Açıkçası bir sinema aşığı olarak anlık da olsa metinler arasında nefes aldım diyebilirim. Lakin bu makale ile kitap biraz sanat felsefesine kayar gibi olsa da bu etki fazla sürmüyor.

Bir “Mit”ler Cenneti

Kitapta konuya ilgi duyanların aşina olduğu Lethe Irmağı, Oidipus Söylencesi, Kafka’nın Davası gibi çarpıcı örnekleri de içeren çok sayıda makale var. Ama özellikle Kafka’nın Davası ve Venedik Taciri örneklemesinde ortak bir yan tespit edilmiş, birey (yalnızlığı) ve toplum gerilimi bu iki metin üzerinden açıklanmış. Ayrıca kutsal metinlerin mitler bağlamında derinlemesine tahlilleri de bu yönde oldukça doyurucu ve bilgilendirici. Özellikle Eski-Yeni Ahit, Daniel Kitabı ve Talmud metinlerine göndermeler dikkat çekici.

Oysa ölüm, varlığın “mutlak öteki”sidir, diğer yokluklara “var olmayan”lara benzemez. Bauman, 2000 (5)

 “Her şey hikaye”

“Her şey hikaye” sloganıyla yola çıkan İstanbul Psikomitoloji Çalışma Grubu (İPM) nun ilk seçkisi “Psikomitoloji” aslında bir psikolog ve psikiyatrlardan oluşmuş bir seminer grubunun ürünü. Derleme makalelerden oluşan kitap tıpkı Hekimin Filozof Hali’nde olduğu gibi yine M.B. Saydam ve Hakan Kızıltan’ın editörlüğünde hazırlanmış.

Son Söz

“Psikomitoloji” İthaki Yayınlarının sosyal bilimler literatürüne yeni bir katkısı. Ancak teknik tarafı ağır bir metin, bu anlamda genel okuyucuya hitap etmiyor. Bu handikap metnin daha mesleki jargon ve usullerle yazılmış olmasından kaynaklanıyor. Daha çok mesleki bir azınlık tarafından okunacak akademik bir derleme. Tabi bu onun değerinden bir şey götürmüyor, sadece daha elitist bir okuyucuyu önceliyor diyebiliriz.

Kitap Adı: Psikomitoloji: İnsanı Öykülerinde Aramak-1
Yazar: Kolektif
Yayınevi: İthaki Yayınları
Hamur Tipi: 2. Hamur
Baskı Sayısı: 1. Basım
İlk Baskı Yılı: 2018
Sayfa Sayısı: 248

 

Can Murat Demir

Notlar

(1) Varlık ve Zaman, Martin Heidegger, Türkçesi: Kaan H. Ökten, Agora Kitaplığı, 2006
(2) http://psikomitoloji.com/wordpress/psikomitoloji-nedir/
(3) Çürümenin Kitabı, E.M. Cioran, Fransızcadan Çev. Haldun Bayrı, Metis Yayınları, Beşinci Basım 2016
(4) Psikomitoloji İnsanı Öykülerinde Aramak -I, Editörler: M. Bilgin Saydam, Hakan Kızıltan, İthaki Yayınları, 2018
(5) A.g.e., syf 63

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.