Bir Çatı Katı Filozofu: Cioran

Bir yalnız-gezer. Bir zihin esrarı. Bir çatı katı filozofu. Bir yaşam düşmanı. Şüpheyle kutsanmış bir reddedici. -Şişirilmiş bir ego.

Giriş.

Hayranlık uyandıran derin bir umursamazlıkla Cioran bir “kendi kendine bakmanın” abidesidir. Kendisinden yola çıkarak yine kendisine patlayan bir mistik gibi şeylerin içinde oradan oraya savrulur. Teolojik idealler ve serzenişlerin insan zihninde oluşturduğu hastalıkların teşhisini umutsuzluk girdaplarında bulan bir peygamberdir o: “Anlam”ın cinayete kurban gitmesi an meselesidir. Cioran bir paradoks cinneti yaşar, her an ve her saniye. Ne geçmişiyle barışıktır ne de gelecek ile mutabık. Melankolisine eşlik eden kötücül kader anlayışı onu uykusuz bırakmış ve bir gece-gezen haline getirmiştir. Kötümserliğin şairane bir hal alması bundandır, şair olma hezeyanı Cioran’ı mahvetmiştir. Şiir ve hayatı yarıda bırakma arzusu onun intihar düşüncesine kaynaklık eder.

Bakış.

Ufuk çizgisini andıran -dikkatli ama kaçak- bir tehlikedir gözlerindeki. Ölümcül bir bekleyişin bıkkınlığı vardır filozofta. Bekleyişi bir gök gürültüsü gibi ani gelişir ve içeride eşsiz bir coşku yaratır. Bu coşkudur ilhamı tetikleyen, Cioran bir filozofta bulunması gereken azami içgüdülere sahiptir. Bu onun acıyla başa çıkmasına da yardımcı olur. İmgesel zihni kurumak üzereyken, varlığa olan düşmanlığı sayesinde tek tekrar dirilir. Ölüm filozofun kurtuluşudur, ölüm bir felsefi yobazlıktır. Bir saplantı. Bir metafizik kuruntu. Aşılması gerekir ya da hiç bulaşılmaması lazımdır. Hayatı sarsan bakışları hayranlığın uzak bir ihtimalini gizler. Gücünü melankoliden alan bu telef edici gözler bir arınma hayalini taşır. Bir heykel gibidir Cioran, yaratıcısına hükmeden.

Işık.

Alacakaranlığın kayganlığını sever filozof. Cioran sabaha karşı gözlerini açmış bir bebektir. Işığın farkındalığını reddeder. Işık ilahi bir tezahürdür ona göre. Tanrının bahsi açıldığında filozof can sıkıntısına gark eder. Can sıkıntısı ölümün aşırı doz halidir. Cioran’ın hayatı anılarla can çekişen bir ölümsüzlüğü andırır. Can sıkıntısı filozofa göre zehirli bir saldırıdır. Can sıkıntısı Canavar’ın sonudur.

Dağınıklık.

Yerinden edilebilirlik hissi çoğu zaman yerleşik bir ruhu tedirgin eder. Yerleşmek ve sabitlemek sıkıcıdır, geleneksel olan her şey gibi. Bir karşıt görüş ustası Cioran: Sarsıcı bir hatırayla yerle bir edilebilir. Yalnızlaşmaya mahkûm derin düşüncelere dalan filozof bir çocuğun saf dokunuşuyla irkilir. Kitaplarda okuduğu safsataya dönüştüğünde ise kendisine ve biricik ölümüne tapınır. Cioran bir intihar bekleyişi ve çaresizliği içinde çırpınırken duası oturduğu sandalyede patlar: Yozlaşan şeyler arasında dolaşırken gördüklerim tiksinti veriyor, zira artık kendimi daha az düşüneceğim. İmkânsızın şüphesinde ölmeyi yeğliyorum.

Çatıkatı.

Cioran hayatla barışık mıdır? Böylesi derin bir düşünme hali sonucunda kazanılan bilgelik onu mahvetmeye çalışan şeyleri onaylayabilir mi? Bir çatı katı ancak bir kaçkının sığınağı olabilir. İnsanlığın dışında kalabilmek Canavar’a göredir. Canavar nelerden beslenir: Özgürlük, intihar fikri ve ötekine kıyma isteği. Cioran çatı katında kendi kendisini zehirleyen bir parazit gibi yaşamayı sever. Her insan deyişi ve günahı bedeninde patlar. O bir insanlık kurdudur. İstikrarsızlığı ve şüphe hep yoldaşıdır.

Anlık bir öfke patlamasının çığırtkanlığını üstlenen Cioran uslanmaz bir retorik tanrısıdır. Sıradanlığa karşı girişilen meşhur savaşın son temsilcisidir.

Yorgunluk.

Bitkin olma durumu. Ahlakın zehirli iğnelerinin ucunda kendine hareket alanı belirlemeye çalışır Cioran. Metafizik imgelemin uç sınırında acı çekeceği yeri belirler filozof. Cioran’ın planı şeytanidir. Kendisine akan bir haz pınarı bulmayı başarmıştır. Yorgunluğu buradan gelir. Bir şövalye bitkinliğidir bu. Şişirilmiş bir egodan başkası değil. O kendisini tekrar tekrar tüketirken kapana kısılmış bir kurt gibi hisseder. Öfkesi “öteki”nedir. Gerisi ulumaktır, gücü ulumak…

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Düzen Metafiziği Açısından Khaos ve Kargaşa

"Khaos", matematiksel, fiziksel, kimyasal; teknolojik uygulamalarla ilgili alanın bir kavramı olarak son elli yıldır heyecanlı tartışmaların konusunu oluşturuyor. Tarihi daha eskilere gitmesine rağmen, kavramın...

Kuru Ağaç

kupkuru bir ağacım sen yokken ne bir meyvem var ne de bir gölgem yine de sarılıyorum bana bıraktığın cılız dallara ve her gece kendi hayaletimden korkarak tekrar tekrar...

Bronz Bacaklı Garson Kız

bar taburesine oturmuş bira içiyorum yaz günü ve garson kızın etrafta dolaşan bronz bacaklarını hayranlıkla izliyorum benim suçum değil garson kız kısacık şortu müthiş bacaklarıyla ve kızıla boyanmış kıvırcık saçlarıyla fır dönüp tebessümler...

‘Öldürmeyeceksin’ Emrinin Hayvan-Olmaklığa Tasallutu

"...Öldürmeyeceksin" (Tevrat/Çıkış 20:13). "...Öldürmeyeceksin" (İncil/Luka 18:20). 'Öldürmeyeceksin' denildiğinde öldürmemelisin çünkü Emir ile aynı an da hayat belirmeye başlar, bu beliriş "evrensel yasa"nın tüm türleri koruma...

Gökyüzü ve İstekleri

Gökyüzü kandan beslenir ve sizin gibilerin ruhlarını ister durur. O bir ruh emicidir. Açgözlü bir canavar edasıyla hayatlarımıza karışır, yok etmeyi değil korumayı sever. Hep yüksektedir. Tek sanatçı...

Buğusunda Gece

Gece buğusunda bir adam, yürüyüşü gün aydınlığından kalan. Kucaklaştığı gökyüzüne yoldaş yıldız ışıltısında bakışları ile, tarifsiz bir hal alan gök kubbenin heybetine hayran. Nasılsa gözden kaçacak, nasılsa...

Bir Cinnetin Filozofu: Artaud

Artaud, özgün ve estetik bir cinnetin ürünüdür. Felsefe yapmaz ama düşünceleri bir filozofunkinden tehlikelidir. Saldırganlığı ete ve bedene olan düşkünlüğünden kaynaklanır. Beden karşısında akıttığı...

İnanç ve Zamanın Kutsallaştırılması

Günlerin, haftaların ve yılların zaman kavramından azade edilerek kutsallaştırılması çok eski bir gelenektir. Bir ortaçağ ya da şark hastalığı da diyebiliriz. Ancak bu gelenek...

Kendine Yürümek (Son)

Tanrılık makamından kopma ve savaş İnsan bu gayreti verirken, varlık alanına girip kendini ne kadar üstünleştirirse o derecede yokluğa yaklaşır. Formlar (varlık) alanında yürüyen insan,...

Cioran Hakkında: Petre Tutea Röportajından Bir Bölüm

Aşağıdaki röportaj metni "Hayranlık Talimleri" adlı belgesel filmin ilk bölümünden alıntılanmıştır. Cioran'ın yakın arkadaşı Petre Tutea'nın girizgah-belagat metnidir. Kendim ve Emil Cioran ile ilgili röportajın...

Yağmur Getirdi Sarhoşluğu

gecenin kahpe damarlarından çekiyorum esrarı en kallavi acının uyduruk saatlerinde orospuların kaşar kokulu iç çamaşırlarını unutamıyorum cılız bir adamın şişman çığlıklarını çocuk oluyorum çünkü her sevişme oraya sığıyor çünkü her...

Dünyanın Çamurunda Parlayan Bir Kitap

''Neye inanacağınızı siz seçersiniz'' diyen bir yazardan insanlık tecrübesine dair sert, sarsıcı ve bangır bangır bir metin: İğrenç Adamlarla Kısa Görüşmeler... Yeni kuşak Amerikan edebiyatının...

“Güç İstenci”nde İnsan

Nietzsche ve felsefesi hakkında o kadar çok şey yazıldı ve çizildi ki bunlar arasında belki de onun söylemek istediklerini en iyi anlatan en iyi...

Can’ın Cevheri

gece ki, uyandığı uykusuyla kapımda, beden uyusa ne çare? görmeye yetenekli gözler, Işığın karşısında yitirir lütfunu açık dursalar ne çare? duydukların ile şekil bulan sözler yer etse dillere sen bilmedikçe söylesen ne...

Bir Şarkıya Bırak Çığlığını?

Bir masaya oturdum yanımda bir defter içine yazdığım şeyler ve kısık bir çığlık gibi kulaklarıma fısıldayan bir şarkı. Ellerimi öylece koydum masaya. Düşünmeye başladım...