İdeoloji Nedir, Gerekli midir?

İdeoloji nedir?

İdeoloji, bir insan hastalığıdır. Sözde bir kurtuluşu (selameti) müjdeleyen fikirler manzumesidir. Dünyevileşen insanın -içgüdüsel olarak- toplumun diğer katmanlarına hükmetmek üzere ortaya attığı alternatif bir çılgınlıktır. İnsan, tarih boyunca gücü ele geçirmek istemiş ve bu amaçla bir toplumsal kurtuluş öğretisi (ideal düzene giden alternatif yollar) geliştirmiştir. Örneğin sosyalizm, faşizim, liberalizm… İşte bu öğretilerin genel adına “ideoloji” diyoruz. İdeolojinin felsefi yorumlaması ise şöyledir:

İdeoloji, bir insandan diğerine bulaşan virüs gibidir. Hastalıklı bir modernite oyuncağıdır. Teoride gayet sağlıklı gibi görünse de, pratikte bencil politik çıkarları önceler. Obsesif bir tarafı da olmakla birlikte insan düşünüşünün önündeki başat engellerden sadece birisidir. İdeoloji, insan içgüdülerini hedef alır ve zamanla katliamlara ve kıyımlara sebebiyet verir.

İdeolojinin litaratürde bir kavram olarak doğuşu, 19. yy’ın sonlarına rastlar. İlk kez Marx ve Engels’in birlikte kaleme aldığı Alman İdeolojisi adlı eserde bunu görüyoruz. 1845 yılında basılan bu eserde de görüldüğü gibi: İdeoloji denilen şey aslında, yerleşmiş olan klasik politik uygulamalara yönelik tepki ve isyanı beraberinde getirmektedir. Marx ve Engels, bu eseri, dönemin Alman ekonomi-politiğinin oluşturduğu toplu histeriye cevaben yazmıştır. Ve dönemin Alman ideolojisinin ya da felsefesinin (materyalizminin) artık yetersiz kaldığını ve salt olarak burjuvaziye hizmet ettiğini dile getirmiştir. Evet, bu örnekte, ideolojinin nasıl ortaya çıktığını görebiliyoruz. Her ideoloji, kendinden bir önceki egemen ideolojiye düşmandır ve onu ortadan kaldırmak ister. Bu ideolojik mücadele, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde daha yoğun ve kanlı gerçekleşmektedir. Örneğin, Türk Siyasi Tarihi’nde yer alan meşhur Adnan Menderes (Demokrat Parti) iktidarı ve sonrasında gelişen 1971-72 olayları… Sonuç: 1972’nin Mayıs ayında 3 sol görüşlü genç idam edildi. İşte ideolojinin başarısı: O, insan potansiyelini istediği yere kanalize etmekte ve düşmanlar yaratmakta ustadır. Aşağıdaki videoyu izlediğinizde ideolojinin nasıl bir tapma ve yok etme eğiliminde olduğunu daha iyi görebilirsiniz:

Not: İdeoloji, insana rağmen, insan için yapılan her türlü politikaların zamanla -pratiğe geçtiğinde- bir ideale (kurtuluşa) değil de, politik rant ve psikopatlığa doğru devşirildiğini göstermektedir. Modern çağda yaşadığımız ideolojik kıyımların tamamına yakını yukarıda zikedilen felsefi tanımlamalara ve çıkarımlara birebir uymaktadır. (Bknz: Sosyalist Rusya ve Faşist Almanya Tarihi)

Dünya hayatı dediğimiz şey, insanın, insan için yarattığı engellerden (savaşlardan) müteşekkildir.

İdeolojinin yetenekleri nelerdir?

  1. Düşünceyi sevk eder: Propagandanın gücünü ve ajitasyon denilen silahı kullanarak, ezik ve kompleks içinde debelenen yığınları peşinden sürükler.
  2. Fikri fetişzmi doğrurur.
  3. Etiketler oluşturarak bazı toplum kesimlerini ayrıştırır ve dışlar, bu taraf ve taraf olmayanlar şeklinde bir kutuplaşmaya doğru evrilir.
  4. Eninde sonunda kullandığı argümanlar ve politik baskılar sonucunda resmi ideolojinin dışındakiler cezalandırılır: Biz buna kısaca diktatörlük diyoruz.
  5. Zamanla bir din haline gelerek köktenleşir. Bu sayede meşruluğunu sürdürmeyi başarır. İdeolojinin toplumsal planda meşruluğunu sağlamlaştırdığı en güçlü aygıt “Devlet”tir).

Sonuç

İnsanoğlu, ideal bir toplum düzeni ararken nadiren de olsa harika fikirler geliştirmiş ancak uygulamada bu parlaklığı pek yakalayamamıştır. Bu talihsizliğin kaynağı, felsefe tarihi boyunca sorulmuş meşhur sorunun cevabında gizlidir, “İnsan nedir”, “Ona güvenebilir miyiz?” Sorunun cevabı tarihin içindedir, sizlere bırakıyoruz.

Şunu kabul edelim: Tarih, idelolojilerin ya da bir diğer adıyla fikirlerin savaş alanıdır. Buradan hareketle birçok ideoloji bu savaşlarda, çağın gereklerine göre insan tarafından tekrar terar devşirilmiş, hatta bazılarından yavru ideolojiler türetilmiştir. Örneğin, Feminizm Sosyalizmin çocuğudur, ya da Neo-nazizm, Hitler Faşizminin türevidir. Bunlar çoğaltılabilir. Asıl vurgulanması gereken, ideolojinin gündelik hayata uygulanmasındaki engellerdir, bu engellerden biri de kuşkusuz İnsan’dır.

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Dönüşüm’e Ontolojik Özne Değerlendirmesi

A) ÖZET Dönüşüm, Franz Kafka’nın 1915’te yayımladığı öykü türündeki eseridir. Edebiyat dünyası tarafından kabul edilmiş bu eser, sadece edebi anlamda hayat bulan bir metin değildir....

Black Metalin Ölümü: Abrahadabra

Dimmu Borgir' ı yaklaşık 10 yıldır dinlerim. Benim zamanımda piyasada bir Dimmu vardı bir de Cradle Of Filth... Bazılarına göre Dimmu, black metal piyasasında...

Felsefe Şeytanla Muhabbettir

Mantık, bilim felsefesi, bilgi teorisi başta olmak üzere, felsefe tarihi, kültür felsefesi ve ahlak felsefesi alanlarında çalışmalarını sürdüren Prof.Dr. Ahmet İnam, Türkiye Felsefe Derneği...

İçgüdüler: Terkettiklerimiz

Terkettik! Yok saydık! Bu sayılan eylemlerin hepsi aynı yere çıkıyor ve insanın doğduğu günden beri yaptığı en iyi şeye. Yani kaçıklığa Peki neyden kaçıyor bu...

Acılar Masal Olsun

Küfür gibi terk ettin. Karakterine yakıştı sevgilim. Kimse senin kadar ana avrat düz gidemezdi. Benden sonraki durakların kimler acaba? Kiminle kan kırmızı gecelerin ardından,...

Yaşar Kemal’in İlk Şiir Kitabı

Yaşar Kemal’in, ilk şiir kitabı 'Bugünlerde Bahar İndi' Pazartesi günü çıkıyor. İlk gençlik yıllarında, hikâye ve romandan önce, şiir yazmaya başlayan Türkiye’nin evrensel yazarı Yaşar...

En Güzel Şey Sensin!

Şu hayatta bulduğum ve bulacağım en güzel şey sensin. Hayat ne kadar iğrençse, sen de o kadar kutsalsın benim için. Bu doğru orantı, aşkın...

Trans ve Tarihçesi

G. Lapasade’nin çok zor bir çalışma olan bu denemesi fizik ve fizik üstü arasında mevcut olan ilişkinin pek küçük bir kesitinden söz etmektedir. Kitapta...

Hiç(lik) Üzerine

Bütün çağlarda en bilge kişiler yaşam üzerinde aynı yargıya varmışlardır: O değersizdir. (Nietzsche, Putların Alacakaranlığı, Sokrates Sorunu) Hiçliği düşündünüz mü hiç? Böyle bir şeyin olasılığını hiç...