Şu hayatta bulduğum ve bulacağım en güzel şey sensin. Hayat ne kadar iğrençse, sen de o kadar kutsalsın benim için. Bu doğru orantı, aşkın katsayısıyla ilgili sanırım. Her ne kadar zamanın güçlerinden azade sayılsa da aşk böyle bir şey. Her an onu aramakla, özlemekle geçiyor günlerim… Ama az kaldı, sayılı günler aşkın kaderinde varmış! Ben acıya çekmeye meyilli biri olarak senin acını çekmeye razıyım, bu bir ibadet benim için!

Aşk böyle bir şeymiş demek ki… Ne tanrı sevgisine, ne dost yakınlığına ne de kutsal inanca benziyor! Seni aldığı zaman her şeyi bir kenara bırakıp sadece sevgiliyi düşündürüp, perişan ediyor. Bunu yaparken öyle bir psikopata bağlıyor ki ne zamanın, ne de varoluşunun bir önemi kalmıyor. Aşk bu yüzden, en estetik acı çekme çeşididir bana göre. Çünkü aşk acıya dahil ve acı aşkın en sadık hizmetkarıdır.

Geniş varlık denizinin her yanında geniş bir aşk akışı vardır. Fiziksel devinim, bitkisel yaşam, zihinsel yaşam… Hep evrensel aşkın derece derece yükselen aşamalarını oluşturur. Aşağı derecelerinde yanılmayan aşk, akılla aydınlandığı zaman iyilik ve kötülüğe eğilim kazanır. Aşk kusursuz olmayan iyiliklerin üzerinde de vardır. Hatta irade, hile ve şiddet kullanmak yoluyla bir başkasının kötülüğüne çalışmış olsa bile yine aşka uyar. Kötülükler aşktan uzaklaşma oranında bir takım derecelere sahiptir ve kötülük aşka yaklaşmak için sarf ettiği üç oranında erdeme yaklaşmış olur… Cehennem bile adalet kadar aşkın eseridir.  -Dante

Aşk, sizi mahveder! Bütün değer yargılarınızla oynar, sizi yozlaştırır. Bu kötü bir şeymiş gibi görünebilir ancak bunları sevgili için yapmak büyük bir zevk verir. Bu yüzden aşk, yepyeni bir ahlakı gerektirir. Bu ahlakın içinde kesinlikle “ben” yoktur. Aşk, hep sevgili merkezlidir. Bütün olaylar, kavgalar, küskünlükler hep onun etrafında döner durur. Bencilliğin mezarıdır aşk, her şeyi hiçe sayan bir öğretmen gibi adını sayıklatır size, sürekli sevgilinin adını dikte ettirir. O, zalim ve güzeldir. Kesinlikle demokrasiden hoşlanmaz. Aşk, olsa olsa bir diktatörlüktür. Başında dişi bir tanrıça bulunan diktatörlük…

Aşk, erkekleri sevmez, hatta feminist bile olabilir, şüpheleniyorum.

Şimdilerde sırılsıklam aşığım ve bir tanrıçanın müridi olmaya gönüllüyüm. Ne yaparsa yapsın o bir tanrıça! Bütün değerlerini içime işliyor, acı çektiriyor, gebertiyor ve sonra yeniden can veriyor. İnsan kokusundan, tanrının düzeninden, hayatın pisliğinden tamamen uzak bir dünyada hüküm sürüyor. O bir yaratıcı, ne isterse onu yapıyor ve bunu tamamen içgüdüsel… Saflığıyla ve davranışlarıyla eksiksiz bir ölüm sanki. Kollarında ölmek, cennette yeniden doğmak gibi. Kokusuyla, tadıyla, teniyle tam bir duygu iklimi, sevgilinin mevsimlerine girince işte bunları hissedersin. Yaşamın her nefesinde bunu tatmak bir lütuftur, bir nimettir. Onu gördüğünde “işte tanrı olmak budur” dersin! İşte bu yüzden aşk, dişi tanrıçaların diyarıdır.

 

Can Murat Demir

2 YORUMLAR

    • sevmek hafif kalır bazı duyguların yanında.. ben dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım duygularımı… ama emin ol ki yarısını bile anlatamadım.. kelimeler kifayetsiz kalıyor ve bu benim hoşuma gidiyor fazlasıyla…

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.