Fantastik Eziyet

Fantastik Eziyet

Bana göre fantastik bir eziyet tanımı var. Güldüren şeylerden korkmak, ya da bunun gibi bir şey… Hiçlik, yıkıcılık delilikle örtüşür mü bilmem ama bazen birey, klasik saplantılarını terk ederek kendisini dizayn etmeye kalkışır. Cinnetin en uysal olan tarafını kendisine kılavuz edinir. Gerçek üstü bir duygulanım gibidir. Hayatın içine farklı bir yorum katabilmek için bu tecrübeyi nadiren tadar. Bu aşamada insan, üstün gerçeklikle sevişmeye başlar. İşte korkuların tamamen söndüğü an bu andır.

Kimileri buna sıra-dışı psikoloji der, kimileri ise delilik (fenomen) Kuşkusuz bu var olma biçimi, bir geçişi simgeler. Ardı sıra gelen kaygısız sanatçı ise bu kayıtsızlığın tek ve yegane bekçisi olur. Bu vakanın içine dünyadan sıyrılma isteği de katılabilir. Çünkü her yaratıcı fikir sıradanlığına katlanamaz. Onu reddeder. O, yalnızca aklın değil duyguların sınırlarını zorlamayı sever. İşkence artık başka dilde telaffuz edilir. Bu başkalaşım görüngünün zenginliğiyle alakalı olmakla birlikte, şairane bir ezikliği de beraberinde getirir. Bu uykunun en güzel yerinde sizi rüyadan azade eden bir cindir.

Kesinlikten hoşlanmasam da bu şeyin bir histeri olmadığını biliyorum. Ayrıca akışın tersine giden ruhun, eksiksiz egoya eşlik etmesi durumunu da hatırlatmak isterim. Acının boyut değiştirmesi olayını hatırlayın! Bir yerden sonra nasıl amacını aştığını… Ben, bu kendini bilmezliğin varlığına sonuna kadar inanıyorum. Ya siz? Bu harika şeye inanmanın, tanrı inancını sınadığını da sanmıyorum. Bu çok farklı bir şey. Bu şeyin adı: Korkulacak şeylere gülme sendromu… Her insanın tadamadığı lezzetli bir yemektir bu. Üzerine basa basa, duygu dokusunun değişmesinden söz ediyorum. Tanrı olmak, onun yanında bayağı duruyor, hem de çok… Rahatlıktan değil kendini paramparça etmekten hoşlanan ve sonra kendisine bu parçalardan güzel bir ziyafet çeken komik bir trajediden bahsediyorum.

Cronenberg filmlerindeki teknoloji metaforlu komedyen figürlerini ne çabuk unuttunuz! Hem mahvediyor hem de var ediyordu zayıf insanlığı. Bunu yapan yönetmen aslında benim yarattığım kavrama, yani Fantastik Eziyet kavramına göndermeler yapıyordu. Bu tarz filmlerdeki gerçeklik öngörüsü tamamen hayal ürünüydü. Bu şunu açıklıyor; insan korkudan değil farklılıktan korkar. Bunu gerçekleyen enstrümanlar ise kurgusal bir takım fantastik değerlerdi. Duyguları aşındırmak… Bir diğer söylemle, duyguları alaşağı etme fikri bu yüzden estetikti. Korku veya acı bu şekilde taraf değiştirmişti. Sizin isteğinize göre değil. Bu korkunun daha tiyatral bir havaya bürünmesiyle alakalıydı. Aslına bakılırsa Fantastik Eziyet diye nitelediğim şey de tam olarak budur. Ben burada kısaca, hayata yön veren duygu ikliminin yeniden tasarlanmasını ve coğrafi olarak sıradanlıktan kurtarılmasını öğütlüyorum. Bu çok yüksek bir etki yaratacaktır üzerinizde. Hayatın tanınmasını zorlaştıracaktır. Özü bir çamur gibi şekillendirerek, içinden bütün korkuların ayıklanmasını sağlayacaktır. Bu bir korku filmi değildir. Asla! O sadece kendisini anlamaya çalışan bir komedyendir. Siz olsanız da, olmasanız da bu inatçı var oluşla size saldırmaya devam edecektir. Farklı bir dil kullanmayı seçmek… Galiba bu hayatta en zor şey olsa gerek. Ki bu yüzden herkes beni anlayamaz ve herkes bu eksiklikten medet umarak mutlu olmayı diler.

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikHayyam Rubaileri -V-
Sonraki İçerikMy Son, What Have Ye Done

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Doğan Dolunaya

Beni birazdan terk mi edeceksin? Anımda çok yakındın ya! Bulutlar örtecek seni lakin, Ve işte yoksun artık güya. Yalnız hissedersin, kederliliğimi, Kenarın yıldız gibi parlıyor aha! Kanıtlıyorsun bana sevildiğimi, Olsa da aşkım çok uzaklarda. Hadi git! Işılda daha da ışıltılı, Tertemiz yolda dolu dolu ihtişamla! Atsa da kalbim acıklı hızlı hızlı, Mutludur gece, sabah Akşamla. Johann Wolfgang von Goethe

Evrenin Bazı Temel Özellikleri

Bağlantılılık ve benzerlik : Bağlantılılık özelliği, evrenin değişik yerlerindeki hareketlerin birbirleriyle bağlantılı olduğunu ifade eder. Eski Hermetik deyişle, “Yukarıdaki ne ise, aşağıdaki de odur; aşağıdaki neyse yukarıdaki de odur”. Gizli bilimlerle ilgilenen kişiler bunu, bilinmeyen bir şeyi bilinen benzeriyle karşılaştırarak incelemekte kullanırlar, çünkü her ikisini de yöneten yasalar aynıdır. Fizik ve geometri bilgisi...

Gerçek Bilincin Soyut Fizyolojisi

Bizi gerçek yapan nedir? Bilinç mi bedenler mi? Yani bir insana neden aşık olursun, değer verirsin ya da insandan neden nefret edersin? Soyutluğun getirdiği duygulara göre her ne kadar hareket etsek de insanların fiziksel yapısı bilincin inşasında önemli bir değere sahiptir. Bir insana sadece bilincine göre bakabilmek...

Kafka’nın El Yazmaları Ne Olacak?

Aralarında Dönüşüm'ün de olduğu pek çok müsveddenin nerede kalacağıyla ilgili davada karar çıktı. 20. yüzyılın en önemli yazarlarından Franz Kafka'ya el yazmalarının nerede kalacağına ilişkin bir süredir devam eden dava sonuçlandı. Yazar, başyapıtlarından biri kabul edilen "Dönüşüm" başta olmak üzere pek çok müsveddeyi ölümünden önce arkadaşı Max Brod’a teslim...

Yekta Kopan ile Söyleşi

Yekta Kopan, Artful Living Edebiyat Söyleşileri'nde yeni yılın ilk konuğu olacak. 9 Ocak Perşembe günü saat 19.30'da Art!Space'te gerçekleşecek olan etkinlik öncesi Kopan'la minik bir röportaj yaptık. Haydar Ergülen sordu... -Sevgili Yekta, o güzelim “Hayalet Gemi” dergisi kapanalı yıllar oldu, ama hayaleti hala edebiyatın üstünde dolaşıyor. İyi ki dolaşıyor. Bilhassa...

Mandala

Tanrılar kendi gövdeleri üstünde hora tepiyorlar Yeni çiçekler açıyor Ölüm'ü unutarak Göksel gözler kuruntunun yürekvuruğu ötesinde Şen şakrak Yaratıcı'yı görüyorum Bandolar dünyalara marşlar çalmak için kalkıyor Bayraklar ve flamalar aşkınlık içinde dalgalanıyor Sonsuzluk içinde en sonunda çok gözlü bir görünüm kalkıyor Yapıttır bu! Bilgidir bu! İnsanoğlunun sonudur bu! Allen Ginsberg

Şölen

Diyorum ki, göklerin sayısı ve konumu konusunda çok farklı fikirler mevcuttur, ama sonunda doğrusu bulunmuştur. Aristo (astrologların antik cehaletini izleyerek) sadece sekiz gök olduğuna inanırdı. En dıştaki tüm diğerlerini içerirdi ve Sabit Yıldızların göğüydü, yani sekizinci küreydi ve onun ötesinde başka küre yoktu. (...) Daha sonra Batlamyus sekizinci kürenin...

La Strada

Filmde İtalya’nın sefaletini gözler önüne seren bir tavır var. Fellini, her fırsatta fahişeleri, esrarkeşleri, hırsızları ve kadın satıcılarını ön planda tutmayı seven bir yönetmen. La Strada bu kaygıyla çekilmiş. Sefaletin içinde yeşeren bir aşkın öyküsünü anlatmış. Duygusal ve bir o kadar zalim bir şekilde bunu kameraya yansıtan...

Görüngübilim Felsefesi

Görüngübilim felsefesine göre nesneler maddi olmaktan çıkmış, düşünce ürünlerine dönüşmüşlerdir. Nesnelerin duyularla algılandıkları gibi değil, birer bilinç ürünü olarak, bilinçte şekillendikleri savunulur. Tüm değer yargılarının ve öğrenilen önyargıların bilinci kısıtlayan örtüler oldukları iddia edilir. Edmund Husserl (1859-1938) felsefeye ‘Görüngübilim’ (Fenomenoloji) kavramını katmıştır. Husserl’e göre varlığın aslı, özü ve...