Akıl ya da İnsanlık: Sıradanlık

Akıl mı, o da ne? O ancak sıradanlığın kölesi olan Ben’in habercisi olabilir.

Aklı savunmak, kestirme bir bir gafletin altını çizerek, hayatı nefes alıp vermekten ibaret saymaktır. Yaşamın olumsuzlanması ayağında kullanılan akıl, gündelik birtakım sorunların çözümünde harika işlev görür. Halbuki, güçlü bir beden ya da sağlıklı bir ruha sahip olma kaygısı aklı bu yönde kullanmaz. O bunu istemez. Onun için hayatı iliklerine kadar hissetmek kafidir. Akıllı olma durumu bu manada ahmaklıktır! Kesinliğe ve onun getirdiği ahlaka tapınmayı gerektirir.

Akıl her zaman bedel ödemeye razıdır, o sadece fedakarlığı arzular. Gaddar bir tanrının kucağında kendisini teselli eden hikayeler uydurur. Bu ölümün en kutsal fantezisidir. Bu aşamada duyguların yadsınması olayı tam da akıl oyunlarına göredir. Akıl, sezgileri hapseder, zihni esir alır, hayatı karalar ve diğerleri için kendisini ateşe atar. Bu şey, bireyin parçalanmasının ve gizli ruh hastalığının bir diğer adıdır. Benlik can çekişirken, akıl mabedinin kapıları -zayıf ruhlara- sonuna kadar açılır. O kadar ki, akıl en büyük ayin için beklenen şeref konuğu gibidir.

Varlık, mecburiyetin en zalimce olanıdır. Bu hayatın içi yoz bir varsayımdan yola çıkılarak doldurulmuştur. (Bknz: Saflığın Seni Bulması)

Akıl, çelişkilerin ezeli düşmanıdır, panik halini kaldırmaz, uysal bir çoban köpeği gibi davranış geliştirir. Garantili bir gidişatı tercih eden akıllılık durumu, sorunsuz bir makinenin mucididir. Sözüm ona akıl sahipleri, genelde şunu savunur: Yağmur yağmıyor ama ben yine de şemsiyemi yanıma almalıyım… Ya da akıllı bir erkek konforlu bir hayatın verdiği rahatlıkla şunu söyler: Hayatın ve aldığım tedbirlerin sayesinde acıdan uzak duruyorum… İşte bu temenni sıradanlığın en güzel tespitidir. İnsan ne zaman ki aklın yolunu tercih etmiş işte o zaman, kendisini hayattan soyutlamış demektir. Tıpkı söylemlerinden de anlaşılacağı üzere bu böyledir.

Topluluğa kolayca uyum sağlayan akıl, bu konuda oldukça başarılıdır. Sürüye dahil olmakta hiç tereddüt etmez ki, ortak akıl, denilen bezirganlığa hemen riayet eder. İşte size bir başka akıl oyunu daha… Güçten düşen bir kadın gibi hastalıklı ve bir o kadar da kendisine aşık bir şey. Sizi makinenin dişlilerine sokar ve sistemin bir uzvu haline getirir. Bu vaka insanın en arzulu intiharıdır. O artık çaresizdir.

İnsan, tarihin belli dönemleri hariç, hiçbir zaman kendisi gibi olamadı, buna izin verilmedi çünkü kendi varlığına ön şart olarak yine kendi varlığını sundu. (Bknz: Saflığın Ve İçgüdülerin Ölümü)

Aklı başında olmak tabiri, kısaca bu kaygıları ve yok oluşu özetler. Aklı başındalık uslu bir koyundur. Pençelerini kendisi törpüler, onları göstermekten utanır. Ama yine de memnundur bu halinden çünkü insanlık dizaynı ona göre şekillenmiştir. Hayat, bu yalanın, aldatmacanın elindeki oyuncak gibidir. En büyük koz insandır; ve çoban çoktan kaçmıştır, işte akıl bu hengamede çobansız sürüyü güttüğünü sanır. Ancak güttüğü kendisidir ta kendisi… Hayatı güden insan, hayatın bizzat kendisidir. Aklı selimlik, aklı kılavuz edinmek, hepsi aynı şeye hizmet eder; hayatın sıradanlığına ve sığlığına…

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikHayyam Rubaileri -IV-
Sonraki İçerik35 Saniye

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Schopenhauer Felsefesi

Felsefe bilindiği üzere hayatın içindeki rahatsız ve sorgulayan bireyin ilgi alanına girmektedir. Buradan hareketle felsefe getirdiği çözümlemelerle var olan hayatın mevcut giriftliğine veya basitliğine...

Tuhaf Dergi, Ağustos Sayısıyla Bayilerde!

Türkiye’nin önde gelen edebiyatçı, müzisyen ve gazetecilerini bir araya getiren Tuhaf Dergi, ağustos sayısı ile bayilerdeki yerini aldı! Kapağında okurlarını, İngiliz edebiyatının en önemli...

Gözlerimi Kapatıyorum

gözlerimi kapatıyorum sakın sigara içme söz vermiştin hatırlıyorum bütün benliğinle içmemeliyim demiştin gözlerimi kapatıyorum sakın sigara içme dudaklarının dumanla sevişmesini kıskanıyorum gözlerimi kapatıyorum kovalarken ölüm bizi nikotin cennetinde her yerini arzuluyorum gözlerimi kapatıyorum sakın sigara...

Kuru Ağaç

kupkuru bir ağacım sen yokken ne bir meyvem var ne de bir gölgem yine de sarılıyorum bana bıraktığın cılız dallara ve her gece kendi hayaletimden korkarak tekrar tekrar...

Kültür ve Medeniyet

Alman tarihçilerinin dilinde kültür lafı, daha önce mevcut olan medeniyete çok yakın bir mana kazanır. Bununla beraber bir takım ayrılıklar önerilir. Kültür, insanoğlunun fizik...

Genç Kızın Yakınışı

Ağaçlar hışırdıyor, bulutlar uçuşuyor, Bir kız oturmuş yeşilliklerinde kıyının, Dalgalar çarpıyor devler gibi, Oysa içini çekiyor kapkaranlık gecede, Ağlamaktan buğulanmış gözleri. "Kalbim öldü, bomboş bu dünya. Hiçbir şey vermiyor artık...

Gecenin Soluğunda Asrın Geleneği: Sadakatsizlik

hayatın anlam kazandığı yerlerdeyim. fahişelerin dar sokaklarında, bağımlıların kol gezdiği kaldırımlarda travestilerin ıslık çaldığı koyu lacivert gecenin içinde, tinercilerin solgun suratlarında, loş, küf kokan barlarda... hiç sıradan insanların arasında değildim,...

Fedakarlık Üstüne

Kendini hiçe sayma içgüdüsü. Kendinden geçme ve kendini güçlü hissetme. Annelik duygusu örnek olabilir. Gücün artması ve kötülüğü hiçe sayma olayı. Feda kelimesi kutsal...

Hayatı Düzeltemeye Çalışan Devrimciler, Önce Kendinize Bir Bakın!

“Beni düzeltmeye çalışma” dedi Salim. “Ben böyle iyiyim. Rahatımı bozma, insanlardan hoşlanmadım hoşlanmayacağım da; bu yüzden uzak tut onları benden, mümkünse hiçbirisiyle tanışmak istemiyorum;...