Ruh İkizleri ve İlişkiler Üstüne

Ruh İkizleri ve İlişkiler Üstüne

Arkadaşlar, okul, aile vs gibi ortak kanallarda yaşayan insan, kısacık hayatını devam ettirebilmek için sürekli tercih yapmak zorundadır. Bu seçimler onun tüm hayatını etkiler. Tercihler yeni bir hayatı ya da önceki hayatın değiştirilmesini amaçlar. Tercihler hayatı, hayat ise insanı şekillendirir. Bu bir döngüdür. Hayatın çarkları böyle işler.

Tercihler insanı direkt etkilemektedir dedik. Eğer bu tercihleri basit olandan yana kurgularsak hayatta o derece basite indirgenerek vasatlaşır, sığlaşır. Yok, ben basiti sevmem bana zor ve derin olan ya da özel olan bir hayat gerek derseniz, o da sizin tercihinizdir. Yaşantılara baktığınızda genelde ilk tercih daha kullanışlıdır. Çünkü sıradanı yaşamak fedakarlık ya da acı barındırmaz, neşeli ve yüzeyseldir. Bu kolay olandır, insanlığın seçimi gibi mesela.

Seçimler, insanın karakteriyle ilintili olarak çalışırlar. Yani karakter ne kadar devasa ve etkileyiciyse, hayattan beklentisi de o derece büyük olacak ve tercihlerini de bu yönde kullanacaktır. İşte tercihlerin ve hayatın birbiriyle ilişkisi ve karakterin bu aşamadaki rolü kısaca budur. Peki, hayatımızın gidişatını etkileyen bir başka faktör, yani arkadaş tercihi nasıl olmalı?

Biliyorum ki arkadaş seçimlerinde ortak kaygılar, korkular, beklentiler ve ortak ilgi alanları başat bir rol oynamaktadır. Özellikle “ortak dertler” arkadaşlığı onaylayan en belirgin şeydir. Bir araya gelince güleceğiniz ve ağlayacağınız bir arkadaş istemek son derece normaldir. Ama bunun tam tersini yaparak, sadece acı ortaklığıyla hareket edip bir yerlere varmayı hedeflerseniz, bu sizi daha da kötü sonuçlara doğru savurur.

Ben salt ortak acıdan yola çıkan arkadaşlıkların, birlikteliklerin tehlikeli olacağına inananlardanım. Tercihimi çok daha yönlü, besleyici ya da etkileşimli bir birliktelikten yana kullananlardanım. Bana göre sürekli aynı acının paylaşılması daha büyük bir acıyı doğurur ve ilişki monotonlaşır. Bu handikap dipsiz bir melankoliyi çağırır ve ruhu mahveder. Bu tarzda birlikteliğin diğer bir tehlikeli yönü de şudur; taraflar genelde mecburiyetten hareket eder, bu berbattır. Bir düşünün; biriyle birliktesiniz ve ona mecbursunuz ve bu yüzden onunla tam bir paylaşım içine giremiyorsunuz.

Mecburiyet, bağlılığın kutsallığını zedeleyen ve bir çıkar ilişkisine çağrışım yapması açısından vicdani olmayan bir şeydir. Bu bağlamda mecburi bir birliktelik herhangi bir ortaklığı değil tamamen mahkûmiyeti çağrıştırmaktadır.

Mecburiyeti, ilişkiler açısından düşündüğümüzde neden tehlikeli olduğunu kavrayabiliriz aslında. Çünkü gönüllülük havasında var olamayan birliktelik mecburiyetten kaynaklanıyorsa orada çift kişilik bir yalnızlık hâkimdir diyebiliriz. Kişi kendi kendini üstü kapalı bir yalnızlığa itiyor demektir. Bu durumda kendini teselli etmek, sadece kendini kandırmadır. Bir rüyayı gerçeğe tercih etmektir, muhtevası yalnızlıktır.

İlişkide zaman ilerledikçe, her iki taraf oyun oynar hale gelir ve kendilerini birbirlerine emanet ederken bu gereksiz birlikteliği anlamlandırma gayretine girerler. Bunu yapmak psikolojik bir gereksinimdir, bu sayede ortak dertlere ağlamak onların var oluşu haline gelir. Bu aşamada kişiliğin aç olduğu şey göz ardı edilir. Bu açlık, ruh ikizinizin varlığıdır.

Erken sonuç: Ruh ikizleri sadece acıdan beslenmezler. Bu büyük bir yanılgıdır.

Bir birliktelikte asıl vurgulanması gereken şey sadece acının varlığı değildir, var oluşların mücadelesidir. Bunun bir diğer ayağı da şudur; bir var oluşun diğer bir var oluşun içine girmesi ve onu etkilemesi… İşte zor olan birliktelik tercihi budur. İmkânsız değildir ama çok nadiren rastlanan bir şeydir. Zordur evet, kendi içinde birtakım acılar barındırır ve asıl derinliği de bu var oluş sancılarından kaynaklanır. Çok zor bulunan bir şeydir, o ki sadece acıdan beslenmez, tüm var oluşun içinde izlerine rastlanan bir beraberliktir. Umutlardan, hayallerden, beklentilerden, karanlıktan, aydınlıktan… Kısacası hayatın tüm dallarından beslenen, bazen yıkıcı bazen yaratıcı olan şeydir. Gerçek anlamda sesine ses bulmanın verdiği o doyumsuzluk anının adıdır. Ruh ikizinizin dillenmesi, vücuda gelmesidir.

Bu metni niye yazdım? Çünkü hayatın değiştirilmesi ve sürdürülmesi aşamasında dost, sevgili seçimi çok önemliydi ve tecrübelerimle şunu söyleyebilirim;

Bu seçim insanı batağa da sürükleyebilir, güzelliği de… Herkese şunu söylüyorum; Hayatın onarılması çok zordur değiştirilmesi ise daha zor… Zor olanı seçmek ve bu cesareti göstermek ise karakterin seçimidir. Son olarak da şunu sorarak bitirmek istiyorum:

Tüm insan ilişkileri ve hayat üzerindeki etkisi düşünüldüğünde siz hangisini seçerdiniz? Kolay olanı mı, yoksa devasa olanı mı? Hangisini?
Unutmayın ki seçimlerde sizin, hayatta…

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Anlam Masalı

Yazı bakıyor bana. Ben de ona. Soruyor: "Anlamım ne?" İçini yazanın anlamı. Kendini kazanın anlamı. Hayatını yazıya vuranın anlamı. Yazıyla kendini saranın anlamı. Yazıyla kapı açanın, göz açanın, ötenin eşiğinde duranın anlamı. Öteye gitmiş gelmişin anlamı. Kıyısında ömrümün soruyorum yazıya: "Anlamın ne?" "Hiçliğe salınmış çıkrığım ben" dedi...

Wrong Turn I, II

İlki 2003 yılında çevrilen ve yayınlanan serinin ilk filmi dağ adamları efsanesiyle başlıyor. Randevusuna yetişmeye çalışan psikoloğun yanlış bir yola sapmasıyla başlayan hikaye 6 insanın ormandaki ucubelerle olan kurtuluş ve mücadele hikayesini anlatıyor... Önlerine çıkan her insanı öldürmekten zevk alan bir aile karşımızda... Ensest ilişkilerle çoğalan tam bir...

Sözsüz Müzik

Müzik; insan ruhuna yeni bir şeyler üfleyen onu şekilden şekle sokan ve sonra ona bir hiç olduğunu fısıldayan bir fenomendir. Müzik dinleriz, çünkü müzik bir anlamda insanın özgürleştiği ya da hiçleştiği tüm metafizik hallerini müjdeler. Bizi tek başımıza bırakır ve sonsuz melodilerin eşliğinde sürükler. Bunu yaparken acımasızdır, aşkı,...

The Cell

Anılar, kabuslar ve hastalıklı bir zihin... Sizce bu sayılanlar bir cinayete sebep olabilir mi? The Cell bunu bize görsellliğiyle ve duygusal karanlığıyla ispatlamaya çalışıyor. Düşler, kabuslar ve bilinçaltının eşlik ettiği br psikojik gerilim örneği.. The Cell, Jennifer Lopez' in oyunculuk kariyerinde belki de bir dönüm noktası çünkü Lopez genelde...

Nasıl Konuşmalı?

Sözümün akışını bozup güzel tümceler aramaktansa güzel tümceleri bozup sözümün akışına uydurmayı daha doğru bulurum. Bir sözün ardından koşmamalıyız, söz bizim ardımızdan koşmalı, işimize yaramalı, söylediğimiz şeyler sözlerimizi almalı ve dinleyenin kafasını öyle doldurmalı ki artık sözcüklerini hatırlayamasın. İster kağıt üstünde olsun, ister ağızdan, benim sevdiğim konuşma, düpedüz,...

Siyasal Propaganda

Başkalarının kanaatını değiştirme girişimlerinin konuşmanın gelişmesiyle birlikte başladığı kabul edilir. Konuşma vasıtası ile insanları fizik güce başvurma gereği kalmadan kullanma ya da ikna etme imkanı ortaya çıkar.”Beyin yıkama” sözü, asıl silahın sözel ve sembolik olduğunu açığa çıkarır. Din değiştirme, politik kışkırtma, sağlık propagandası, kitle iletişim araçlarının halk üzerindeki...

Photo Graphos: Bir Arzu Nesnesinin Son Duası

İnsanın yolculuğu şehirle başlar elbet. Ancak şehirle bitmez -bitemez. Zira kapital olana hayranlık şehrin ayırt edici/baskın özelliğidir. Şehir bu anlamda bir derviş düşmanıdır. O şöyle seslenir: Sermayeyi seven bizden olamaz. Kırsalın dervişinden bahsediyoruz burada. Aksi beklenemez, o bir şehir müptelası olmamalıdır. Anadolu halkından, emek hakkının savunusundan bihaber...

Kontrollü Flashback’ler

Ne sağlam bir pabuç kalır yarına, Ne de kokuşmamış bir çorap Taşıyorsa eğer koca bir insanın yükünü. Ağzımdan dökülen ilk cümlemin mısraları oldukça şaşkınlık yarattı Jerzy’de. Kayalıkları yer yer delerek arasından sızan bir kaç ağacın altında, deniz kenarındaydık. Tanrının beni neden yarattığını sorgulamalarım Jerzy’nin yüzünde beliren gülümsemeyle tarih oldu. "Mısralar tıkanıklıkları...

Felsefe Ders Notları: Ahlak Felsefesi, Etik

Ahlâk felsefesi, insan eylemlerini ve bu eylemlerin dayandığı ilkeleri konu alan felsefe dalıdır. Buna göre ahlâk felsefesi, ahlâk alanında hakim olan ilkeleri, “iyi” ve “kötü” nün ne olduğunu, ahlâklılığın ne anlama geldiğini ele alır. Ahlâklılığın ne olduğu üzerinde durur; özünü ve temellerini araştırır. İnsanın davranışlarında özgür olup olmadığını  sorgular. Hangi eylemlerin ahlâklı olabileceğini...