Yavaş Yavaş Ölüyoruz!

Herkes yavaş yavaş kopuyor birbirinden. Hayat nasılda çözülüyor ağır ağır. Bunu her an ve her anlamda yaşıyoruz. Kısa cümleler buna ilk örnek mesela. Kısa cümleler kullanmak ve bunu alışkanlık haline getirmek. Cep telefonlarıyla, internetle ya da televizyonla yaşamdan kopmak. İletişim gittikçe zorlaşan bir olgu günümüzde. Hayat yenilmeye başladı teknolojiye. -Ve insan ilişkileri de.

Artık zamanımız yok konuşmaya ya da hissetmeye. Hey, nbr, ok, ya da buna benzer basmakalıp ve basit hitaplar, gündelik hayatımızın tüm heyecanını yok ediyor. En basit zevkleri bile yaşayamıyoruz. Birine dokunmak, ya da onu gerçekten hissetmek artık çok uzak bir ihtimal. Biz internette sanal aşk yaşamayı ve farenin ucundaki sevgiliyi tercih eder hale geldik. Hayatımız acınası bir durumda. Çünkü cümle kurmayı bile unuttuk. Kesinlikle başka bir dünyaya aitiz; tüm unuttuğumuz ve kuramadığımız cümlelerimizle. Ne konuştuğumuzu bilmiyoruz çoğu kez ve tamamen refleks halinde konuşmaya alıştık. Tembelleşiyoruz. Hem de çok büyük bir hızla. Bu saçma hengâme içinde okumayı da bıraktık düşünmeyi de.

Çünkü kitaplar dokunmadan okunmaz. Şiirler, hissedilmeden var olamaz. Her şey tarihe karışıyor. Sessizleşiyoruz. Susuyoruz. Dahası ve en tehlikelisi de bunu bir erdem sayıyoruz. Yürüyen merdivenler, metrolar ve hızlı trenler, bizim yerimize ses çıkarıyor ve yaşıyorlar. Ölü vücutlar ordusu yürüyor her yerde. Tüm duygularını kaybederek. Bir aldırmazlık selinde. Sığlaşıyoruz ve ne yazıktır ki bu hoşumuza gidiyor sanki. Başkalaşıyoruz. İstediğimiz tek yegâne şey boş hayatımıza boş zaman yaratmak.

Zırvalıklara adadık kendimizi. Hayatımızı. Basitleşiyoruz, yaşlandıkça. Robotlaşıyoruz.
Daha gençliğin enerjisini tatmadan yaşlanmak gibi bir seçimimiz var. Umudumuzu yitirerek, anlamsızlaşarak… Beraberinde, tüm doğallığımızı yitirerek…

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikYazar Olmak
Sonraki İçerikDenemeye Değer

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Gecenin Bitimi

Gecenin bitimiyle sabahın başlangıcına yakın bir saatti. Gökyüzü koyu maviydi. Gecenin nefesinden kopan bir serinlik vardı. Bir gecekonduda açtı gözlerini. Kendine başka bir yer bulmalıydı....

Aşk

Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben Perde ardında sen ben dedikodusu var amma... Perde kalktı mı ne...

Felsefe Nedir Sorusu Üzerine: Derin Düşünenin Anavatanı

Felsefe bir varoluş yatağıdır: Bir Yuva. -Ana vatan. Her şey bu mecra üzerinden gerçekleşir. İnsan, sanat, psikoloji, bilim, şiir, edebiyat… Hepsi bu Yuvanın izlerini...

Gelenekçilik ve İlericilik

Gelenekçilik ve ilericilik: Aynı eğilimin iki yüzü bunlar. Bakmayın gelenekçilerin ve ilericilerin birbirleriyle didiştiklerine, dövüşlerini bile aynı şeyi savunarak yaparlar. Bir kısmı, geçmişten getirilen...

Hayaller Gerçektir!

Sevgili Azizim Aslı, Hayallerimiz gerçektir, bunu unutma. Buna rüyalarımızı dahil edebiliriz. Ancak hayaller, ne bilgi birikimi, ne de kelime dağarcığıyla alakalı değillerdir. Ancak hayallerin hayata...

Tanrının Varlığı

Tanrının varlığı konusu büyük ve ciddi bir sorundur, doğru dürüst ele alabilmem için, İsa yeniden gelinceye kadar sizleri burada tutmam gerekir, bu bakımdan oldukça...

Ölüm

Anlatılanlara göre; Hristiyan bir misyoner, dine davet etmek üzere İngiltere’de Saxon kralının sarayına gitmiş ve konuşmaya başlamış. Konuşurken sıra tam da ölüme ve ahirete...

Evlilik Düşmanı Bülent Bey’in Yaşadıkları

Dışarıdaki soğuk rüzgâr, kapalı kapılar ardındaki hoş sohbetleriyle birbirlerinin yüreklerini ısıtan ailelerin mutluluğunu süzüyor. Etrafta korkunç bir uğultu var. Sanki rüzgâr, etrafa attığı kıskanç...

Görmek

Görmek, Bir kör gibi içinden görmek, Ellere dogan manzaraları. Ve yine Kör gibi ellerle yoklayarak Görmek çiçekleri,görmek baharı... Görmek altın kusları Ki uçan siirlerde Ve parlar bir vezin gibi Ruhun havasından geçerken Görmek mesafelerde...