cinsellik-ve-felsefe_0

Felsefe, hayata ve insana ait değerlerin yepyeni bir formda insanlığa tekrar sunulmasıdır ve sırnaştığı birincil varlık ta insandır. Bu anlamda her şeyin felsefesi yapılabilir, taşın, ağacın, evrenin, yaşamın, ölümün, sanatın, ahlakın, varolmanın, inançların, cinselliğin, üremenin, uzaylıların vs… bunu çoğaltabiliriz. Bu makalede insan yaradılışıyla yaşıt bir konuya değineceğiz. Uzun lafın kısası, “Cinselliğin Felsefe”sini yapıp içi boşaltılan bu kavram üzerine biraz kafa yoracağız.

İki cinsi birbirine çeken nedir, neden biraraya gelirler hiç düşündünüz mü? Neden sevişiriz? Neden sevgilinizle biraradayken heyecanlanır ve onun vücudunu süzersiniz? Bir çıplak vücut neden sıvı salgılamanıza neden olur? Tüm bu soruların kaynağı olan “cinsellik” üzerine birkaç laf etmek istiyorum. Öncelikle cinsellik tanımıyla işe başlayalım:

Cinsellik bana göre, iki ruhun hazla örülü duvarlar ardında yaşadıkları eşsiz bir deneyimdir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi cinselliğe farklı bir derinlik katmanın gayretindeyim. Buradan hareketle farklı bir izah daha getirmek istiyorum: Cinsellik, iki ruhun ya da iki farklı tensel coğrafyanın, isteyerek ve bilerek bir araya geldiği ilahi tesirlerin vücut bulduğu bir mecradır. Evet, cinselliğin felsefesini yapmak demek tanrıya ilişmektir. Ve hatta ona ulaşmanın farklı bir yoludur bana göre. Ben cinselliğin ilahi bir kaynaktan geldiğini ve kesinlikle kutsal bir içeriğinin olduğuna inanıyorum. Bu yüzden cinselliğin felsefesini yapmak demek, bana göre tanrının görüş alanına girmek gibi bir şey. Belki bazılarına abartı gelebilir ama ben cinselliğe “tanrının işi” diyorum  ve buna inanıyorum da.

Hiç bir şey şehvet kadar kibirli değildir. -Platon

Bana sorarsanız Platon bir yerde haklı. Ancak unuttuğu bir şey var, kibirli olmasının yanısıra “şehvet” bir içgüdüdür, kibri de buradan gelir ve cinselliğin en önemli elemanlarından biridir. Açıkçası cinsellik insanın kendileştiği (hiçleştiği) nadir anlardan biridir. Çünkü o an sadece yaşarsınız, salt olarak siz ve haz vardır. Heidegger insanın hiçliğini (bir yerde varoluşunu) korkuya bağlar, ben de cinsellik tarafında bunun olduğunu ileri sürüyorum hatta daha da ileri giderek, cinsi münasebetin bir tür geçişkenliği barıındırdığını iddia ediyorum. Bana göre cinsel haz safhası kişiyi başka bir boyuta taşıyarak tekrardan kendisiyle yüzleşmesine sebep oluyor. Bu aşamada eğer işin içinde bir de “aşk” fenomeni varsa bu süreç tam bir sarmal haline gelip tanrısallaşıyor.

Erken sonuç: Cinselliğin felsefesini sadece madde ya da görünür aleme indirgeyemeyiz. Çünkü aşkta olduğu gibi cinselliğin de ilişiğinde “metafizik” var. Bknz: Aşk: Acının Kraliçesi

Biraz daha açarsak; Cinsellik, ruhani bir boyutta sevdiğin varlıkla tekrar doğmak gibi bir şey, ya da bir nevi bir yenilenme de diyebiliriz. Tekrar doğuşla anlatmak istediğim ise iki bedenin birleşip yek vücut olmalarıdır. Bu metafiziğin değdiği nesneler ise salt “orgazm” amacı taşımaz. İki ruh bazen bir kaçışı, bazen ise bir sığınmayı simgeler, değişmeyen tek şey ise hazdır. –Örneğin: Tantrik Cinsellik

Seksten daha ilginç bir şey keşfetmiş kişiye entelektüel denir. –Aldous Huxley

Şunu kabul etmemiz gerekiyor, cinselliğin felsefesini ve içeriğini yapmak kolay değil. Çünkü cinselliğin (seksten farklı olarak) psikolojik, fizyolojik ve hatta sosyolojik yönleri var. Gelin görün ki Türkiye şartlarında cinsellik deyince akla sadece sıvı alışverişi gelir. Bu talihsiz ve korkunç bir saptama ve ne yazık ki olan bu. Bence kavramların doğru tanımlanması ve buna göre hayata dahil edilerek hizmete sunulması önemli. Zaten felsefenin de en kutsal amaçlarından biri de bu değil midir?

Bu arada bir itiraf: Bundan seneler önce yazdığım aşk ve tanrı ile ilgili makalemi de bu metinle estetik bir ironiye bağlamış oldum.
Bknz:Felsefe ve aşkın çocuğu: Tanrı Bknz: Yeni Bir Dünya Yeni Bir Cinsellik

Can Murat Demir

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.